Toprak beyin malı değildir

Bilirsiniz, drahoma âdeti vardır bizde... Kızlar kocalarına soyluluklarına uygun çeyiz getirirler. Drahoma istemiyormuş, Senyör Rumanos benden... Azdır babamın toprağı... Drahoma için birkaç köy verdi mi, yoksulluğa düşer enikonu...

-Sizi, drahomasız alacak hiç kimse yok mu başka?

-Bilmem. Çıkmadı şimdiye kadar... Kederlenmiş gibi yalancıktan yüzünü astı. Çıkacağını da hiç ummam!

Orhan Bey yutkundu. Bir an durakladı. Sonra, çok zor bir işe karar vermiş gibi gözlerini kıstı:

- Yoktur bizde drahoma âdeti, çok da ayıp sayılır. Tersine üste başlık veririz biz Türkmenler, kız alırken...

Lotus önce şaşırmış gibi gözlerini kırpıştırdı, sonra çapkın çapkın gülümseyerek sordu:

- Sözgelimi... Diyelim ben... Ne kadar olur benim başlığım, sizde?

Orhan Bey böyle bir soruyu hiç beklemiyordu. Birden umutlanmış, sevinç soluğunu kesmişti. Konunun şakaya dönme tehlikesini bu sevinçle sezemedi. Kandırmanın, atıp tutmanın acemisi olduğundan, doğrusunu bulmak için biraz düşündü.

-Bir sürü koyun veririz. Üç yüz baş... Sağmal inekler, su sığırları veririz... Mandalar... Soylu savaş atları, değerli silahlar veririz. Kilimler... Halılar... Kumaşlar...

-Toprak?..

Orhan Bey hemen telaşlandı. Kelimeleri arayarak karşılık verdi:

-Toprak bağışlanmaz bizde, kız karşılığında... Toprak beyin malı değildir çünkü...

-Ya kimindir?

-Allah'ın...

Kemal Tahir (Devlet Ana, s. 467)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar