Ömer -1

Akıl hastalığının ne demek olduğunu tam anlayamayacak yaştaydık. Ama başka birçok şeyi anlayabiliyorduk. Söz gelimi, bütün yüklerin bir olmadığını biliyorduk. Şişman bakkal kesinlikle şakaya gelmezdi. Bahçesinden mürdüm erikleri aşırdığımız Hasibe Teyze, birçok yaramazlığımıza göz yumardı. Kimi babalar çocuklarının her istediğini yerine getirir de kimi babalar dayak atmaktan başka bir şey bilmezdi. Ya da bize öyle gelirdi. Çocuk kafalarımızla, bütün yetişkinlerin birbirinden farklı olduğunu anlamıştık. Mahallemizden geçen gezgin satıcıların bile değişik özellikleri vardı. Örneğin sütçümüz son derece sessiz bir insandı. Geçiş saatlerini bilmeseniz, onu fark etmezdiniz bile. Üç tekerlekli arabasını iterek geçen Haydar Ağa ise tam tersine, gürültücünün tekiydi. Mevsimine göre değişik sebze ve meyve isimleri bağırarak, evlerin camlarını zangırdatırlardı. Evet, çevremizdeki büyükler birbirinden farklıydı. Ömer derseniz, bütün büyüklerden bambaşkaydı. Ömer akıl hastasıydı. Öteki büyüklerimize seslenirken, “Amca” yada “Ağabey” gibi bir niteleme eklerdik, ona ise ya “Ömer!” der geçerdik, ya da –kızdırmak istiyorsak- “Deli Ömer!” diye bağırırdık.
Sulhi Dölek - Kestane Şekeri - Sayfa 17

Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Bilgi Kitabevi