Gören kim görünen kim

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0
Türkmen yazar Hıdır Amangeldi’nin yazdığı kitap, SSCB’nin dağılma sürecini, insanların neye ve nereye ait oldukları konusunda düştükleri ikilemi anlatıyor. Türkiye’de İmam Hatip Liselerinin açılışına “dinsiz din adamları yetiştirmek” gayesiyle izin verenlerin, tüm çabalarına rağmen dindar din adamları yetiştirmiş olmasını hatırlattı bu hikâye… Kahraman Şammat’ın “can sıkıntısından vakit öldürmek” için yazmaya başladığı günlüklerini, daha sonra nefes almak ve yaşamını devam ettirmek için yazdığını görüyoruz. “Çoğu zaman dert ettiğimize değmeyen şeylerin derdiyle yaşayıp, kadrini bilmemize, derdini çekmemize değen şeylerin ise, derdini çekmeden kadrini bilmeden ölüp gitmiyor muyuz?” Şammat hiçbir yere ait değildir, çiftçilikle uğraşır kimi zaman, keşke patates ekseydim de bulaşmasaydım bu işlere der… Aynı gerekçeyle öğrencilik hayatını da devam ettiremez. “Gören kim ise, görünen de gözün sahibine göre şekil alacaktır. Şammat’ın gözü gönül gözüdür.” Zaman sonra etrafında konuşmaya değer kimse kalmadığını görür ve daha bir gayretle yazar.”Yazıya geçirilmemeiş ağıtım, anlatılmamış tasam, şarkı edilip söylenmemiş sevincim, dağda düzde istediği gibi gezip duran geyikler gibi. Onları kendim bile istediğim zaman yanıma çağıramıyorum. Ne zaman isterlerse o zaman yanıma geliyorlar.” Bir dönem camileri yasaklayan Sovyetler, ikinci aşamada kendi yetiştirdikleri çakma mollalarla bu işi götürme planını devreye sokarlar. Maddi getirisi göz dolduran bu iş için seçilen insanlardan biri de Şammat… İlk başta “kör olası hanede evladı iyal var” deyip giriş yapar. Sakal bırakması, içki içmemesi herkes tarafından garipsenir… Bir hafta iki hafta sonra dayanamaz bu işe diye bekleyenler usanır beklemekten… Şammat ise içten içe ya gerçekten molla olursam telaşındadır. “Ya birden ciddi ciddi namaza yapışır gidersem? Gerçek molla olur da Allah’ı unutuyorsunuz, kıyamet gününün hesabından korkmuyorsunuz der durursam… Kafamdan geçirdiğim böyle abuk sabuk fikirlerle nasıl namaz kılacağım bilemiyorum.” Yaptığı işe ait olamamanın verdiği sıkıntıyla her şeyden uzaklaşır... Patates ektiği günleri özler durur. Dahası, elde ettiği parayı rahat harcayamamanın sıkıntısı içindedir. Cemaatin, mollalardan beklentilerini eksiksiz yerine getirmesine karşın iç sıkıntısı giderek artar… Daha önceleri önlerinde saygıyla eğildiği mollaların hali yakın olmuşken “bir adam hakkında kötü düşünüp günaha gireceğine, iyi düşünüp yanılmak iyidir der.” Gamını tasasını unutturan tek kişi köyün mecnunu Allayar’dır. Beraber oturup ağlaşırlar… Gülerler saatlerce konuşurlar… Saatlerce susarlar… Bir gün konuşmaları esnasında deliye sorgu sual olmadığını öğrendiğinde içi kıpır kıpır “deliye sorgu sual olmadığını ilk defa işitiyorum. Gerçekten deliye neyin hesabını soracaksın. Delilikle beraber çocuğunki kadar güzeli yok. Öyleyse delilikten kurtulup ne yapacaksın desene. İstersen kendini öldürebileceğin gibi, istediğin zaman delirmek de mümkün olsa… “Deliysen işin iş, deliliğe vur da gönlünden ne geçiyorsa söyle dur, ne desen yakışır. Ve bir gün gerçekten namaz kılar Şammat… Annesinin yüzüne bakar doyasıya. Özlemini çektiği deliliğe ulaşır… Selam olsun erenler… Zehra Erbay (http://www.kitaphaber.com.tr/goren-kim-gorunen-kim-hidir-amangeldi-k756.html)

Kaynaktan Diğer Alıntılar

Başlık Altı Çizili Satır Sayfa Azalan sıralama
Deliliği özlemek Deliye sorgu sual olmadığını ilk defa işitiyorum. Gerçekten deliye neyin hesabını soracaksın. Delilikle beraber çocuğunki kadar güzeli yok. Öyleyse delilikten kurtulup ne yapacaksın desene. İstersen kendini öldürebileceğin gibi, istediğin zaman delirmek de mümkün olsa… 220