Batı'yı Niçin Yanlış Anlıyoruz

Geçen asrın ikinci yarısında, telefonun, dinamonun ve birçok elektrik cihazlarına münhasır gibi ahaliyi hayretlere düşüren, ilmin mucizelerine iman ettiren keşifler "Scientiste-İlimci" adını alan nesiller yetiştirdi. Bu gençlerin Taine, Renan ve Berthelot gibi üstadlan, müsbet ilmin insana ait bütün meseleleri halledeceğine, gıdaları bile fabrikalarda imâl edeceğine, dünyada açlık, harp, ihtilâl, adaletsizlik, müsavatsızlık bırakmayacağına, sosyal ve ferdî ahlâk yaratacağına inanmışlardı. İlmin hakikatleri mutlaktı ve hiçbir metafizik düşünceye ihtiyaç bırakmıyordu.

Fransa'da ve Batı Avrupa'da bu hayâl uzun ömürlü olmadı. Emile Boutroux, Hamelin ve yirmi kadar büyük ilim adamı ve filozof, ilim kanunlarının kesin ve mutlak olmadığını, çünkü ölçülerimizin yetersiz olduğunu ispat ettiler. Sonsuz karışıklığı içinden ilmin tamamıyla indî olarak elverişli ve itibarî hadiseleri aldığım, bu hadiselerin de eşyanın sırrı ve mahiyeti değil, insan zekâsıyla eşya arasında bir uzlaşmadan, aşağı yukarı bir gerçekten ibaret olduğunu, mutlak (absolu) olmadığını izah ettiler.

Türk Düşüncesi, 1 Şubat 1959

Peyami Safa (OBJEKTİF:8 - 20. Asır Avrupa ve Biz, s. 251)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar