Zerreler

Book Cover

İlk gecenin sonuydu. Ondan önce ne gece vardı, ne gündüz. İlk gece sona ermekteydi. Zerreler âlemi susmuş, "Elest tufanı"nı bekliyordu. Birden melekler uçmaya başladılar. Varlık âleminin her yanını ve yokluk sahrasının bütün ufuklarını dolaştılar. Varlık ve yokluk aynıydı. Var olan sadece yokluktu. Meleklerin kanatlarının ivecen ve hafif gölgesi, daha hiçbir beden görmemiş ve kendini hiçbir cisme bulaştırmamış olan temiz ruhlar gibi her yandan kaçıyordu. Meleklerin sesleri, biricik rahibini çağıran hüzünlü mabedin mahzun ve dokunaklı sesi gibi varlık fezasında yankılanıyordu. Melekler, Rab Hazretlerinin mesajını onun maveraî dergâhından yokluk âleminin bütün zerrelerine ulaştırmaya memurdular.

Tanrı zerreleri çağırıyordu. Birden bire zerreler heyecana kapılıp çığlık attılar. Hala geceydi, ilk gecenin sonu. Dağınık haldeki zerreler, meleklerin davet sesiyle bir araya geldiler, toplandılar ve göz açıp kapayıncaya kadar dizi dizi, yan yana, arka arkaya oturdular. Anlatılamaz bir toplandıydı! Hangi gözün onu görmeye gücü yeter ki?

Hangi hayalin onu gözünde canlandırma kudreti vardır ki? Öyle bir haşmet ve azametti ki yokluğa bile zor sığıyordu! Herkes toplanmıştı; bütün her şey, bütün herkes, gelip de ölenlerin hepsi ve gelecek olanların hepsi.

Suskunluk vardı, sadece suskunluk. Bekleyiş vardı, sadece bekleyiş!

Ali Şeriati ( ), s.
31