Tutuklu Bilgi

İnsanlar a inandıkları gibi yaşarlar, ya da inanmadıkları gibi. İnandıkları gibi yaşayanlar, istedikleri hayat biçiminin imkanlarına kavuşmuş insanlardır. Yaşadıkları hayat kendilerinindir. Yürürlükte olduğu sürece, kendi düşünce ve inanç birimlerine göre de –başkaları kabul etmese bile- özgürdürler. İnanmadıkları gibi yaşayanlar ise, istedikleri hayat biçiminin şartlarından çok uzaktadırlar. Kendi görüş ve isteklerine ters gelen hayat şekillerinin baskısı altındadırlar. Düşünce ve eylem özgürlükleri engellenmiştir. Kendi istemleriyle hareket edemedikleri, inandıkları değerlere göre de yaşayamadıkları için özgür değillerdir. S.97

Bu iki yargı biçimine ister katılın, ister katılmayın; birinci durumda olanlar, kendi sözleri, gerçekleri, iddiaları ve olaylarıyla baş başa kalmanın bütün yollarını ellerinde tutup bir iç kaynaşmayı gerçekleştirmişlerdir. Çevrelerinin de bu kaynaşma doğrultusunda değiştirip ona yeni bir biçim vermişler; pek çok şeyi de lehlerine olabilecek şekle çevirmişlerdir. İkinci durumda olanlar da, inandıkları değer birimlerinin ya tamamen dışında kalmışlar; ya da bu değerlere iğreti bir şekilde tutunmuşlardır. Bu guruptakiler devamlı saldırı altında bulmuşlardır kendilerini. S.97

Buna göre, “inandığımız gibi yaşıyor musunuz?” sorusunun muhatabı olmaktan kendimizi beri kılmamız mümkün müdür? S. 98

Düşmanların nitelikleri bu devirde de değişmemiştir. Yine tutuklama peşinde koşmaktadırlar. Kimileri yine onların çok bilgili olduklarını ve ileri gittiklerinin söylemekte, alabildiğince de çekingen davranmaktadır. S.100

Biz müslümanların inandığı gibi yaşayamadığı apaçık ortadadır. Kul olabilmemiz için de inandığımız değerlerin rotasında yaşamak zorundayız. Bu da, bilgi kaynağımızın tutululuğundan kurtarılmasına, eylemlerle gün ışığına çıkartılmasına bağlıdır. S.101

Adem Kandemir (Her Duvar Bir Kapıdır, s. 97)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar

Gönderen Sayfa
selef Yazarin Yeri 13
selef Yazarin Yeri 13
selef Yazarin Yeri 13
selef Yazarin Yeri 13
selef Yazar Olmak 19

Yorum yapın