Yeşil Levha

Book Cover

Ansızın "yeşil levha" Tanrı'nın sol elinde belirdi ve akabinde sağ elindeki altın kalem, zerrelerin canında tıpkı bir ışık nehri gibi akmaya başlayan şaşırtıcı bakışlarıyla, sonsuzluğa dek uzanan suskunluk ve bekleyiş içindeki zerre dizilerine baktı. Suskunluk ve bekleyiş o kadar ağır ve kımıltısızdı ki sanki her zerrenin başına bir kuş konmuştu.

Tanrı yazmaya başladı. Her bir zerreye bakıyor ve sonra yeşil bir levhaya bir şey yazıyordu. Benim sıram gelmişti. Olmamayı, kaçmayı ne kadar da arzu ediyordum, fakat olmuyordu. Takdirin eli beni bu yere sürüklemişti. Kader zinciri beni bu noktaya bağlamıştı. Birden bütün varlığım ısınıp aydınlandı. Tanrı'nın bana baktığını gördüm. Bakışını benden alıp levhaya yöneltti. Kalemi levhaya değdirdi. Yüzü sakindi. Diğer yazışlarındaki gibi bir hâle vardı yüzünde. Kalbim çarpıyor ve kalmayı bana zorlaştırıyordu. Aniden kalemi durdurdu. Aydınlık simasına bir dalga yayıldı. Başını kaldırdı ve bana tekrar baktı. Bir an, bir çok an! Benim için bir asır geçmişti. Bakışı, yüzümden sol yanıma, ta başından beri böğrümde kıpırdayan küçük zerreye kaydı. Bakışını tekrar ondan alıp bana çevirdi. Yavaş yavaş ikimizi bir gördüğünü hissediyordum. Âlem şaşkınlıktan susmuş, olan bitene bakıyordu. Ansızın, tarif edemeyeceğim hafif bir gülümseme yerleşti yüzüne. Varlığımın derinliğinde bakışını daha sıcak ve aydınlık buldum. Gözleri bir gecenin soğuk ve kara kalbinde birden bire doğan güçlü ve şefkatli iki güneş gibi varlığıma doğdu. Fıtratın iki ışık şelalesi akmaya başladı. Yüzü, asi, sevimli çocuğunun yaramazlığına belli etmeden gülen ve alttan alta keyiflenen şefkatli bir babanın yüzüydü. İşte bu yüzüyle ve tebessümüyle gözünü yeşil levhaya dikti ve yazmaya başladı.

Sadece duyguydum; hiçbir şey hissetmediğim duygusu; üzerine hiçbir yansıma düşmemiş bir ayna duygusu.

Ali Şeriati ( ), s.
33