İnsan hakları mı dediniz? IV

Durum böyle olunca Tanzimat Fermanları (1839, 1845, 1856) ile olsun, Meşrutiyet Anayasaları ile olsun Müslümanlarla gayrımüslimlerin kanun önünde eşit saılması hususunda direnilmesi, aslında gayrımüslim Osmanlı tebaasının farkettiği gibi, onlara bir hak kazancı sağlamış olmuyor, fakat sahip oldukları bazı imtiyazları ellerinden almış olmak gibi bir sonuç doğuruyordu. Fakat buna rağmen Avrupa Devletlerinin (özellikle İngiltere'nin) bu hususta ısrarlı olmasını nasıl açıklamalıyız? Bu soruya bugünden geriye bakarak ve Tazminat'ın müncer olduğu sonuçları göz önünde bulundurarak cevap vermemiz zor değildir. Nitekim "tedabir-i müessirenin ittihazı" zımnında katedilen mesafe, I. ve II. Meşrutiyet idarelerinden geçerek Cumhuriyete kadar ulaşmıştır. Buna bakarak Fermanlarda öngörülen eşitliğin, aslında, uzun vadede, Müslümanlara ve gayrımüslümlere İslam hukukunun uygulanmasını sağlamak yerine, onlara Hristiyan Batı hukukunun uygulanmasını hedef tutmuş olduğunu söyleyebiliriz.

Rasim Özdenören (Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti, s. 164)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar