Özgürlük ve Ahlâksızlık

Erkeklerin ve kadınların modern yaşam koşullarındaki varoluşsal durumları eskisine göre son derece farklı olduğu halde, eski varsayımın -özgür iradenin kendisini sadece yanlış seçimlerde ifade edeceği, özgürlüğün kontrol edilmediği takdirde her zaman ahlâksızlığın kıyısında dolaştığı ve bu nedenle iyinin düşmanı olduğu ya da olabileceği varsayımının- felsefecilerin kafasında ve yasa koyucuların uygulamalarında hüküm sürmeye devam ettiği söylenebilir. Özgür olduklarında (ki modern koşullarda özgür olmamak ellerinde değildir) bireylerin özgürlüklerini yanlış yönde kullanmalarının önlenmesi gerekeceği, modern elik düşüncesinin ve tavsiye ettiği pratiğin zımni, ama hemen hemen istisnasız varsayımıydı.

Boş zaman

İç zenginliğe sahip insan dışarıdan kendi zihni melekelerini geliştirip olgunlaştırmak, yani servetinin tadını çıkarmak için menfi bir bağış, tasasız kaygısız boş zaman dışında hiçbir şey istemez; hülasa o her gün ve her saat bütün hayatı boyunca kendisi olmak için izin ister. ../.. bütün çağların en büyük kafaları en büyük kıymeti, tam olarak insanın kendisi kadar kıymetli olması nedeniyle rahatsız edilmeyecekleri (her türlü tasadan kaygıdan uzak) serbest zamana vermişlerdir.

Marx'ın Bahsettiği Hayalet

Marx ve Engels daha 1848'de, Manifesto 'da "Avrupa'ya musallat olan bir hayalet var, Komünizm hayaleti" demişlerdi. Bu hayalet, birçok açıdan Avrupa'ya hâlâ musallat oluyor. Sadece Avrupa'ya mı? Bunu tartışalım. Hayalet 1917'den önce neydi? 1917 ile 1991 arasında neydi? Bugün nedir? Hayaletin 1917'den önce ne olduğu konusunda anlaşmak o kadar da güç değil bence. Eğitimden, terbiyeden ve görgüden pek nasibini almamış kişilerden oluşan bir yığın olarak görülen "halk"ın her nasılsa gürültülü bir biçimde ayaklanıp özel mülkleri imha ve müsadere edeceği, şu ya da bu şekilde yeniden dağıtacağı, iktidara da ülkeyi yetenek ya da inisiyatife saygı göstermeden yönetecek kişileri getireceği şeklindeki kâbustu bu hayalet. Bu arada, bir ülkenin aralarında dini geleneklerin de olduğu en değerli geleneklerini de tahrip edeceklerdi

Amerika Bir Eylem Cinnetinin Eseridir

İç Savaş'tan sonra soluğu Amerika sahillerinde alan milyonlarca göçmen müthiş bir değişim geçirdi. Hayli öfkelendirici ve hayli can yakıcı bir deneyimdi bu. Neredeyse bir gece içerisinde bütü­nüyle yeni bir dünyaya aktanlmakla kalmamış, fakat aynı zamanda, Avrupa'nın bir yerlerindeki küçük bir kasaba veya köyün sıcak toplu yaşamından koparılıp bireysel yaşamın soğuk ve kasvetli yalnızlığına itilmişlerdi. Kelimenin her anlamıyla uyumsuz olan bu insanlar, bir devrim infilakı için ideal malzeme durumundaydılar. Bununla birlikte, emirlerine aMade geniş bir kıtaya, terakki için eşsiz fırsatlara, bireysel girişime ve kendine güvene büyük önem veren bir çevreye shiptiler. Bu yüzden, Avrupa'nın durağan küçük kasaba ve köylerinden gelen bu göçmenler, çılgınca eylem peşinde koşmaya başladılar. İnanılmayacak kadar kısa bir sürede bir kıtayı terbiye edip hakimiyetleri altına almayı başardılar. Biz Amerikalılar bu eylem cinnetinin eseriyiz.
 

Belirsizlik harika bir şeydir!

Çıkardığım dördüncü sonuç ise, belirsizliğin harika bir şey olduğu ve kesinliğin, gerçek olsaydı, ahlaken ölmek demek olacağıdır. Gelecek hakkında kesin bilgiye sahip olsaydık, herhangi bir şey yapmaya yönelik ahlaki bir zorlama olamazdı. Bütün eylemler tayin edilmiş olan kesinlik içine düşeceği için, her türlü ihtirasın bağımlısı olmakta ve her türlü bencilliği yapmakta serbest olurduk. Eğer her şey belirsizse, o zaman gelecek yaratıcılığa, hem de sadece insanın değil, bütün doğanın yaratıcılığına açıktır. Olasılıklara, dolayısıyla daha iyi bir dünyaya açıktır. Ama oraya ancak ahlaki enerjilerimizi onu gerçekleştirmeye adamaya hazır olduğumuzda, karşımıza hangi kılıkla ve hangi bahaneyle çıkarsa çıksınlar, eşitsiz, demokratik olmayan bir dünyayı tercih edenlerle mücadele etmeye hazır olduğumuzda ulaşabiliriz.