İşkembe-İ Kübra Edebiyati

Talebelerine hitap ederek: "Bu edebiyat değil, fiziktir; işkembe-i kübrâ ilmî değildir, çalışmadan olmaz" diye bağıran bir fen hocasından bahsettiler. Bu adamın kaba anlayışı, yalnız bizim edebiyatımıza münhasır olmak şartiyle, göründüğü kadar haksız olmaktan uzaktır. Türk Edebiyatı hemen bütün tarihinde halk'ın işkembe-i kübrâ diye tercüme ettiği muhayyele mahsulü bir edebiyat halinde kaldı.
Objeler arasındaki alâkaları sadece benzeyiş münasebetlerine irca eden ve iptidaî heyecan dürtüklemelerini, konkre hayallerle sembolleştiren teşbih ve istiare san'atı büyük bir cehde muhtaç olmadı; Nedim, kirpikler arasındaki kavgada bakışın sulh için araya girdiğini bir beyit hâlinde söylerken ancak bir benzeyiş münasebeti üstünde kalmış, büyük bir zihnî cehdin varabileceği mânâ âlemine çıkamamıştı. Bizde bütün divan, eşya arasında istiârî nisbetler arayan bir hayâl edebiyatıdır ve fizik muallimine bir işkembe-i kübrâ ilmi gibi görünmesindeki hakikat de budur.

Kültür Haftası, 18 Mart 1936

Peyami Safa (Sanat-Edebiyat-Tenkit, s. 83)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar