Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
246
Baskı Tarihi
2008
ISBN
9789757594444
Baskı Sayısı
10. Baskı
Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bütün insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi,
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun.
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun... ağlıyordun...
ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?
Bazen kız kardeşimsin, bazen öpöz annemsin
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim, burada yanım, yöremsin
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin.
Şaşırdım kaldım işte bilmem ki n’emsin?
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
246
Baskı Tarihi
2008
ISBN
9789757594444
Baskı Sayısı
10. Baskı
Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bütün insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi,
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun.
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun... ağlıyordun...
YENİDEN FETHETMEK ANADOLU’YU
Yeniden cemre gibi düşmek toprağa
Yeniden haram etmek gece gündüz uykuyu
Yunus Emre gibi atsız-pusatsız
Yeniden fethetmek Anadolu’yu.
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
246
Baskı Tarihi
2008
ISBN
9789757594444
Baskı Sayısı
10. Baskı
Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bütün insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi,
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun.
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun... ağlıyordun...
İskilipli Atıf Hoca ( Şapka Maznunları)
Şapka aleyhtarlığını yasaklayıcı kanundan evvel yazılmış ve yayınlanmış, neşrine hükümetçe tebrik edilerek izin verilmiş, üstelik zararsızlığı adalet cihazlarından birince resmen doğrulanmış bir eserin, ne şekilde suçlandırılabileceği bütün bir mesele...
Mahkeme heyeti şaşkın ve ne yapacağı üzerinde apışıp kalmış vaziyette ... Mutlaka beraat ettirilmesi gereken adamın "mutlaka " kaydıyle nasıl ölüme mahkum edebilecek?
Atıf Hoca'nın müdafası o kadar keskin ve mantıkidir ki , artık onu mahkum edebilmek için :
-Halis dindar olmak kabahati yüzünden asılacaksın!
Demekten başka çare yoktur.
...
Atıf Hoca söz istedi:
...
-Ben hamdolsun müslümanım ! Biricik gayem de islamın hakikatlerini yaymaktır. Bu, eğer bir suçsa, sabittir.Eserim bu gayeyi güder.Bu da sabittir. Fakat Şapka Kanunu'ndan evvel yazılmış ve ondan sonra asla ortalıkta görülmemiştir.Bu da sabit... Şapka isyanını körükleyenlerle en küçük alakam ve münasebetim almadığı da sabit...Eğer bütün bu "sabit"ler arasında beni mahkum edebilecek bir nokta varsa Mahkemeniz hüküm vermekte serbesttir.Fakat ille suç aramaya kalkışmak, tecelli eden bedahetlere göre boşuna zahmettir.
Amerikan mecmualarını karıştırıyordum
Demin Amerikan mecmualarını karıştırıyordum. Bacak yağıyor. Operetler, müzikholler, filmler, caddeler her yer bunlarla dolu değil mi? Babam söyler: eskiden vücuttaki uzuvların pek çoğunun adını söylemek ayıpmış: Meme, karın, kalça, bacak, baldır, ayak gibi sözlerden birini ağzına almadan evvel bir "afedersiniz" deyip sesi alçaltmak lazımmış. Şimdi bacağını göstermek ve beğendirmek bile ayıp değil. Senin ipek çorabın içinde bir ruh varsa bunu benim avucum anlar. Onunla başka türlü temas ve muhabere vasıtası bilmiyorum. Belki dizkapağının da bir ruhu var.Ruh,ruh... Yürürken belin bir kıvrılışı... Oradan bir seyyale geçiyor şüphesiz... Fakat o bende aynı cisten bir seyyale arıyor.Sen boyadığın ve süslediğin vücudunla bende hangi duyguya hitap ediyorsan ondan cevap alıyorsun. İskarpinin açık penceresi önünde oturan ve seyredilmekten hoşlanan topuğun benden merhamet mi istiyor? Kainatın sırlarına ait düşünceler mi istiyor? Milli heyecan mi istiyor?Ruh, ruh...Ne istiyor bu dekolte ayak benden? Bugün sokaklarda dizkpağına kadar açılan kadın bacakları hangi budala Aristo'nun mantığına, Eflatun'un idelerine, Leibniz'in monadına dair fikirler uyandırır? Göğsünüzde zıp zıp sıçrattığınız yuvarlaklar Bach'ın Ave Maria'sını mı söylüyor? Süleymen Dede'nin mevlüdunu mu?
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Milliyetçilik
Bizde milliyetçilik Avrupa'dan ithal bir mefhum. İslamiyet'te Fransız ihtilalilin getirdiği sosyolojik yorumuyla yok.
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir."
Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."
Neden Altını Çizdim?
Çok etkileyici!...
Düşünsel Çıkmazlar, Duygusal Fırtınalar
Düşünsel, ahlaki, ritüel, geleneksel zenginliklerinden soyulmuş, kültürel kökenleriyle bağı koparılmış, bağımsız düşünme ve gelişme imkânları yokedilmiş, özünde kendisine düşman bir ideolojinin cenderesi içine alınmış bir din enkazını İslamiyet diye sunan Türkiye Cumhuriyetinin, aydınlanmayı dinde arayan insanlarda doğuracağı düşünsel çıkmazların ve duygusal fırtınaların boyutları ise, herhalde Fransa'dakinden çok daha vahim olmak zorundadır.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
207
ISBN
978-605-4195-17-6
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
H.Ahmet Menteş
Hutbe!
Asıl imanî telkin ve fikrî donanım özellikle üniversiteli gençlere bu iki mescitte (Soğanağa ve Yakupağa Mescitleri) kültürlü bir hatibin irad ettiği hutbelerle mümkün oluyordu. Her ikisi de küçücük birer mahalle camileriydi. Diyanet dikte ettirse de hatip Emin Işık, özel uslubuyla konuyu asıl mecrasına oturturdu.
"Muhterem Müslümanlar, bize ulaşan yazıda bugünkü hutbemizin konusu trafik kazalarıyla ilgili. Ancak sizle günlük ulusal basın aracılığıyla herşeyden haberdarsınız. biz şimdi gelelim ahlakımızın ve imanımızın uğradığı kazalara..." der ve kendi hazırladığı güncel-aktüel hutbeye geçerdi. Hutbelerini tarihi derinlikle güncel gelişmeler arasında kurduğu bağlantılarla cemaate takdim ederdi.
Diksiyonu, ses tonu, muhtevası ve veciz üslubuyla dinleyenler üzerinde çok etkili olurdu. Biz o günkü cuma hutbesini alır ve aylık Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi'nde yayınlardık. Mescitte yapılan bu konuşmalar daha sonra "Devlet Kuran İrade" adıyla kitap olarak yayınlandı.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
32 Kısım tekmili birden...
Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım.
Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
93
Baskı Tarihi
2007
ISBN
975-8692-07-0
Baskı Sayısı
3. Baskı
Editörü
Adnan İnanç
Mütercimi
Ali Aydın
Dine dinsizlik mi karşı yoksa başka şeyler mi bu konu hakkında güzel bir eser.
Tevhid
Tevhid, bütün âlemin tek bir gücün elinde bulunan bir hükümdarlık olduğunu; bütün insanların aynı kökten yaratıldığını, tek bir irade tarafından idare edildiğini, hepsinin aynı hedefe yöneldiğini, aynı cinsten yaratıldıklarını, tümünün tek bir ilah olduğunu ve O'ndan başka bütün güçlerin, sembollerin, değerlerin, alametlerin yok edilmesi gerektiğini vurgular.