Hatıralar, hakikatten ziyade hakikatin şiirini aksettirdikleri için hoşumuza giderler.

Book Cover

"Size gençliğimin en heyecanlı, mesut bir devrini borçluyum Bersad Hanımefendi! Tanıştığım yıl tam yirmi dört yaşında idim."
"Ben de yirmisinde."
"Evet, ancak yirmisinde idiniz. İlk buluşmamızı hatırlıyorsunuz, değil mi?"
"Hemen hemen aynı helecanla... hepsi, bütün sahne gözümün önünde... zamanla gider diye korkuyordum ama bereket gitmek bilmiyor. Yürek çarpıntılarıyla hatırlayıp duruyorum."
"Bende de aynı şey oluyor. Hatta bu hatırlayışların tadı galiba oluşlar zamanındakinden daha latif! Yıllar hatıraları perdahlıyor, hem pürüzlü taraflarını yontup onları tenasüplü şekillere sokuyor, hem de cilasını verip keskinliği kalmamış bir ışıkla güzelliğini arttırıyor."
"Öyle oluyor, pek doğru... hatıraları seyrettiğimiz ışıkta bir başkalık, esrarengiz bir hassa var."
"Şu mehtap ziyası gibi! Bakınız: güzeli daha da güzel hale getiriyor; çirkini de örtüyor, süslüyor, güzele benzetiyor; kirli bir su birikintisini bile gümüşleyip ona bir pınar aya berraklığını veriyor. Biz hatıralarımızı böyle bir ışık altın görürüz: güzelliği arttıran, çirkinliği eksilten marifetli, sihirbaz bir aydınlık içinde! Hatıralar, hakikatten ziyade hakikatin şiirini aksettirdikleri için hoşumuza giderler. Mazimizin çiğ ışıkta gözden geçirilmesine tahammülü yoktur."

Refik Halid Karay ( ), s.
185