Dava Adamının Özel Hayatı Olmaz

"Alimler, peygamberlerin vârisleridir." Onlardan devraldık­ları iman hizmetini, mirasçısı oldukları peygamberlere yakışır bir şekilde devam ettireceklerdir. Sadece bilmek, âlim olmak, inşam "peygamber vârisi" yap­maz, bunun için, "peygamber gibi davranmak" icap eder. Ancak bunu yapabilen âlimler, o makama ve tebrike lâyık olurlar.

Dava Adamının Özel Hayatı Olmaz

Bu büyük insanların, hâlleri, tavırları ve yaşayışları; sözlerin­den daha tesirli olur. Bu insanlar her anlarını, günün yirmi dört saatini, Müslümanca yaşarlar. Bu zatarla insan, bir genç, yirmi dört saatini birlikte geçirebilir... Fakir, Hasanül Benna, Sabri Efendi, Zahid Kevseri ve İhsan Efendi gibi zatlarda bu hâli gördüm.

Ne yazık ki, İslâm davasına önder olduğu söylenen bazı meş­hur kimselerin, şahsî davranışlarında, siyasî veya ticarî hayatiarında, yakışıksız hâller görülebiliyor... "Canım bu onun özel hayatıdır, karışmayalım." denilemez. Çünkü dava adına öne çıkmış adamların, özel hayatları olamaz... Özel hayatını, keyfine göre yaşamak isteyenler, İslam adına öne çıkmazlar, çıkamazlar, çıkmamalıdırlar.

Mehmet Ertuğrul Düzdağ (Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar-2, s. 294)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar