Ömer -2

Ömer ise askere gidecek yaştaydı. Ama askere gitmiyordu çünkü akıl hastasıydı. Raporluydu. Hiçbirimiz Ömer’in raporunu görmüş değildik. Zaten akıl hastası olduğunu anlamak için raporunu görmemiz de gerekmezdi. Tüm davranışları olağandışıydı. Annesi onu tertemiz giydirir, yokuşun alt başındaki evlerinden sokağa salardı. Akşamüzerleri eve dönerken, Ömer’in üstü başı leş gibi olurdu. Kimi zaman da sırtındaki gömleği bile bir yerlerde bırakıp öyle dönerdi eve. Yaşça bizden çok büyük olmasına karşın, hepimizden daha çok çocuktu Ömer. Oyunlarımıza katılmak isterdi ama öyle beceriksizdi ki onu aramıza almazdık. Çocuk kafalarımızla Ömer’in güçsüz yanlarını çabucak kavrayıvermiştik. Her şeyden önce çok iyi yürekliydi. Birimizden birini kırıp inciteceğinden ödü kopardı. En akla gelmeyecek acımasızca davranışlarımızla sabrını taşırdığımızda bile bize el kaldırmazdı. Kırıcı bir söz söylemeyi bile düşünmezdi. Çok çok kaldırımın kenarına oturur, sessizce ağlardı. Hiç bir şeyini esirgemezdi bizden. Harçlığını, misketlerini, zincirini, gözünü, kırpmadan verirdi. Hani ayakkabılarını istesek, onları da verirdi dostluğumuzu kazanmak için. Üstüne fazla varılmadıkça hep gülümseyen melek yüzlü bir devdi Ömer.
Sulhi Dölek - Kestane Şekeri - Sayfa 18

Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Bilgi Kitabevi