Birlikte ve Ayrı

Book Cover

Hepimizin bildiği gibi ya da "hepimizin hemfikir olduğu gibi" ifadelerini kullanmışsam, fark gözetmeden benim gibi düşünen insanları kastetmiş olurum.Hatta dahası böyle insanları seçip onları farklı düşünen başkalarından ayrı bir yere koyduğumu, bu seçilmiş topluluğun benim için her halükârda önemli olduğunu ima etmiş ve önemli olanın özellikle başkası değil bu seçilmiş grup olduğunu, bu grubun üyelerinin ortak fikrinin söylediklerine bir otorite -yeterli, güvenilir ve sağlam bir otorite- kazandırdığını belirtmiş olurum.Bu ifadeyi kullanarak kendimle dinleyicilerim ya da okuyucularım arasında görünmez bir karşılıklı anlayış bağı kurmuş olurum.Ortak görüşlerimizin, üzerinde konuştuğumuz konuyu aynı şekilde ve aynı açıdan görmemizin sayesinde, birlik olduğumuzu kastederim. Akla gelen tüm bu anlamlar, sözünü etmeksizin kullandığım ifadeye örtük olarak eşlik etmişlerdir.Sanki hem hemfikir olan "biz hepimiz"in birliği hem de hemfikir olmayanları ortaklaşa dikkate almayışımız, üzerinde kafa yormaya ya da aslında durumun böyle olduğuna ilişkin kanıt aramaya ve sunmaya gerek duymayacağım kadar doğal görünür (ve bunun aynı şekilde izleyicim için de böyle olduğunu umarım ya da böyle olduğunu baştan kabul ederim).
İşte cemaatten bahsederken, başka insanların muhtemelen reddettiği şeyleri kabul eden hiç de açıkça tanımlanmamış ya da sınırları belirlenmemiş böyle bir insan topluluğu ve başka herşeye kafa tutma ve başka her şeyi dikkate almama üzerine hemfikir olmaktan gelen böyle bir otoritedir aklımızdaki. Gelgelelim biz cemaatin "birlikteliğini", birliğini, sahici ya da sırf arzulanan devamlılığını ne kadar haklılaştırmaya ya da açıklamaya çalışırsak çalışalım, her şeyden önce düşündüğümüz, ortak bir manevi otoriteyle kurduğumuz manevi birliktir. Bu yoksa, cemaat de yoktur.

Zygmunt Bauman ( ), s.
83