Mutezilecilerin vahyi değil de filolojiyi referans olarak alan seküler akılları

Rasyonel teoloji, vahiyle akıl arasında varolduğu düşünülen çelişki ya da aykırılıkların tasfiyesine ilişkin bir okumanın, Muhammed Arkoun'un kavramsallaştırmasıyla söylersem, 'seküler akıl' ile gerçekleştirilmesi dolayımında mümkün olabilir. Seküler akıl, kutsal metinlerin vahyi referans almadan okunmasına ilişkindir. Muhammed Arkoun, seküler akla karşılık, 'İslami akıl' dan (La Raison lslamique) söz ediyor ki bu, seküler aklın tersine, vahiy merkezli bir okuma anlamına gelir.

Anlaşıldığı kadarıyla Mutezile, vahiyle akıl arasındaki görünüşteki çelişkiyi, Kur'an ve hadisleri referans olarak alan İslami akılla değil, Arap dilinin filolojik verilerinden yola çıkarak seküler akılla ortadan kaldırmak yolunu tercih etmiş görünmektedir. Mutezile kelamcılarının, 'takip ettikleri yolun İslami olmaktan çıktığı' yolundaki ithamlara, tastamam bu gerekçeyle muhatap oldukları biliniyor. Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Hadisçilerle Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar" adlı kitabında, Mutezile'ye karşı olan Eş'arilerin "akidelerini yalnız Kur'an ve hadise dayadıklarını ve bu iki kaynak dışına çıkmakta büyük tehlike gördüklerini" bildirir. Bu durumda söylenebilecek olan şudur:

Ya Kur'an'daki müteşabih ayetlerin tevili, Mutezile'rıin yaptığı gibi akıl ile vahiy arasında herhangi bir çelişki ya da aykırılık olmadığını ortaya koymak amacıyla vahyi değil de filolojiyi referans olarak alan seküler akıldan yola çıkılarak gerçekleştirilecek; ya da Kur'an ve hadisler referans alınarak bu ayetlerin İslami akılla bilâ keyfe okunması cihetine gidilecektir.

Hilmi Yavuz (İslam'ın Zihin Tarihi, s. 53)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar