Berzahta Yaşamak

Book Cover

Cennette bütün güzellikler, arzulara ulaşmak ve kurtuluşlar, çağlayıp akan süt ve bal ırmaklarının kıyısında bir başına seyretmek, bir başına içmek ve bir başına oturup berzahta yaşamaktır. Derler, çirkinliker ve eli boş kalmalarla daha âsûde "yalnız" kalınabilir, dert ortağı olmadan, acıyı paylaşacak biri olmadan, dostsuz. Bu başlı başına bir tür dotun gönlünü almaktır ve ona karşı sevecen olmaktır. Dertler konusunda dosta haber vermemektir, derdin takiyyesi imanın en güzel göstergesidir. Sevgiye ihlas katar ki pek tatlıdır. Dert acıdır, ama bir başınıza çekip de dostu yardıma çağırmazsak onun için bir iş yapmış oluruz ve başlı başına bu kalbi dayanıklı kılar, ona başarı lezzetini tattırır. Fakat cennette nasıl onsuz olunabilir? (...)

Dosta haber vermemek nasıl mümkündür? Onun yokluğunu ve yalnızlığını çekmek nasıl mümkün olabilir? İçinde onun olmadığı cennet, ne geniş bir beyhudelik ve ne sonsuz bir berzahtır. Cennette bütün arzular, bütün istemelerin yanında, herşeyin olması gerektiği yerde, yalnızlık tahammül edilemez bir eziyettir. Özlemli kişinin ayakları önünde sefer yolu açıldığı zaman yoldaşsızlık çetindir.

"Şefkatli Rabbim, beni bu cennet cehenneminden kurtar! Buradaki her ağaç bir sövmedir, her fısıltı bir azap sesi ve her manzara dilsiz, sonuçsuz ve ızdırap verici bir sessizliktir. Korku içinde soluk alıp veriyorum, kaygı içinde yazıyorum. Senin cennetin benim için renkli bir beyhudeliktir. Bu nimetler bendeki bir ihtiyaca cevap içindir. Fakat ben kendim cevapsız kaldım. Buradaki hiç kimse ve hiçbir şey "kendim için" bir şey değildir. "Benim oluşum" muhatapsız kaldı. Ben bu cennette, rengarenk yaratılmışlar kalabalığı içinde tıpkı senin gibi yalnızım. Sen yabancı bir kalbi tanırsın. Çünkü sen kendin varlık ülkesinde yabancıydın. Benim için birini yarat da onda huzur bulayım."

Derdim kimsesizlik derdiydi...

Ali Şeriati ( ), s.
36