Türk Barbar Ve Mağlup

Book Cover

“-Siz Türk müsünüz?”dedi.
Hemen doğruldum:
“-Evet!” dedim.
“-Yüksek sesle ne gülüyorsunuz?Burada bir kadın olduğunu unutuyor musunuz?”
“-Ben o kadına gülmüyorum,arkadaşımla konuşuyorum.”
Bunun üzerine ukalâ ne dese beğenirsiniz?
“-Barbarların ve mağlupların gülmeğe hakkı yoktur.”
Bu sözü duyunca kan beynime sıçradı.Kararımı vermiştim.Fakat burnumun üstünde gözlük dedikleri bir bela var.Yüzüm ne hale gelmiş bilmiyorum.Yavaşça gözlüğü çıkardım.
Zabit sordu:
“-Gözlüğünüzü neden çıkardınız?”
Hemen ayağa kalkarak cevap verdim:
“-Senin gibi küstahları görmemek için.”
Herif derhal sağ elini yüzüme doğru salladı ve parmakları burnumun ucunu sıyırıp geçti.Ben hemen sol elimin dört parmağını onun yakasından içeriye bir daldırdım,mosmor kesilen kafasını kendime doğru iki üç kere çekerek sarstım,ne olduğunu bilemedi,sersemledi,ondan sonra geriledim,geriledim,Yaradana sığınarak,olanca kuvvetimle suratına bir tokat aşkettim,arkasından bir daha,bir tane daha…Zabitin suratı çürük ayvaya dönmüş,bizim arkadaş telaş etmiş,araya girmek istiyordu,dirseğimle onu kakarak zabitin kafasına yumruk vurmağa başladım.İlk önce haykırıyordu.Sonra bozuk sesler çıkarmağa başladı.Geberecek sandım, bıraktım.Tren Sirkeci Garına giriyormuş.Herif pencereye koştu,bağırdı.Bir sürü Fransız vagona üşüştü.Çalyaka beni de, arkadaşı da gardaki İtilaf karakoluna tıktılar. “Eh, dedim, gittik gürültüye…” Fakat zerre kadar pişman olmadım. Yahu…İnsana ne geliyor,biliyor musunuz?Güya bütün milletimin intikamını almışım;güya Adana’yı ben tahliye ettirmişim;güya Boğaz’daki gemileri batırmışım.

Peyami Safa ( ), s.
224