Marksizm ve Etik

Marksizmin, kuşatıcı ve bütünsel bir 'etik'i ve bir hukuk kuramı olmadığı, olamayacağı; çünkü 'ahlak'ın ve 'hukuk'un birer 'üstyapı' kurumu (düzlemi) olarak sınıf-bağımlı (classbound) bir konumda bulundukları; dolayısıyla da, olsa olsa sınıf-bağımlı bir ahlaktan ya da sınıf-bağımlı bir hukuktan söz edilebileceği öne sürülür; 'hukuk'un ve 'etik'in, bağımlı oldukları (toplumsal) sınıfa gönderme yapılarak tarumlanabileceği belirtilir: 'Feodal' ahlak, 'burjuva' hukuku vb. örneklerinde olduğu gibi.

Bu öne sürüş doğruysa, Marksizm bağlamında bütünsel, kuşatıcı ve sınıf-bağımlı olmayan bir etikten ya da bir hukuk kuramından değil, sınıf-bağımlı olduğu için parçalı (fragmentary) bir ahlaktan (küçük harfle) ve bir hukuktan söz edilebileceği çıkarımsanabilir mi? Bir başka deyişle, Marksizmde hukukun ve ahlakın sınıf-bağımlı oluşunun, hukuka ve ahlaka ilişkin bütünsel, kuşatıcı ve sınıf-bağımlı olmayan bir kuramı zorunlu olarak dışta bıraktığı söylenebilir mi?

Daha başından şunu söylemekte yarar var: Marksizmin kurucularının ayrı bir etik ya da bir hukuk kuramı öne sürmek gibi bir niyetleri olmamıştır. Tersine: Marx'ın ahlaksal önkabullere dayalı normatif bir etik ya da soyut haklara dayalı bir hukuk kuramını reddettiğini bile söyleyebiliriz.

Hilmi Yavuz (Felsefe Yazıları, s. 26)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar