Mutezilecilerin vahyi değil de filolojiyi referans olarak alan seküler akılları

Rasyonel teoloji, vahiyle akıl arasında varolduğu düşünülen çelişki ya da aykırılıkların tasfiyesine ilişkin bir okumanın, Muhammed Arkoun'un kavramsallaştırmasıyla söylersem, 'seküler akıl' ile gerçekleştirilmesi dolayımında mümkün olabilir. Seküler akıl, kutsal metinlerin vahyi referans almadan okunmasına ilişkindir. Muhammed Arkoun, seküler akla karşılık, 'İslami akıl' dan (La Raison lslamique) söz ediyor ki bu, seküler aklın tersine, vahiy merkezli bir okuma anlamına gelir. Anlaşıldığı kadarıyla Mutezile, vahiyle akıl arasındaki görünüşteki çelişkiyi, Kur'an ve hadisleri referans olarak alan İslami akılla değil, Arap dilinin filolojik verilerinden yola çıkarak seküler akılla ortadan kaldırmak yolunu tercih etmiş görünmektedir. Mutezile kelamcılarının, 'takip ettikleri yolun İslami olmaktan çıktığı' yolundaki ithamlara, tastamam bu gerekçeyle muhatap oldukları biliniyor. Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Hadisçilerle Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar" adlı kitabında, Mutezile'ye karşı olan Eş'arilerin "akidelerini yalnız Kur'an ve hadise dayadıklarını ve bu iki kaynak dışına çıkmakta büyük tehlike gördüklerini" bildirir. Bu durumda söylenebilecek olan şudur: Ya Kur'an'daki müteşabih ayetlerin tevili, Mutezile'rıin yaptığı gibi akıl ile vahiy arasında herhangi bir çelişki ya da aykırılık olmadığını ortaya koymak amacıyla vahyi değil de filolojiyi referans olarak alan seküler akıldan yola çıkılarak gerçekleştirilecek; ya da Kur'an ve hadisler referans alınarak bu ayetlerin İslami akılla bilâ keyfe okunması cihetine gidilecektir.
Hilmi Yavuz - İslam'ın Zihin Tarihi - Sayfa 53

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
253
Baskı Tarihi
Eylül 2009
ISBN
978-975-253-978-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Timaş
Editörü
Emine Eroğlu
Modern(leşmiş) okur-yazarların katı reflekslerinin aksine Hilmi Yavuz, şiirsel-düşünsel serüveninin başından beri çokyönlü okumalarıyla, kendine özgü bir yol üzerinde yürüyerek, özellikle tasavvuf irfanından devşirdiği birikimi ve inşa ettiği duyarlılığı hem şiiri hem de düzyazıları açısından temel bir kaynak haline getirmiştir. İslam’ın Zihin Tarihi de şiirden felsefeye, tasavvuf irfanından siyasete geniş bir ilgi alanına ilişkin tecessüsünü dersleriyle, söyleşileriyle ve yazılı tanıklıklarıyla dile getiren Hilmi Yavuz’un İslam üzerine yazdığı makalelerden oluşuyor.