Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
533
Baskı Tarihi
2006
ISBN
978-975-07-0665-3
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
Saadet Özen
Fernando Pessoa, 1935’te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir 20.
Kıpırtısızlık Yasası
Günümüzün modern toplumlarında yaşayan üstün varlıklar için bir kıpırtısızlık yasası çıkarabilmeyi isterdim.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Neden Altını Çizdim?
Ne şairane bir cümle: "hakikî rüyası olan her şeyde karanlığın bir hissesi vardır."
Hakikî Rüyası Olan Her Şeyde Karanlığın Bir Hissesi Vardır
Aydınlığı, vuzuhu herkes gibi severim; hayatı yapan şüphesiz ki onlardır. Fakat hakikî rüyası olan her şeyde karanlığın bir hissesi vardır.
Gölgesini aydınlıkta bile yanısıra gezdiren insanoğlunun yan tarafını karanlık, esrarengiz gayrişuur yapan asıl hazine, bizi kâinat dediğimiz büyük manzumeye ithal eden bağların mecmuası karışık ve mufassal benliğimiz onda saklıdır. Bunun içindir ki bilhassa sanat, karanlıktan kendini kurtaramamış, hatta nâdir olarak elde ettiği gölgesiz aydınlıklar bile bizzat vuzuhun şiddetiyle hiç olmazsa gözlerimizi kamaştırmıştır.
Aşk, Sarmaşık Demektir
Sakın sen kûy-ı cânânı uzakdur sanma ey Mecnûn
Seher yola giren âşık gece Leylâ'da akşamlar
(Bursalı İsmail Beliğ(ö.1729)
Ey Mecnun! Aşka tutulduğun andan itibaren sevgilinin yurdunu kendine uzak sanma artık.
Çünkü seher vakti yola çıkan her âşık, daha o gece Leylâ'da akşamlar..
......
Aşk (ışk) kelimesinin sözlük anlamı "sarmaşık" demektir.Bahçeye düşen sarmaşık tohumu nasıl bütün bahçeyi sarıp sarmalar,hatta dışarı taşarsa;gönle düşen aşk tohumu da bütün bedeni sarıp sarmalar,oradan etrafa yayılır.
.......
Sarmaşığın özelliği,sarıldığı ağacı içten içe kurutması,bitirmesi,sonunu hazırlamasıdır.Nitekim aşk da insanı sarınca onu içten içe eritip yok eder.Dıştan görünen yanlızca aşktır ve aşık da çevresini görmez olur.Çünkü sarmaşık onu öyle çevrelemiştir ki,dışarıda olup bitenleri ne duyar,ne görür;hatta duymak ve görmek de istemez. Aşka tutulan ağaçta artık bütün buyruklar sarmaşık tarafından verilir ve âşık "herkesi kör;dört yanı duvar sanır." Dıştan bakanlar onun sarmaşığını görürler ama ağaç sarmaşıktan fırsat bulup çevresini göremez.Sarmaşık nasıl hızlıca büyüyüp ağacı kaplarsa, aşk da öyle hızlı gelişir ve âşık (Mecnun) daha sabahtan akşama varmadan aşk sarmaşığıyla sarılıp geceyi onun koynunda geçirir (Leylâ'nın hayaliyle sarılıp yatar)
Yasal evlat
Yirmi bir yaşındayım. Soyadım Dolgorukiy. Yasal babam, Versilov'ların eski kölesi Makar İvanov Dolgorukiy. Her ne kadar sözcüğün tam anlamıyla yasadışı bir evlatsam, bu konuda kimsenin en küçük bir kuşkusu yoksa da, yasal bir babamın bulunması beni yasal bir evlat sayılmama yetiyor. Dinleyin anlatayım...
Söylediklerimle söylemek istediklerim arasındaki ayrılık
Yazmak, sanırım başka hiçbir dilde Rusça'da olduğu kadar güç de değildir. Buraya kadar yazdıklarıma şöyle bir göz attım, kafamdakilerin yazdıklarımdan çok daha üstün, akıllıca oldukları kaçmadı gözümden. Akıllı bir kişinin söylediklerinin kafasındakilerden çok daha bayağı, basit olup çıkmasının nedenini de hep düşünmüşümdür. Çok kereler geldi başıma bu. Özellikle bu son, uğursuz yıl süresince insanlarla olan sözlü ilişkilerimde bu ikilik yani söylediklerimle söylemek istediklerim arasındaki ayrılık çok acı çektirdi bana.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
2009
Yazılış Tarihi
2001
ISBN
975-539-379-X
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Karolom
Mütercimi
Funda Uncu Irklı
Orijinal Adı
Choke
Jesus Christ
İşin aslına bakarsanız, eğer İsa çarmıha gerildiğinde kahkahalarla gülmüş olsaydı, Romalıların üzerine tükürseydi veya acı çekmekten başka bir şey yapabilseydi, çocuk kiliseyi çok daha fazla sevebilirdi.
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Çoğumuzun Marifeti
Çoğumuzun en büyük marifeti okumadan fikir beyan etmek ve kendimiz gibi düşünmeyenlere sövmektir.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
69
ISBN
9753500173
Baskı Sayısı
8. Baskı
Mütercimi
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Orijinal Adı
Çehar zindan-ı insan
Dr. Ali Şeriati (1933-1977), İranlı toplumbilimci ve İslam düşünürü. Paris'te doktora yaptıktan sonra İran'a döndü. Kadro, unvan ve serveti değil, mustaz'aflar uğruna kendini adama yolunu seçti. Tutuklandı ve "serbest" bırakıldıktan sonra da düşünmeyi ve konuşmayı sürdürdü. Kısa süren hayatı; düşünme, konuşma, yazma ve yol gösterme ile dolu geçti. İran gençliği üzerindeki etkilerinden rahatsız olan yönetim, daha önce de denenmiş bir düzene başvurdu: Ali Şeriati'ye yurtdışına çıkış izni verdi (Mayıs 1977).
Insanın Dört Zindanı
İnsan ilk zindanından, “Doğa” (Naturalizm) zindanından, bilincini, irade ve yaratıcılığını, Doğa’yı tanımakla yani bilimle kurtarabilir ve elde edebilir. İkinci zindan olan “Historizm” zindanından Tarih Felsefesini ve Tarihsel determinizmin nasıl yönlendirileceğini kavramakla Tarih bilimi ile kurtulabilir. Üçüncü zindanından “Sosyolojizm”den Toplumsal Düzen zindanından da bireyler yine bilim ile kurtulabilir, ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusu olabilirler. Dördüncü zindan, zindanların en kötüsüdür, insan bu zindanda tutsakların en acizi durumundadır. Bu zindan “Kendimdir”.
Kolayca ele geçirilemeyen bu korkunç dördüncü zindandan, insan aşk gücü ile kurtulabilir. Aşk, akıl ve mantığın ötesinde, bizi kendimize başkaldırmaya ve kendimizi (nefs-i emmare) yadsımaya çağırır. Gereğinde bir ülkü veya başkası uğruna fedakarlık etmeye çağırır. Bu insan olma sürecinin en üst aşamasıdır.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
2009
Yazılış Tarihi
2001
ISBN
975-539-379-X
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Karolom
Mütercimi
Funda Uncu Irklı
Orijinal Adı
Choke
Aptal
Ve çocuk bir resmin, bir heykelin veya hikâyenin, sevilen birinin yerini alabileceğini sanacak kadar aptaldı.
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Modern Adam Üzerine II
Sahici modern adam, üç zaman içinde yaşamasını bilendir.Modernliği, bugüne münhasır olmadığı için, devamlıdır. Geçmişi bugunü ve yarını aynı liyakatla temsil eder. Modern olduğu kadar muhafazakar ve muhafazakar olduğu kadar da inkılapçıdır. Gençliğe vereceğimiz inkılap fikrinde, zamanın üç unsurundan hangisini ihlal edersek, onun bizden acı bir şekilde intikam alması ihtimali vardır. Tarihi inkar edersek, irtica tehlikesi, geleceği inkar edersek, ihtilal tehlikesi, günün icaplarını inkar ederek, yerine göre her iki tehlike de karşımıza çıkar. Sosyolojide, sosyal dinamik adını alan toplum sıkışmalarının neticeleri çok defa bunlardır.