Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.

Kavga Önce Kelimelerle Yapılır, Sonra Silahla

Batı, neden kelimeler üzerinde durmuş? Batı medeniyeti kelime medeniyetidir. Kavga önce kelimelerle yapılır, sonra silahla. Biz medeniyet ölçülerini sadece Avrupa'da zannediyoruz. Osmanlı bir hamle medeniyetidir. Sınıf kavgaları yoktur. İnsan mukaddestir. Medeniyetin tek ölçüsü kitap, felsefe, dil değildir. Ve aynı yolu takip etmesi de gerekmez başka toplulukların.

Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Yayın Evi
Ötüken Neşriyat

Mürtecisiniz

Almanya'da Latin harfleri ile birlikte, Alman Gotik harfleride öğretilir ve bunu bir gericilik (irtica hareketi) saymak hiçbir Almanın veya başka bir medeni millet mensubunun hatırından geçmez. Bizim devrim yobazlığının eşine cihanda rastlanmaz. Gençlere dünyanın hayran olduğu, Rusya'da heykeli dikilen Fuzuli'yi aslından mı okumak istiyorsunuz? Mürtecisiniz. En ileri anlayışlı Türk şairi Hamid'in birçok eserlerini mi okumak istiyorsunuz? Mürtecisiniz. Türk gencinin kolay not almasını, kolay yazıp okumasını mı istiyorsunuz? Mürtecisiniz Bu ilimsiz, çarpık, saçma inkılap ve irtica anlayışına genç nesiller kurban olup gidiyor.

Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Yayın Evi
Ötüken Neşriyat

Hayal Memleketi

Türkiye fikir değil, hayal memleketidir. Alimleri çok az, şairleri pek boldur. Bize Hürriyet ve Demokrasi ilim yolile değil, Namık Kemal'in şiirleriyle girmiştir. Komunistliğin de, Marx'ın kitaplarıyla değil, Nazım Hikmet'in şiirleri ile bazı şahsiyetsiz gençleri zehirlemesi gibi. Batıya hayranlığımızda romantiktir. Hiçbir ilmi temeli yoktur. Bu ilmi düşüncesi kıt memlekette, kültür, inkılap, ekonomi, politika, herşey edebiyattır. Kelimeleri kazırsanız, altından hayal, heyecan ve bazen de espri çıkar. Bazıları da düpedüz hezeyandır.

Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
228
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
İŞ Bankası Kültür Yayınları
Mütercimi
Nafer Ermiş
Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski, Stefan Zweig'in ünlü eserlerindendir. Diğer eserleri gibi çok akıcı ve okuyucunun elinden bırakamayacağı bir kitaptır. Özellikle Dostoyevski'nin biyografisini bir de Stefan Zweig'in araştırmalarından okumak gerekli. Stefan Zweig yazılarında o kişinin içeerisinde yaşadığı çağı, toplumu ve kültür çavresini titizlikle incelemiştir.
Neden Altını Çizdim?
Kitabı bugün aldım, Zweig'den hikayesi olan adamın hikayesini okumak apayrı bir tat... Bu bölüm kitabın Dostoyevski'ye ayrılan sayfalarının ilkinden...

"Eğer içerden yaşanmazsa Dostoyevski bir hiçtir. "

Dostoyevski

...İlk bakışta sınırları belli bir eserle, bir yazarla karşı karşıya olunduğu sanılır, ancak bir süre sonra sınırsız bir şey, çevresinde dönen yıldızları ve bambaşka bir müziği olan bir evren keşfedilir. Bu dünyanın içine tamamen girmek konusunda aklın cesareti kırılır: Büyüsünün fazla yabancı olduğudur ilk farkedilen, düşüncelerinin uzak bir sonsuzlukta kümelendiğidir; mesajı fazla yabancıdır, ruh bu yenisine, alışık olduğu gökyüzüne bakar gibi başını kaldırıp doğrudan bakamaz. Eğer içerden yaşanmazsa Dostoyevski bir hiçtir.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
637
Baskı Tarihi
haziran 2009
ISBN
978-9944-88-666-6
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
İş bankası
Editörü
Ali Alkan İnal
Mütercimi
Ayşe Hacıhasanoğlu
Orijinal Adı
Воскресение
Diriliş büyük Rus yazar Lev Tolstoy tarafından, geçirdiği ruh ve inanç buhranın ortasındayken yazılır. Kurumsallaşmış "modern" kilisenin ikiyüzlülüğü ve gerçek Hıristiyan ruhundan uzaklaştığını düşünen yazar, bu fikirlerini romanın temelinin bir kısmını oluşturmak için kullanmıştır. Romanın temelinin diğer kısmını ise hayatının sonlarına doğru daha çok inanmaya ve savunmaya başladığı, insan yapımı yasaların asla hakkâni ve adîl olamayacağı fikri oluşturuyordu.

Çok düşündürücü satırlar

Genellikle bir hırsızın, katilin, hafiyenin, fahişenin yaptıkları işin kötülüğünü kabul ederek bu işten utanacakları düşünülür.Oysa tam tersi olur.Kaderin ve işledikleri günahlarla yaptıkları hataların sonucunda malum duruma düşmüş olan insanlar, ne kadar yanlış olursa olsun, kendilerine öyle bir yaşam görüşü oluştururlar ki, içinde bulundukları durum onlara iyi ve saygın bir durum olarak görünür. Bu görüşü desteklemek için de yaşamla ve bu yaşam içindeki yerleriyle ilgili oluşturdukları anlayışın kabul gördüğü bir insan çevresinde bulunurlar içgüdüsel olarak. İş, beceriksizliği ile övünen hırsızlara, ahlaksızlığıyla övünen fahişelere, acımasızlığıyla övünen katillere gelince şaşırıp kalırız. Ama bu şaşkınlığımızın nedeni sadece bu insanların çevresinin, ortamının sınırlı bir çevre ve ortam olması ve asıl önemlisi de bizim bu çevrenin dışında bulunmamızdır. Ancak zenginlikleriyle yani yağmacılıklarıyla övünen zenginler, zaferleriyle yani işledikleri cinayetlerle övünen komutanlar, güçleriyle yani zorbalıklarıyla övünen hükümdarları için aynı şey geçerli değil midir? Bu insanların durumlarını haklı göstermek için yaşam anlayışlarını, iyilik ve kötülük anlayışlarını çarpıttıklarını görmememizin tek nedeni bu tür çarpık anlayışlara sahip insanlar çevresinin daha geniş olması ve bizim bu çevreye ait olmamızdır.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.

Bizde dinsizlik içtimaî bir sınıfın bayrağı değildir

Bizde dinsizlik içtimaî bir sınıfın bayrağı değildir. Dinsizlik, burjuvazinin bize soktuğu bir kazıktır. Osmanlı dîne dayanır, yükselmemiz de din sâyesindedir. İslamiyet akılla beraberdir, reddetmez aklı. Bizde devrilecek bir sınıf da yok. Batının anladığı mânâda rassyonalizm, akılcılık bizi yıkar. Batı burjuvazisi, kendisi mistisizme sarılırken bizi bizi rasyonalizmle başbaşa bıraktı.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Dergâh
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.

Çeşm-i bülbülü icad eden sanatkâr

Eskiler baharı ya tabiatta, yahut tecrid hâlinde, tek bir manzarasında severlerdi. Ve daha ziyade gül ve lâlede tanırlardı, öbür çiçekleri bir motif gibi iç içe hayallerde, tıpkı kumaş ve çinilerde olduğu gibi, bahar halısını dokumak için kutlanırlardı. Fakat gül ve lâle kendileri olarak mevcuttular. Çünkü biri en cömert plastik, öbürü erişilemez üslûptur. Çeşm-i bülbülü icad eden sanatkâr, evine davet ettiği diktatöre şafak vaktinde bir tek yıldız çiçeğinin parıltısını gösterebilmek için bahçesindeki bütün çiçekleri yolan Japon estetinin öz kardeşidir.

Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kırmızı
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir." Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."

İslam dünyasında kurulan ilk matbaa, ilk günlük gazete

İslam dünyasında kurulan ilk matbaa, 1490'larda İstanbul'da musevilerce kurulan matbaadır: II. Selim devrinde (1566-74) İstanbul'da en az üç musevi matbaası bulunduğu bilinmektedir. Bunlara 1567'de, yine İstanbul'da ilk Ermenice matbaa ve 1620'lerde ilk Rumca matbaa katılmıştır. Bir İslam ülkesinde yayınlanan ilk günlük gazeteler, Türkiye'de yerleşik Fransızlar tarafından, 1796'da İstanbul'da ve 1821'de İzmir'de neşredilmişlerdir. 1831'de ilk Türkçe gazete olan Takvim-i Vekayi'yi yayınlatmak için II. Mahmud İzmirli gazeteci Alexandre Blacque'a başvurmuştur. Bir İslam milletinin dilinde yayınlanan yeryüzünün ilk bağımsız gazetesi olan Ceride-i Havadis de, 1840'da İngiliz asıllı William Churchill tarafından, İstanbul'da ve Türkçe olarak yayınlanmıştır. İslam ülkelerindeki ilk modern ve laik yüksek okullar, 1802-03'te Rumlar tarafından İzmir, Ayvalık ve İstanbul-Kuruçeşme'de kurulmuştur. Bunları 1838'de Ermenilerin Üsküdar'da kurduğu Cemaran izlemiştir. 1867'de kurulan Galatasaray mektebi önemli oranda bu okulları model alacak, onların yetiştirdiği eğitmen kadrolarından yararlanacaktır. İslam toprakları üzerinde kurulan modern anlamda ilk temsili parlamento, 1860'ta Sultan Abdülmecid'in bahşettiği millet nizamnamesi uyarınca İstanbul'da oluşturulan Ermeni Umumi Millet Meclisidir. Düzenli seçimlere, siyasi partilere ve cemaat bünyesinde yasama yetkisine sahip olan bu meclis, Ermeni toplumunun iç yönetimini üstlenmiştir. Onaltı yıl sonra aynı kentte kurulan Osmanlı Mebusan Meclisinin, bu meclisin deneyimlerinden geniş ölçüde yararlandığı bilinir. Yeryüzünde ilk kez kapsamlı bir Batılılaşma teorisi, ve belki "Batılılık" kavramının ta kendisi, Rum reformcusu Kirillos Lukaris tarafından 1620'lerde İstanbul'da ortaya atılmıştır. Bu olaylar belki ülkedeki İslam unsurunu doğrudan ilgilendirmemiştir; ama Osmanlı yönetici sınıfı ve aydın kesiminin, yönettikleri ülkede ve içinde yaşadıkları kentte vuku bulan bu gelişmelere tümüyle yabancı kaldıklarını düşünmek yanlış olur.

Güzellik Olmasa

hem biliyor musunuz, biliyor musunuz, İngilizler olmasa yaşamasını sürdürebilir insanlık, Almanya olmasa da yaşayabilir, Ruslar olmasa pekala yaşar. Bilimsiz, ekmeksiz de yaşayabilir, yalnız güzellik olmazsa yaşayamaz, çünkü yapılacak bir şey kalmaz o zaman yeryüzünde! Tüm sır, tüm tarih buradadır! Bilim de bir dakika durmaz ayakta güzellik olmasa.