Osmanlı ve Sonrası, Yeni Bir Dünya

Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde bulunan ülkelerde, imparatorluğun yıkılmasından sonra iktidara gelen elitler kendi iktidarlarına bir meşruiyet kazandırmayı başaramamışlardır. Buralarda Avrupa nasyonalizmini körü körüne taklit eden "reaktif milliyetçi" hareketlerin, Batılı anayasaların ve Cermen idealistlerine mahsus otoriter düşüncenin, son yıllarda ise Marksizmin ve sair sosyalizm çeşitlerinin benimsenmesi hiçbir ömürlü ideolojik senteze yol açmadı. Mesela Mısır'da Nasır kendi karizmatik gücü sayesinde nasyonalist, laik, devletçi bir politikayı memleketin askeri ve sivil bürokrasisine ve aydınlarına benimsetmeyi başardı, ancak bu karizmatik güç onun hayatıyla kaim olduğu için, ölümünden sonra başka ideolojik hareketler ortaya çıktı. Baas ve Burgibacılık gibi hareketlerin devletçi politikaları, Suudi Arabistan, Şah İran'ı ve Körfez devletleri ve Ürdün'ün gelenekçi İslami bağlarla kral otoritesini meşrulaştırmaya çalışmaları, Mısır'da subaylarla teknokratlar oligarşisinin İslamiyet ve sosyalizm karışığı bir ideoloji ile desteklenmesi çabaları hiçbir zaman istenilen başarıyı sağlamaya yetmemiştir.

Erol Güngör (İslamın Bugünkü Meseleleri, s. 20)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar