Sünni akidelerden daha tatlı, esrarlı...

Kocasının ölümünden sonra Prenses kendisini büsbütün dine verdi. Şişli'deki konağı irili ufaklı hacı, hoca hanımlarla doluyordu; nedimelerini, hizmetçilerini, uşaklarını, şoförünü bile muhakkak dini akidelere bağlı insanlardan seçiyor, yaşayış tarzlarını gizlice kontrol ettiriyor ve sözü özüne uymayan çürük kalpli, ikiyüzlü olanları yanından uzaklaştırıyordu. Fakat çocuğunu okutmadığı hoca, hatta papaz bırakmamıştı. Zaten kendisinde din meylini sabit fikir haline getiren de oğlunun saralı oluşuydu.

Konağında hususi mevlitçisi bile vardı. Cami cami dolaşır, para dağıtır, fakir kızları evlendirir, fukara çocuklarını sünnet ettirir, hayır işlerinde para harcamaktan zevk alırdı. En büyük zevki de yaşlı başlı, başları örtülü kadınlarla dini sohbetlerde bulunmak beraberce Muhammediye, Ahmediye, siyer-i nebevi,' kısas-ul enbiya" nevinden kitaplar okumak ve okutmaktı.

Bir gün nedimeleri arasına bir kadın daha karıştı: Bildiğimiz İrfan'ın anası Fitnat Hanım ... O günden sonradır ki Peryal, Sünni akidelerden daha tatlı, esrarlı, şiir tarafını taşkın, gönle hitap eden başka bir yola doğru hafif hafif meyiller duymaya başlamıştı.

Konağa Mesnevi tercümesini Fitnat soktu; Yunus Emre' yi o tanıttı. Prenses'te dervişlere, şeyhlere, tasavvuf ehline karşı bir muhabbet hasıl olmuştu.

Refik Halid Karay (Kadınlar Tekkesi, s. 27)

Aynı Kaynaktan Altı Çizili Satırlar

Yorum yapın