Bir İyliğin Kıymeti

Köpekleri hiç sevmediğimi bilen dostlarımdan bir avcı, geçen gün yolda bana rastgeldi ve vaktiyle bazı yazılarımda köpekten bahsederken, kullandığım lisan dolayısıyla duyduğu eski gücenmeyi tazeleyerek beni hayli hırpaladı. Bu kuduz taşıyıcısı, aç gözlü ve pis hayvanın faziletlerine beni inandırmak için neler söylemedi! Ona kısaca şu cevabı verdim:Sadakat ve faziletinden faydalananlar bile köpeğin benden fazla dostu değildir. Bu hayvanın ismi her dilde bir küfür olarakkullanılırken, insanların ona karşı minnet ve muhabbet taşıdığına kimi inandırabilirsiniz? Size tavşan desem,deve desem darılmazsınız,fakat köpek!... Ve ona şu hikayeyi naklettim: Kırklareli taraflarında ,bir çiftşikte misafir idim.Beni Karakaçanlarda bir öğle yemeğine davet ettiler.Karakaçanlar, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır. Keçi kılından örülmüş siyah çadırlar altında, bir yamyam yemeğini andıran kuzu çevirmesini yedikten sonra etrafı gezmeye gittik. Dağlı çobanlar:'Size prenslerimizi gösterelim' dediler ve henüz süt emen köpek yavrularını annelerinden ayırıp önümüze getirdiler. Bu yumuk ve zinde hayvanlar karşısında dağlı çobanlar anlattılar: -Bizim topumuz tüfeğimiz hep köpeğlerimizdir.Gece kurda ve hırsıza karşı koyunlarımızı onlar muhafaza ederler. Her doğan köpek bizim için yeni kazanılan kuvettir. Artık onlara nasıl baktığımızı anlayabilirsiniz! -Köpeklerinize ne yedirirsiniz? -Köpeklerimiz sütten kesildikten sonra, ölünceye kadar kuru ekmek dışında bir gıdanın tadını bilmezler. Yalnız bazen bir köpek, koyunlarla oynaşırken, körpe bir kulak dişleri arasında kalır. Bu dakikadan itibaren artık köpek etin ve kanın tadını almış, masum ruhu bir canavar ruhuna dönüşmüştür. Tabii evvela bizim bundan haberimiz olmaz. Fakat her gün sürüden bir koyunun eksildiğini görerek köpeklerimizin içinden birinin azdığını ve kurt olduğunu anlarız. Gözetlemeye başlarız ve nihayet bulunca onu hemen öldürürüz. Zira eti tadan,artık kuru ekmeğe dönemez. Bu hikayeden sonra, ancak mahrumiyet pahasına fazilet sahibi olan böyle bir hayvanın ismini, en büyük küfür gibi kullanan avam hikmetinin aldanmış olmayacağını anlattım.
Ahmet Haşim - Bize Göre - Sayfa 69

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
128
Baskı Tarihi
2009
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Parıltı Yayınları
Editörü
Murat Kartal
"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla 'Bize Göre' hisler ve fikirler yazmıştır... Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir 'Bize Göre' parçasının fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bütün yarım gününü geçirecek, akşama doğru bitirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu.