Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...
Unutma, onlar senin de akraban
İbn Kuteybe'ye bakılırsa halifenin yanlış işleri bunlarla da kalmıyordu. Karısı Naile'ye ve diğer hanımlarına ve kızlarına Medine'de birer ev yaptırmıştı. Bütün bu işler halk arasında halifeye karşı tepkilerin artmasına yol açıyordu. Özellikle halifenin değişik bölgelerden art arda gelen şikayetleri ihmal etmesi ve bunların giderilememesi tepkilerin artmasına sebep oluyordu. Hz. Osman bunlar karşısında yavaş yavaş yılmaya ve bunalmaya başlayınca, çareyi Hz. Ali'ye başvurarak onun yardımını istemeye mecbur kaldı. Hz. Ali ona önce valiliklere tayin ettiği akrabalarının yerine daha layık başkalarını getirmesini önerdi. Fakat halife bunu yapacak yerde onları yerlerinde bırakıyordu.
Şikayetlerin artarak devam etmesi üzerine maiyetinden Abdullah b. Amir ona insanları meşgul edecek bir şey olmadığı için durmadan şikayetlendiklerini, eğer onları cihada yönlendirirse, şikayetlerle meşgul olmak yerine, ganimet elde edecekleri için cihadla meşgul olacakları tavsiyesinde bulunuyordu. Fakat bu gibi tavsiyeler pek az işe yaradı. İnsanların şikayet ve rahatsızlıklarının arkası gelmiyordu. Hatta bazı insanlar sonunda Hz. Ali'ye başvurarak sıkıntılarını ve şikayetlerini ona da aktardılar, ondan Hz. Osman'a nasihat etmesini rica ettiler. Hz. Ali bunun üzerine halifenin nezdine giderek ona şunları söyledi:
Vallahi sana ne diyeceğimi bilemiyorum. Çünkü benim bildiklerimin senin meçhulün olduğunu sanmıyorum ve senin bilmediğin bir şeyi sana söyleyecek değilim. Benim bildiklerimi sen de çok iyi biliyorsun. Üstelik Peygamber'in yakını olduğunu da lütfen unutma.
Bu söz üzerine Hz. Osman'ın cevabı:
Allah'a yemin olsun ki sen onların söylediklerinin dışında bir şey demiyorsun. Acaba sen benim yerimde olsan ne yapardın? Ben akrabaya riayetten başka bir şey yapmıyorum. Ömer'in tatbikatına benzer şeyler yapıyorum. Ömer'in Muğire b. Şu'be'yi valiliğe atadığını sen de biliyorsun. Ben de aynı şeyi yaptım. O zaman neden beni kınıyorsun? oldu.
Hz. Ali:
Ömer, bir vali yanlış yaptı mı, en ufak bir şikayet geldi mi onu derhal görevden alıyor, yerine ehil bir başkasını atıyordu. Sen aynı şeyi yapmıyorsun, daima akrabanı kayırıyorsun. dediğinde halifenin cevabı
"Unutma, onlar senin de akraban"
demekten ibaret oluyordu.
Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...
Biz senin hazinedarınız, ailenin değil
Hz. Osman ilk zamanlarda oranın Hz. Ömer zamanında atanmış başarılı valisi Sa'd b. Ehi Vakkas'ı azledip yerine akrabasından Velid b. Ukbe'yi görevlendirmiş, bu da Kûfelileri kızdırmıştı, üstelik benzeri uygulamalar sadece oraya mahsus olmayıp neredeyse bütün eyaletlerde vuku buluyordu. Ora halkları da aynı şekilde halifeye kızgındı.
Görüldüğü gibi muhalefet cephesi, Hz. Osman'ın zikredilen diğer tatbikatı yanında en fazla da atadığı akraba valilerin keyfi yönetimlerinin uyandırdığı tepkilerle gelişmişti. Halifenin yönetimde akrabasına öncelik tanımasının sebebinin, onun akrabalarına düşkünlüğü kadar, bir açıdan da onların kendisinin sözlerinden çıkmayacağını düşünmüş olduğunu ileri süren birkaç tarihçi de vardır.
Abbasi döneminin 9. yüzyıl erken tarihçilerinden Yakubi (ö. 905), daha önce de atıflarda bulunduğumuz eserinde Hz. Osman'ın akrabasına beytülmalden yüksek miktarlarda para tahsis ettirdiğini, mesela Basra beytülmalinden damadına bin dirhem verdirdiğini ve benzeri icraatı kaydeder. Hatta bir seferinde halifenin bu tasarruflarından bıkan görevlilerden birinin Mescid-i Nebevi'ye gelip "biz senin hazinedarınız, ailenin değil" diyerek beytülmal anahtarlarını kızgın bir şekilde halifenin önüne attığını, bunun üzerine Hz. Osman'ın da anahtarları Zeyd b. Sabit'e verdiğini kaydeder. Diğer kaynaklar da halifenin yakınlarına beytülmalden benzer miktarda para tahsis ettiğini yazarlar. Bu gibi durumlardan rahatsız olan sahabeden bazı ileri gelenler halifeye mektuplar yazarak icraatının Peygamber'in ve önceki halifelerin tatbikatına uymadığını, akrabasına beytülmalden verdiği paralarda yetimlerin ve geçimden aciz muhtaçların (mesâkîn) hakkı bulunduğunu ihtar ediyorlardı.
Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...
Hz. Osman ve Nepotizm
[Hz. Osman'ın] İlk uygulamalarından biri, uygunsuz hareketleri sebebiyle Hz. Muhammed'in Medine'den sürdüğü, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde de Medine'ye alınmayan Hakem b. Ebi'l-As'ı affedip Medine'ye getirtmesi ve ona nakit yüz bin dirhem vermesiydi. Arkasından Mervan b. Hakem'in kardeşi Haris b. Hakem'e Fedek arazisini ikta olarak tahsisi geldi. Hz. Osman'ın tepki çeken ve rahatsızlık veren bir diğer uygulaması, hemen bütün kaynakların ittifakla üzerinde durdukları icraatı, yönetimde hiç tecrübesi bulunmayan akrabasını önemli valiliklere tayin etmesiydi. Bu gibi önemli görevlere Medine'deki Ensar ve Muhacirûn içinde daha layık kişiler olmasına rağmen onları atamaya yanaşmamasıydı. Herhalde bu da Ensar ve Muhacirûn arasında bir kıskançlık ve halife aleyhine kamuoyu oluşmasına yol açıyordu. Halifenin bu gibi uygulamaları halkı rahatsız ediyor, bunların hilafete yakışmadı ğını söylüyorlardı. Atadığı kişilere, mesela Mervan b. Hakem'e Mısır eyaletini ve eyaletin humsunu (1/5) verdiği gibi, beytülmalden yüklü miktarda para da tahsis etmişti. Bu hususta dikkat çeken icraatından biri, Benu Kelb kabilesinden Naile bintü'l-Ferafisa isimli kadınla evlenip ona beytülmalden yüz bin dirhem ve diğer hanımlarına da aynı şekilde ellişer bin dirhem vermesi olmuştu. Ayrıca halifenin büyük bir serveti, bin kadar kölesinin olduğu da dikkat çekiyordu. Halife seçildiğinde biat sırasında ''Allah'ın kitabı, Peygamberi'nin sünneti ve önceki halifelerin yolunu aynen takip edeceğine" dair söz alınmıştı. Halife daha ilk günden itibaren bu sözünden dönmüş, minbere çıktığında Peygamber'in oturduğu basamağa oturmuş, yaptığının saygısızlık olduğunu ihtar edenlere kızmıştı. Hz. Osman, beytülmalden akrabasına ve eşlerine harcama yapmasını eleştirenlere oturduğu yerden aynen: "Bu mal Allah'ın malıdır. İstediğime veririm" diye cevap vermekten çekinmemişti. Buna cemaat içinde bulunan Ammar b. Yasir itiraz edince Ümeyyeoğulları hemen üstüne çullanarak onu dövmüşlerdi.