Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Hayat Ve Karakter

Hayatımız karakterimizin değil,karakterimiz hayatımızın mahsulüdür.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Kadınlar

….hiçbir kadın,kendisine karşı en küçük bir alâkaya karşı alâkasız kalamaz.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Kadınlar

Meşum bir kadın,meşum …Onun için canını vermiş taptaze bir ölünün ölçüsü alınırken yeni tanıdığı bir erkeğin busesine gülümseyen bir kadın…

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Acayip-Harikulade

“Acayip” ve “harikulâde” çok başka şeylerdir. “Acayip”, “harikulâde”nin taklididir.Acayiplik sahtekârlıktır,harikulâde görünmek sahtekârlığı…

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Inkıraz

Ben gıdım gıdım boğuluyorum niçin biliyor musunuz? Sade şimdi hatırınıza gelen şey değil; sade Vedia’yı sevmek meselesi değil. Orhan Bey! Sade şu yalıyı dolduran ecnebiler de değil;İstanbul ve bütün Türkiye işgal edilir de insan gene ümidini kesmez. Ben çok dik başlı ve mukavemetli bir insanım,Orhan Bey.Fakat beni boğan şey daha fecidir:İşgal başka şey,inkıraz gene başka şey.Ben bunu hissediyorum.Etrafımda herşey : “İnkıraz! İnkıraz!” diye haykırıyor.Ben askerim.Tarihe çok meraklıyım.Fakat tarih bunları yazmıyor.İnkırazın bir de içerisinden görülüşü var.Ruhların,kalplerin seciyelerin inkırazı.Ben belki iyi anlatamıyorum.Düşman şehre girmiş ne çıkar? Davranır,kovarız;fakat bir de fenalığın bin çeşidi ruhlarımızı işgal etmiş.Ahlakımız,faziletimiz işgal altında…Şu aşağıdaki ecnebiler bizim yalıya zorla girmediler ya…Biz çağırdık da geldiler.Çünkü ruhumuz esir.Bu da bir şey değil.Seciye yok bizde Orhan Bey.Bana her taraf bataklık gibi görünüyor.Elimi sık sık boynuma götürüyorum ya.Billahi,inanmazsanız,yakam bana gırtlağıma kadar çıkmış bir bataklık hissi veriyor.Geçen defa beni çok hasta gördünüz.Hastalık ne kelime!Vücudumda hiçbir şey yok.Amma keşke hasta olsam…İlletlerin en beteri nedir?Verem mi?Çoktan razıyım;kanser mi?Ona da razıyım.Tek etrafımda herkesi ahlâk veremine,seciye kanserine tutulmuş görmeyeyim.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Inanmak Inanç Buhranı

-Her insanda yüksek duyguların kökleri bulunabilir; terbiye noksanı demek, bir bakıma,insanın fena ihtiraslarını bastırarak bunların üzerine iyilerinin hakimiyetini tesis etmekten aciz kalması demek değil midir? Fakat ben de bu adamı yalnız terbiye noksanıyla izah etmiyorum.Terbiye de zaten bir bakıma cemiyet hâdisesidir. Bu adamın ahlâkî muvazenesizliğinde de,elbette, cemiyetin parmağı vardır.Sen düşünüyorsun:Bu parmağın mahiyeti nedir?İktisadî olduğunu görüyorsun.Çünkü bu adam aç kalmaktan korkmasa ne kuvvetliye karşı dalkavuk,ne de âcize karşı küstah olur değil mi? Bir bakıma evet.”Bir başıma kalsam şehr’i devrana kul olmam? Viran olası hanede evladü ayal var.”Doğru.Fakat yalnız bundan ibaret mi?Düşün bir kere: Bu adam amirlerine karşı itaatinde daha mutedil ve haysiyet sahibi olsa ne kaybeder? Meselâ bize o küstahlığı yaptıktan bir dakika sonra o zillete düşmeseydi,hemen aşağıdan almasaydı,biraz daha vakur ve ciddî olsaydı memuriyetinden azil mi edilirdi?Hayır! Onun küstahlığı ve zilleti,onun ikiyüzlülüğü,onun günahkârlığı ve pişmanlığı,onun kendi içinde bir ahlâk muvazenesinden mahrum oluşu yalnız açlık endişesinden gelmiyor.Bu endişenin büyük tesirleri yok değildir.Fakat ne çıkar? Başka bir memlekette onun aldığı maaşı alan başka bir zabıta memuru niçin onun kadar zelil değil?Aynı iktisadî şartlar orada başka , burada başka insanlar yaratıyor.Çünkü millî şartlar orada başka , burada başka.Bu başkalık nedir?İşte bugünün tarihini yazacak adamın her şeyden evvel bilmesi lazım gelen şey.Nedir bu başkalık? Bizde umumi bir ahlâk bozgunu var.Bu anarşiyi zaptedecek olan ideal yıkılmaya başlamıştır.Türkiye’nin yaşayacağına inanmayan bir Türkün kaç türlü ahlâkı olabilir? Ya her şeyden geçer,bedbin ve abus olur:Mektepteki hayvanat muallimi Hüsnü Bey gibi,ya entrikalarla,sefil ikiyüzlü politikalarla yalnız nefsinin selametini arar:Celâl gibi, bu merkez memuru gibi; yahut da millet camiaları dışında beşerî ideallere sarılır:Süleyman gibi.Rusya’daki hareket de Çarlıkla beraber yıkılan bir idealin sarsıntısından doğdu.Osmanlı saltanatı da bir inkiraz buhranı geçiriyor.Bu memur ve onun bütün âmirleri neye ve kime inanıyorlar?Padişaha mı? Hayır! Ne İmparatorluğa ne millete… Birinden birine bir vatandaş haysiyeti gözeteceklerdir.Para diyorsun.O Fransız bayrağı çeken yalıdaki kadın aç mı?Aç kalmak korkusu var mı?Fakat onun geçirdiği buhran nedir? Neden uşağına ‘vahşi Türk’ diye saldırmıştır?Onun zebunküşlüğü ve küstahlığı açlık korkusundan mı?Hayır!O da büyük bir inanma buhranı geçiriyor.Süleyman’ın bir başka türlüsüdür.Süleyman sınıf ihtilaline ve o kadın da Avrupa medeniyetine,hatta Avrupa emperyalizmine sarılmak istiyor.Bu kadına sorarsan bütün felaketlerin sebebi kadınların tesettürüdür,bizde kaçgöç olmasıdır;Avrupa’ya esir olalım , zararı yok,tek Pierre Loti’nin Désenchentée’leri kurtulsunlar.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Ingiliz

Bütün İngilizlere benzeyen bir İngiliz’di ve yüzünün ciddi iskeleti içinde mavi gözleri yeni cilalanmış bir muşamba soğukluğuyla parlıyordu.Bekleyenlerin kalabalığına arkasını dönerek dimdik durdu.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Evlilik

Kocasına ait hatıraları anlatmaya başladı.Onu çok sevmiş olduğu belliydi.Maziyi seyreden bakışlarında sıcak ve renkli köpüklere benzer pırıltılar görünüyordu.Hatırlarken de mesuttu.Sık sık : ‘Halimciğim…’ diyordu.İki tarafa onu arar gibi baktı ve gözleri yaşardı.Kocası kimbilir bu salonda , bu koltukta, bu hava içinde kendisinden ne gölgeler bırakmıştı ve bunu ancak Samiye Hanım görebilirdi.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Ilk Sebep

…..hala içinde o merak vardı: “İlk sebep nereye kadar uzanıyor?” İlk sebep? Allah’a inananlar için Allah’a kadar gider;işkembesinden başka şeye inanmayanlar için işkembede kalır .

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Türk Barbar Ve Mağlup

“-Siz Türk müsünüz?”dedi. Hemen doğruldum: “-Evet!” dedim. “-Yüksek sesle ne gülüyorsunuz?Burada bir kadın olduğunu unutuyor musunuz?” “-Ben o kadına gülmüyorum,arkadaşımla konuşuyorum.” Bunun üzerine ukalâ ne dese beğenirsiniz? “-Barbarların ve mağlupların gülmeğe hakkı yoktur.” Bu sözü duyunca kan beynime sıçradı.Kararımı vermiştim.Fakat burnumun üstünde gözlük dedikleri bir bela var.Yüzüm ne hale gelmiş bilmiyorum.Yavaşça gözlüğü çıkardım. Zabit sordu: “-Gözlüğünüzü neden çıkardınız?” Hemen ayağa kalkarak cevap verdim: “-Senin gibi küstahları görmemek için.” Herif derhal sağ elini yüzüme doğru salladı ve parmakları burnumun ucunu sıyırıp geçti.Ben hemen sol elimin dört parmağını onun yakasından içeriye bir daldırdım,mosmor kesilen kafasını kendime doğru iki üç kere çekerek sarstım,ne olduğunu bilemedi,sersemledi,ondan sonra geriledim,geriledim,Yaradana sığınarak,olanca kuvvetimle suratına bir tokat aşkettim,arkasından bir daha,bir tane daha…Zabitin suratı çürük ayvaya dönmüş,bizim arkadaş telaş etmiş,araya girmek istiyordu,dirseğimle onu kakarak zabitin kafasına yumruk vurmağa başladım.İlk önce haykırıyordu.Sonra bozuk sesler çıkarmağa başladı.Geberecek sandım, bıraktım.Tren Sirkeci Garına giriyormuş.Herif pencereye koştu,bağırdı.Bir sürü Fransız vagona üşüştü.Çalyaka beni de, arkadaşı da gardaki İtilaf karakoluna tıktılar. “Eh, dedim, gittik gürültüye…” Fakat zerre kadar pişman olmadım. Yahu…İnsana ne geliyor,biliyor musunuz?Güya bütün milletimin intikamını almışım;güya Adana’yı ben tahliye ettirmişim;güya Boğaz’daki gemileri batırmışım.