Gelen şikâyetler ve talepler istikametinde halifenin icraatında herhangi müspet bir gelişmenin olmaması üzerine şikâyetçilerin tavırları giderek daha da sertleşmeye, hatta halifeye hakaret ve aşağılamalar şekline dönüşmeye başladı. Bunlar Hz.Osman'ın artık halk üzerinde bir otoritesinin kalmadığını gösteriyordu. Halife Medine'de bir cuma namazı kıldıracağı esnada minberdeyken cemaat içinden biri ayağa kalkarak Allah'ın kitabına uy" diye yüksek sesle hitap etmişti. Halife ona yerine oturmasını söylemiş fakat adam üç defa aynı şekilde bağırmıştı. Halife de aynı şekilde her defasında susmasını ihtar etmişti. Fakat adam derhal yanındaki (demek ki hazırlıklı gelmiş olmalı) çakıl taşını fırlatarak onu minberden aşağı düşürünce Ümeyyeoğullarından bazıları hemen halifeyi yüklenip evine taşıdılar ve etrafını çevirip koruma altına aldılar. O sırada Hz. Ali de içeri girmiş ve Ümeyyeoğullarının "Bizi helak için bu muameleyi halifeye sen tertip ettin, nihayet emeline kavuştun" şeklindeki ithamıyla karşılaşmıştı. Bunun üzerine o da öfkelenerek mescidi terk etti. Hz. Osman'ın uğradığı hakaret ve aşağılamaların tipik bir örneği de şu hadise oldu: Halife yine bir cuma hutbesi esnasında Hz. Muhammed'in, ondan sonra da Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in hutbedeyken dayandıkları asaya dayanmaktayken, yine biri halifeye hücum ederek elinden asayı aldı ve "Kalk o minberden koca sakallı (Na'sel) ve in aşağı" diye bağırmiş ve asayı Hz. Osman'ın elinden alarak dizinde kırmıştı. Halifenin bu ürkütücü' hadiseden sonra bir daha hutbeye çıkmadığı nakledilir.
Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...