Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
527
Baskı Tarihi
Eylül 2010
ISBN
978-605-5482-00-8
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
Ankara 2010
Mütercimi
Prof.Dr.Hicabi Kırlangıç - Prof.Dr.Derya Örs
Orijinal Adı
Hubut der Kevir
Birden elindeki elmayı uzattı ve gözleriyle benden onu dişlememi istedi. Fakat ben dudaklarımı daha sıkı kapattım. Yüreğimdeki dilsiz bir duygu diyordu ki an, büyük bir inkılâp anıdır. Bütün varlık olduğu yerde durmuş heyecanla bekliyordu. O, bir isyan alevi gibi karşımda dalgalanıyor ve sabırsız yakıyordu beni. Bense kalbinde korkunç bir volkanın patlamak için sabırsızlandığı dağ zirvesinin sakinliğine sahiptim. O her an daha kararlı ve saldırgan, ben her an daha tereddütlü ve ezgin. Günah duygusu.
Çiçekler
İnsanoğlunun kalbi sevme konusunda ne kadar da yetenekliymiş, diye kendime şaşarım. Bazen o, gözümde bir çiçek suretinde canlanır; bu dünyada olmayan çiçeklerden bir çiçek. Ve ben, bahçelerin, güllüklerin ve tarlaların çiçekleri, renkleri ve kokuları arasında onu görürüm. O beni tanır. Diğer çiçeklerin arasına varınca hepsini kağıt ya da plastik veya kumaştan yapılmış çiçekler olarak bulurum. Onu karşımda tomurcuklanıp açılırken, gülümserken ve çevremdeki havaya yayılan kokusuyla benimle konuşurken görürüm. Tanışıklıktan, akrabalıktan, sözleşmeden ve bağlılıktan söz eder. Onu her zaman görürüm, her yerde ve her şeyde.
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
260
Baskı Tarihi
2002
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
M. Şayir
Sessiz Söylemlerin Ukdesi..
Varlıklarının yanı sıra tekrarlanıp duran karşılaşmaları, kıyıda köşede kalmış uyduruk anlamsız bir kelimeye benzer; bir anlam yada faydası olmayıp biricik değeri sadece telaffuzlarındaki zorlukta yatan cümleler gibi kulaklarda yineleyip durur. Sadece sinirleri bozar, adamı çileden çıkarır; bazen de yorulur çığlık atarsın, çıldırırsın, bir cami avlusuna atmak istersin kendini, bir mescide, dua, ziyaret, Meryem'in başına gelenler, çarmıha gerilen İsa'nın çektiği işkenceler, zulme uğrayıp zehirlenen mazlum şehit imamzade bahanesiyle, içini rahatlatmak için ya da yakın bir arkadaşının, sevecen bir yakının evine yönelirsin de hayatın ağlamaklı hüzünlü gece yarısını, seherin ayak seslerine kadar onunla oturursun, ya da Gelşa elmasından, yağmur, şemsiye, gözlük ve çizmesinden konuşursun; veya ders sınıf öğretmen sınav günlük sorunlar yabancılık korkusu yalnızlık acısı ile "sessiz söylemler"in ukdesini bu "melhuz söylenmemişler"in içinde durgunlaştırırsın, veya kendi halvetine çekilip kalemini hak aramaya çağırırsın, onunla dertleşmeye koyulursun ve bu kör ve sağır dünyada muhatabı olmayan bütün o sözleri, Allah'ın kendisine ant içtiği canına dökersin, yabancılık acısı ile yalnızlığın ağrısını o "mesaj"ın biricik anısı olan ona anlatırsın ve o "bağ"ın biricik hatırlatıcısı olan onu dinlemeye koyulursun..
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
260
Baskı Tarihi
2002
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
M. Şayir
Kimsesizlik!
Bu dörtlük varlıklarla tanışıklık ilişkisi hep bir adamın atıyla, kedisiyle, komşusunun ineğiyle, mahallesindeki köpekle, mezrasının kurt ve tilkisiyle olan ilişkisi gibi kalır. Bu sınırları asla aşmaz. Kalabalıkların ortasında korkunç ve ürkünç bir yalnızlık. Laf kalabalıklarının ortasında ağır ve bunaltıcı bir sessizlik, yurtta gurbet, kendi toplumunda yabancılık, yakınlar halkası içinde uzaklık ve herkesin oluşturduğu izdiham ile herkesin olduğu toplulukların içinde yalnızlık ve kimsesizlik!
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
260
Baskı Tarihi
2002
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
M. Şayir
Dört Duvarın Arkasında Diri Olmak..
Ne güzel, ne kolay! Mutlulukla aralarındaki mesafe ne kadar kısa! Tam dört parmak! Yine dört etti! Ama bu dörtler dünyasında kıyıda köşede "dörtlü olmayan" tek tük insanlar da var, numarasız, adressiz insanlar, "sayım ve sınırlar"ın dışında kalan bir kaç insan, kalabalık, karışık ve geçimsiz; bu dörtlü yaratıklar dünyasının dört duvarının o yanında, doğmuş ve yaşıyorlar. Yaşıyorlar mı? Yok, diriler. Onlar için büyük bir acıdır, "diri olmak", hatta "olmak'ın kendisi musibettir ve kalmak" sürüp gitmektir!
Saz parçası...
Elbisesini giyinirken "İnsan denen bu saz parçası..."diye bir kaç defa tekrarladı. Çocukluğunun mühim bir devrinde çok yalnız kalan Mümtaz, kendi kendisiyle konuşmayı severdi.
...
İnsanlar bazen doğuştan mahkûm olurlar, saz parçası kendiliğinden kırılırdı. Sabiha öyle değildi. O evin masalıydı.
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
47
Baskı Tarihi
2006
ISBN
975-6004-15-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
Ramazan Karaburçak
Orijinal Adı
Yek, cilûş tâ bî nihayet sefrhâ
İş Yaparsan Kalırsın!..
İnsanoğlu dönüyor:
Yer gibi, zaman gibi, ilkyaz gibi, bütün varlıklar gibi:
Su, gül, yer, yıldız, güneş, evrenler, samanyolu, varlık!
Hiç idin, toprak idin, döndün, hiç oldun, toprak oldun.
Senden kalan biricik şey:
Yaptığın iş.
Yaptığın her iş kalıyor,
... İş yaparsan kalırsın!..
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
173
Baskı Tarihi
Nisan 2010
ISBN
9789758817566
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İdil Matbaacılık
Editörü
Neslihan Şensiyeci
Mütercimi
Anita Tatlıer
Orijinal Adı
Why Walk When You Can Fly?
Kişisel Gelişim Dizisi'nden bir kitap. Isha Sistemi hakkında bilgi vermektedir.
http://www.ganj.com.tr/
orjinal: http://www.isha.com/new/contenido.php?seccion=isha_libros
Nehirdeki Sıcak Taş
Bir zamanlar umutsuzca aydınlanmayı isteyen bir keşiş yaşardı. Üstadının yanına çıktı ve dedi, "Üstad, aydınlanmak için ne yapmam gerekiyor? Her şeyi yapmaya razıyım!"
Üstad, "Bu kolay! Yapman gereken tek şey vadide aşağıda nehre gitmek. Nehir boyunca, binlerce taş olduğunu göreceksin. Bunların hepsi de soğuk, biri hariç, taşlardan biri sıcak. Eğer bana sıcak taşı getirirsen, aydınlanacaksın," dedi.
Keşiş çok zeki bir adamdı, aynı taşı iki kez seçmemek için, bir taşı eline alıp bunu hissetmeye ve bu soğuk olduğu takdirde, bunu nehre atmaya karar verdi. Ve bunu uyguladı. Bir taş aldı, bunun soğuk olduğunu hissetti ve bunu nehre attı. Sonra bir diğer taşı eline aldı ve bunun da soğuk olduğunu hissetti, böylece bunu da nehre attı. Bir kez daha, bir taş aldı, soğuk olduğunu hissetti ve bunu nehre attı.
Keşiş, bunu tüm gün boyunca her gün, otuz yıl yaptı.
Bir gün bir taşı eline alana dek...
Bunu hissetti...
Sıcaktı!
Ve sadece alışkanlıktan ötürü bunu nehre attı.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
173
Baskı Tarihi
Nisan 2010
ISBN
9789758817566
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İdil Matbaacılık
Editörü
Neslihan Şensiyeci
Mütercimi
Anita Tatlıer
Orijinal Adı
Why Walk When You Can Fly?
Kişisel Gelişim Dizisi'nden bir kitap. Isha Sistemi hakkında bilgi vermektedir.
http://www.ganj.com.tr/
orjinal: http://www.isha.com/new/contenido.php?seccion=isha_libros
Uçmayan Şahin
Bir zamanlar bir kral Arabistan'dan hediye olarak iki muhteşem şahin almıştı. Bunlar alaca renkliydi ve o ana dek gördüğü en güzel kuşlardı. Bu değerli kuşları, eğitilmeleri için baş eğitmene teslim etti.
Aradan aylar geçti ve bir gün şahin eğitmeni krala, şahinlerden birinin görkemli biçimde uçmasına, gökyüzünde süzülmesine rağmen, diğer kuşun geldiği günden beri dalından hiç hareket etmediğini bildirdi.
Kral tüm ülkeden bu şahine yardım etmeleri için şifacıları ve büyücüleri çağırdı, fakat hiç kimse kuşun uçmasını sağlayamıyordu. Kral bu görevi saray maiyetine verdi fakat ertesi günü, kuşun hala tünediği yerden kımıldamadığını gördü. Diğer her şeyi deneyen kral kendi kendine şöyle düşündü, "Belki de bu sorunun doğasını anlamak için köyü daha iyi tanıyan birine ihtiyacım var". Böylece maiyetine, "Gidin ve bir çiftçi bulup getirin!" diye bağırdı.
Sabah kral, şahinin saray bahçelerinin üzerinde yükseklerde süzüldüğünü görerek heyecanlandı. Maiyetine seslendi, "Bana bu mucizeyi yapan kişiyi getirin."
Saray maiyetinin hemen arayıp bulduğu çiftçi, kralın huzuruna çıktı. Kral kendisine sordu, "Şahinin uçmasını nasıl sağladın?"
Başı öne eğik çiftçi krala, "Kolaydı, majesteleri. Sadece dalı kestim" dedi.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
173
Baskı Tarihi
Nisan 2010
ISBN
9789758817566
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İdil Matbaacılık
Editörü
Neslihan Şensiyeci
Mütercimi
Anita Tatlıer
Orijinal Adı
Why Walk When You Can Fly?
Kişisel Gelişim Dizisi'nden bir kitap. Isha Sistemi hakkında bilgi vermektedir.
http://www.ganj.com.tr/
orjinal: http://www.isha.com/new/contenido.php?seccion=isha_libros
Kirli Çamaşırlar
Yeni evli bir çift, işlek bir mahallede bir eve taşındı. Yeni evlerinde geçirdikleri ilk sabah, kahveyi hazırladıktan sonra genç gelin camdan baktı ve komşusunun çamaşırları kurutmak için dışarıya astığını gördü.
"Ne kadar kirli çamaşırlar!" diye düşündü kendi kendine. "Belki de farklı tür bir deterjan satın alması gerekiyor. Gitmeli ve onların nasıl temiz yıkanacağını ona göstermeliyim." Birkaç gün boyunca, komşusunun günün erken saatlerinde kirli çamaşırları dışarıya astığını seyrederken, hor görür şekilde eşine aynı şeyi söyledi.
Bir ay geçti ve bir gün genç kadın, komşusunun dışarıya tamamen temiz çamaşır astığını görüp şaşırdı. Kocasına, "Bak! Nihayet çamaşırlarını yıkamayı öğrendi. Kimin bunu kendisine öğrettiğini merak ediyorum" dedi.
Eşi yanıtladı, "Pekala, sevgilim aslında tek fark şu: Bu sabah erken kalktım ve camı temizledim."
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
560
Baskı Tarihi
Mart 2010
ISBN
978-975-6004-88-3
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
Okan Sevinç
Orijinal Adı
Gofteguhayı Tenhayi
Benim hamurumu felsefe, hikmet ve irfanla yoğurmuşlar. Hikmet, bende sonradan kazanılmış veya hafızada biriktirilmiş bir ilim değildir. Bilâkis o benim özüme aittir, benim sıfatımdır. Ağırlık, içgüdü ve vücut ısısı gibi sıfat ve durumlara sahip bir varlık olduğum gibi, hikmet ve felsefeye de sahip olan bir varlığım ben. Harcımda, ruhumun özünde, hatta dostlarımdan birinin şakayla dediği gibi, görünüşümde, bedenimde, davranışımda, sözümde ve sessizliğimde hep felsefe vardır.
Tanışıklık..
Onlar, kalabalıkta birbirlerine yabancıyken, biz yalnızlıkta birbirimizi tanıyoruz.
...
Onların evi varsa, benim de mihrabım var.