İbn-i Arabi'nin Ortaya Attığı Karmaşık ve Ölü Sistem

Muhyiddin ve onu takip edenlerin asıl tesiri sufîlerin inançlarında değil, belki tavırlarında olmuştur. Muhyiddin'in Yeni-Eflâtuncu ve Karmatî fikirlerinin İslâm tasavvufunda çok kötü, menfî tesirler yarattığını söyleyen L. Massignon, başlıca iki nokta üzerinde durmaktadır. Bunlardan biri sûfî ahlâkı ile sûfî ilahiyatının birbirinden ayrılmasıdır ki biz yukarıda bundan bahsettik. İkinci nokta tasavvufu sosyal fonksiyonundan sıyırarak kapalı bâtınî dâireler haline getirmesidir. Aslında bu menfî tesir de ahlâk-ilâhiyat ayırımının bir neticesi sayılabilir. Gerçekten, Muhyiddin'in tasavvufunda ancak pek dar bir çevreyi ilgilendirebilecek mâhiyette zihin canbazlıkları ön sırayı almaktadır ki bunlardan gerçek bir aydınlık beklenemez. Gazâlî'nin belli-başlı eserleri (özellikle İhya) her müslümanın elinden düşmeyen kitaplar olduğu halde Muhyiddin'in çok dar bir elit tarafından okunması onun daha kaliteli bir yazar olmasından değildir. Muhyiddin bütün parlak zekâsına ve geniş bilgisine rağmen ortaya ölü bir sistem çıkarmıştır. Bu sistemin İslâmiyet'in realitesi ile pek az ilgisi vardır. Onun uğraştığı ve anlattığı şeyler yaşayan, dinamik bir dinin dışında kalmış, İslâm te-fekkürünün gelişme seyrine ve İslâm cemaatının ihtiyaçlarına ayak uyduramamıştır.

Bütün bunlara rağmen Muhyiddin sünnî Müslüman dünyasında büyük bir şöhret ve itibar sahibi olabildi. Bu itibarın gerisindeki en önemli motivlerden biri onun anlaşıl-mazlığıdır. Münevver bir Müslüman onu okuduğu zaman fevkalâde kaliteli bir zihinle karşılaşmış olmaktan haz duyar ve keendisine saygı gösterir. Gerçekten, Muhyiddin İslâm medeniyetinin yetiştirdiği büyük adamlardan biridir. Halk kitleleri arasındaki itibarı ise münevverlerden gördüğü takdirin bir yansımasıdır. Halbuki münevver onu dindeki fikirlerini tasvip ettiği için beğenmez, onu değerli bir filozof olarak düşünür. Halkın ona ait dinî fikirlerle herhangibir irtibatı yoktur; zira Muhyiddin'in görüşleri aydınların müsamahası ile karşılaşsa bile, halk arasında bilinse hiç hoş görülmezdi.

Erol Güngör (İslam Tasavvufunun Meseleleri, s. 78)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar