Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Dergâh
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.

İstanbul Tepelerinden

Hiçbir yerden vatanın kuruluşu dediğimiz şey, İstanbul tepelerinden olduğu kadar açıklıkla görülmez. Ancak Süleymaniye'nin avlusundan bakıldığı zaman, vatan orkestrasını teşkil eden sazların, tıpkı tersine bir Haydn senfonisi gibi teker teker canlandığı görülebilir, ilk önce Erzurum, Bingöl dağlannın yıldızlarının ışığından rahlesini yakar. Sonra Kayseri, sırtından Sezar mantosunu atarak, Erciyes'in yeşil eteklerinden toplanmış bir nağme ile ona katılır. Sonra Konya ve Ankara, kendi bozkırlarının ortasından bir çoban ateşi gibi hasretle dolu gelirler. Sonra gittikçe artan bu nağme dalgası, Ege şehirlerinin sarışın uğultularıyla zenginleşir. Nihayet Bursa, rahmanı neyini üflen arkasından Edirne'nin beş asır çınlayacak zafer borusu öter; Üsküp ve Manastır'ın, Rumeli şehirlerinin büyük ve heybetli kösleri döğülmeye başlar. Tunç ve demirden, en sonunda İstanbul bir birinci keman gibi gelir ve yerine oturduğu zaman vatan orkestrası, tarihlerde gördüğümüz ve kanımızda tanıdığımız gibi kurulmuştur. Artık bütün nağmeler onun sihirli işareti altında toplanacaktır, ona yoldaşlık edecektir; herşey en güzel ve taze tarafıyla ona gidecektir.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.

Necip Fazıl - Nazım Hikmet

Necib'in tezadı şu: Genç yaşta Avrupa'ya gitti ve onun tahakkümünden kurtulamadı hiç bir zaman. Bu tabaka küçük yaşta aldığı din terbiyesi ile çatışıyor. Kitaplarının ismi dahî bunu gösterir. Hâlâ Mallarme'ye Baudelarie'e aşıktır. Necip bir tezatlar mahşeridir. Bu tezatlar Nazım'da yoktur. Sosyalizme inanmış, îman etmiştir bir kere. İslamiyet veya başka bir din yoktur artık onun kalbinde. Sosyalizm vardır sadece. Bir rüyaya bağlanmıştır ve bu bağlanıştan rahatsız değildir. Çatışmaları yoktur kendi içinde. Necip ise kendi tezatları içinde muztariptir. Batı'dan bir türlü kopmamıştır. Necip bu yaşta dahî zamparadır; yaşayış prensipleri itibariyle Avrupalıdır. Televizyona çıkıp maskaralıklar yapmasına lüzum yok. Bir trajedidir Necip.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
Dost bivefa, felek birahm, devran bisukün, Dert cok, hemdert yok, düsman kavi, tali" zebun

(Fuzuli)

Bugünün diliyle: "Dost vefasız, dünya merhametsiz, devir huzursuz, dert çok, derdimi paylaşan yok, düşman kuvvetli, talihim zavallı ve çaresiz.

Dert çok, hemdert yok, düşman kavî tali zebun...

Sonra Avrupalılaşmayacağım diyorsun. Nasıl mümkün? Hiç bir şeyin kalmadı. Dert çok, hemdert yok, düşman kavî tali zebun... Tasavvur et, bâzı yakın dostlarımızın bile Frenkçe kelimeler kullanmasına mâni olamadım.


Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kırmızı
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir." Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."

Batı'ya dönüş: 1923 virajı

1923 yılı, iç siyasette radikal bir dönüm noktasını temsil eder: yeni rejim, iç ve dış kamuoyunu şaşırtan bir virajla yeniden Batı'ya yönelir. Dönüşün ilk belirtisi, Milli Mücadeleyi birlikte yürütmüş olan dinî-millî ittifakın bozulmasıdır. Gazi'nin Ocak ve Şubat aylarında çıktığı yurt gezisi, "irtica" tehlikesine parmak basan ilk deklarasyonlara sahne olur. 20 Mart 1923'te Konya Türk Ocağı merkezinde Gazi, "hoca kıyafetli sahte alimlere" karşı cepheden taarruza geçer. Haziran-Temmuzda bizzat Gazi tarafından seçilen İkinci Mecliste sarıklı mebusların sayısı, birinci meclisteki 118'den, 10-15 düzeyine inmiştir. 25 Temmuzda imzalanan Lausanne antlaşması, Batı ülkeleri ile çok yönlü bir barışın temellerini atar. Bunu izleyen haftalarda, Mustafa Kemal'in Batı uygarlığını "adam olmak" diye tanımlayan ünlü meydan okuyuşu duyulur. Ekimde ilan edilen Cumhuriyetin hedefi, "medeni dünya" kod adıyla anılan Batı'da "layık olduğumuz mevkii" temin ederek "medeni milletler ailesine" girmektir. Reisicumhurun 29 Ekim söylevinin işaret ettiği hedef Medine değil, Ergenekon da değil, Paris ve Londra'dır. Cumhuriyetin hedefi, ölçütü ve muhatabı, Batı'da aranacaktır.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can Yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel

Gözyaşı ve Ter

Sokağa açılmış pencereden sıcaktan başka birşey girmiyordu. Alnı sırılsıklamdı. Bir ter damlası burnu boyunca aktı, sonra gitti, elinde tuttuğu mektubun üzerine düştü. -Gözyaşına benziyor, diye düşündü. Ama ağlamaktansa terlemek daha iyi.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
157
Baskı Tarihi
1924(ingilizce basım)
Yazılış Tarihi
1920
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ayrıntı
Editörü
Bülent Somay
Mütercimi
Füsun Tülek
Orijinal Adı
Mıy

Biz", (Rusça: Мы - Mıy), Rus yazar Yevgeni İvanoviç Zamyatin'in bir romanı. Yazarın en bilinen eseri ve tek roman çalışmasıdır. 1920 yılında kaleme alınan eser yazarın ülkesinde ancak 1988 yılında yayımlanmıştır.26.yüzyılda geçen romanda insan doğadan ve kendi "ben"liğinden koparılmıştır."Biz"leşerek teknolojiye ve bürokratik devlete teslim olmuştur.Kişisellik yoktur.İnsanların adları değil,numaraları vardır.Saydam,cam duvarlar arasında yaşayaninsanlarınher dakikası devletçe belirlenmekte,denetlenmektedir.

İlk olarak

Silahlara başvurmadan önce sözün gücünü deneceğiz.


Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
0
ISBN
9789755107264
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can Yayınları
Sisifos Söylemi ünlü Fransız yazar ve düşünürü Albert Camus'nun 1913-1960), savaş yıllarında yayımlanan bir deneme kitabıdır. Daha kitabın ilk satırında, bireyin bir yaşama nedeni bulunmadığını keşfedişiyle, her türlü günlük çalışma ve acının içinde kökleştirdiği uyumsuzluk duygusuyla, yaşamın gülünçlüğünün bilincine varmasıyla birlikte, gerçekten ciddi tek felsefi sorunun intihar olduğu vurgulanır. Ancak sorulacak en önemli soru, bu duyguları bireyi zorunlu olarak intihara götürüp götürmeyeceğidir. Yazar uyumsuzluk kavramını açık seçik bir biçimde inceler. Sonunda da gerçek bir çözüm önerir.

intihar

Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeter.

Kimlik

Kimlik, insanlara sandırtılmak istendiği gibi, kendisinden kalkılarak 'kişilik'in kurulacağı varlıksal temel değil, tam tersine, insanın varlıksal bütünlüğü tehdit altına girdiği ölçüde 'kişilik'ini daraltıp kavruklaştırmak suretiyle/pahasına içine girip büzüleceği 'kovuk', 'kişilik'inin çevresinde oluşturacağı savunmasal 'kabuk', dışarıdan en fazla basınç gören/darbe yiyen noktasında oluşan 'nasır'dır. Şöyle de söyleyebilirz ki, 'kimlik', 'kişilik'in hareket/kalkış noktası değil; mümkün olan en dar çerçevesi, yok olmadan önceki en son durağı, yok olmamak için en son çaresi/sığınağıdır.

Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kırmızı
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir." Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."

Osmanlı'nın Son Döneminde Elitizm İddiaları

1856'da İzmir-Aydın ve İzmir-Kasaba demiryollarının açılmasından itibaren Ege kasabalarında Avrupa mobilyaları, sigorta şirketleri, tiyatro kumpanyaları, modern tarım ve inşaat teknikleri görülür. Kişisel gözlemlerimize göre, 20.ci yüzyıl başında Bitlis'te, Yusufeli'nin köylerinde, Arapkir'in yazlıklarında ithal (Avrupa) yapı malzemesi kullanılmıştır. Özyüksel'in yayınladığı rakamlara göre, 1911 yılında İstanbul-Ankara ve Eskişehir-Kütahya hatlarında toplam 2.921.000 kişi biletli olarak trene binmiştir Bunların tümü, acaba elit tabaka mensupları mıdır?