Aşina Yüzler

omerfarukkaraguzel kullanıcısının resmi

Aşina Yüzler

Yazarı: 
Türü: 
Deneme

Kendi medeniyetinin sınırlarını çok iyi bilmesinin yanı sıra, Batı'yı da 'Batılılaşma' batağına sapkınmadan ve kendi dünyasından bakarak anlamış olmanın verdiği özgüvenle hareket edebilen büyük düşünce işçisi Ali ŞERİATÎ'nin daha yakından tanınmasına imkan veren bu kitap, altı bölümden oluşuyor.

Birinci bölümde ŞERİATÎ'nin babasına, eşine ve oğluna yazmış olduğu mektuplar yer alıyor. Özellikle babasına yazmış olduğu mektuplardan bir tanesi inandığı doğrular uğruna can verecek kadar yürekli kişiliğe sahip Ali ŞERİATÎ'nin dünyasını anlamak açısından önemli tesbitler içeriyor. Söz konusu mektup, "acı içinde kıvranan" ve "tahammülsüz" bir evladın kendisini takiyye yapmaya yönlendiren "babasına yönelik nasihatlerini içerirken, hem İran şartlarını (mektubun yazılış tarihi 1972 yılı sonrasıdır) anlamaya hem de ŞERİATÎ'yi gerçek manada tanımaya imkan veriyor. Mektubun dikkat çekici bir diğer özelliği; "insanî ve toplumsal şahsiyetimizi tümüyle felç eden en güçlü, en köklü ve en büyük iki etken edebiyatımız ve mezhebimizdir." diyen ŞERİATÎ'nin takiyyeye bakışını, Şia tasavvurunu, imam anlayışını ve Ehl-i Sünnet'e yaklaşımını içermesidir.

Ali ŞERİATÎ'nin henüz 39 yaşında iken yazmış olduğu bu mektup şu cümleyle sona eriyor; "Allah'a nasıl şükretmeyeyim ki "ölmeden önce ölmüşüm" ayağımda hiçbir bağ, sırtımda hiçbir yük yok. "Güzel ölmek." Hiçbir şeyim yok ki yitirme kaygısıyla zavallılaşayım ve böylece en şerefli ilahî ve insanî iki nimet olan şeriat ve aklı kendi şerefimi ve halkın şuurunu örtmek için kılıf olarak kullanmak zorunda kalayım."

Amerika'yı ta 1976 yılında Arap cahiliyesinin aynısı olarak niteleyen ŞERİATÎ, Aşk, Adalet, ve Özgürlük hakkında Amerika'da bulunan oğlu ihsana 1977 yılında şöyle seslenmiş:

"Büyük bedbahtlık, çağımız insanın en büyük bedbahtlığı, üç fıtri ihtiyacının tecellisi olan üç tarihî arzusunun birbirinden uzak düşmesidir. Oysa bu üç arzu, birbirinden uzak olduğunda yalan olup çıkar. Bunlar birbirlerinden uzakta yaşayamazlar. Her birinin gerçekleşmesi diğer ikisinin varlığına bağlıdır. Bunlar biri topal olunca diğer ikisi de yıkılan sehpa gibidir. Özgürlük, Aşk ve Adalet. Özgürlük ve adalet olmadan tek başına aşk asılsız bir Sûfiliktir. Hürriyetsiz, aşksız adalet, modern ve gelişmiş besi ahırlarında koyunlar gibi sürüce yaşamaktır. Adaletsiz ve aşksız özgürlük ise ayyaşlıktır."

Kitabın ikinci bölümünde yer alan ve yakın arkadaşlarına yazmış olduğu mektuplar, özellikle İran toplumunu, Hüseyniye-i irşâd kurumunu ve ŞERİATÎ'nin tekliflerini ihtiva ediyor.

Kitabın üçüncü bölümünde ise "Şehadet, eylemsizlik çağında hakperestlerin görevidir." diyen Ali ŞERİATÎ'nin şehid edilen bir arkadaşı ile eşine ve onların ailesine seslenişi yer alıyor.

Dördüncü bölüm iki vasiyet içeriyor. "Destanım şu ki: isim söylemek ve yazmaktı. Tek kelimesini domuzların ayağına dökmedim." diyen Ali ŞERİATÎ'nin çocuklarına ve eşine yazmış olduğu vasiyeti, "beni tedirgin eden, tamamlanmamış ölmek değildir. Fakat korkum telef olmaktandır."cümlesiyle taçlanıyor.

Son yazılarının yer aldığı beşinci bölümün ardından kitap "Son Söz" başlığını taşıyan 6. bölüm ve resimler ile son buluyor.

Konjonktürel kimliklere itibar edilen bir dönemde, "Tevhidî dünya görüşüne sahip" Ali ŞERİATÎ'yi bütüne serleriyle düşünce dünyamıza tekrar kazandıran FECR YAYINLARI'na ve tüm emeği geçenlere teşekkür etmek ise ifa edilmesi gereken bir hakşinaslıktır.