Ben onun enini de boyuna uyduracaktım ya

Arkadaşlar, bir adam varmış. Konuşurken heyecana gelir, kendini kaybeder, coşar, taşarmış... Coştuğu zamanlarda ise, sa­ğa sıfırları çok koyarmış. Rakamın soluna konulsa zarar etmez de, sağa konulduğu zaman, bu fazla sıfırlar, ölçüsüz insanı kepa­ze eder...

Bu adamın bir de, tam aksine, temkinli mi temkinli bir oğ­lu varmış. Babasına demiş ki:

"Babacığım, siz bazen coşuyorsunuz. Konuşmayı seviyorsu­nuz. Fakat coştuğunuz zaman ölçüyü kaybediyorsunuz..." Baba­sı cevap vermiş:

"Ulan bu hastalık bende var... Olmaz olsun... Şayet böyle bir coştuğum zaman olursa, sen öksürüver, ben ayarlarım, diz­ginlerim..."

Baba oğul bir köye uğramışlar. Bir hane sahibine misafir ol­muşlar. Ev sahibi babaya sormuş:

"Amca mesleğiniz nedir?" Babanın ağzından:

"Çiftlik sahibiyim" diye çıkmış.

Böyle deyince, demek misafir zengin, kerli ferli bir insan, ih­mal edilecek kimse-değil. İkram, izaz edilecek birisi... Hane sa­hibi tabiî olarak yine sormuş:

"Amca çiftliğinizin büyüklüğü ne kadar?"

"Boyu altı saat!.."

Oğlan öksürmüş, ama söz ağızdan, ok yaydan, çıkmış bir kere... Amca toparlanmış, dizginlemiş, kendine gelmiş.

Vay canına! Boyu altı saatte anca yürünen kocaman bir çiftlik...

"Çok güzel amca, peki eni ne kadar?"

"Bir karış..."

Ev sahibi hayretler içinde kalmış:

"Beyamca, Allah hayırlı etsin. Lâkin boyu altı saat, eni bir karış olan bu çiftliğe ne eker, ne dikersiniz? Bu çiftlikte ne yapar­sınız?"

"Oğlum, evlâdım, ben onun enini de boyuna uyduracaktım, ama şu cenabet oğlan çabuk öksürdü.."

Mehmet Ertuğrul Düzdağ (Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar-2, s. 390)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar