İşkembe-İ Kübra Edebiyati

Türk edebiyatının yalnız bir gönül edebiyatı halinde kalması ve gönül işlerinden ayrı bir mesele kabul etmemesi, marifet vasıtasında bütün zekâ değil, yalnız gönül, yâni bir nevi aşk muhayyilesi oluşundandır. Üstüne zihnin pek az emeği geçen, bu gönülden dolma edebiyat, galip tarafiyle, hep gönül mevzuu içinde kalarak, dünya tefekkürünü ayaklandıran diğer birçok meseleleri düşünmeye hiç yanaşmadı, kültürsüzlüğü de bundandır.

Kızıl bir edebiyat düşmanı olduğunu gizlemeyen her fizik ve riyaziye mualliminin öfkesi, işkembe-i kübrâ ilmi dedikleri bu gönül edebiyatına, edebiyatın bu emeksiz tembel harcı, kolay tarafına karşıdır. Sadelik cereyaniyle büsbütün kolaylaşan bu edebiyat, son yıllarda orta mektep çocuklarına kadar her gencin kumbarasını boşaltarak üç dört formalık birer şiir kitabı neşretmesindeki cesareti gün geçtikçe daha çok besliyor. Edebiyatın bir hayâl oyununa inhisar etmesindeki basitlikten doğan bu teşrik, o çocukcağızları okumaktan ziyade yazmaya, tam bir zihin cehdi yerine fantaziye doğru sürükledikçe edebî felâketimiz devam edecektir.

Kültür Haftası, 18 Mart 1936

Peyami Safa (Sanat-Edebiyat-Tenkit, s. 83)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar