Milena'ya Mektuplar

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
223
Baskı Tarihi
Aralık 2001
ISBN
0975-8523-05-09
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Armoni Yayıncılık
Editörü
Feyza Erbatur
Mütercimi
Feyza Erbatur

Görüyorsunuz

Görüyorsunuz ya , başka birşey yazamıyorum bugün. bence bundan daha önemli birşey de yok. Yarın başka şeylerden bahsederim , defter için teşekkürü yarına bırakıyorum;dokundu bana ,utandırdı beni,ama sevindirdi de .Durun birşey daha demek istiyorum size:Çevirilerime bir saniyelik uykunuzu verecek olursanız,bunu kendim için bir beddua sayarım.Günün birinde bu işten yargılanmak gerekirse,çok neden aramaya kalkışmadan:uykusuzluğu onun yüzündendi diyecekler,suçlayacaklar beni haklı olarak. Yapmayın derken,kendimi düşünüyorum,kendim için yalvarmış oluyorum Sizin Franz K.

Milena'ya Mektuplar

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
223
Baskı Tarihi
Aralık 2001
ISBN
0975-8523-05-09
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Armoni Yayıncılık
Editörü
Feyza Erbatur
Mütercimi
Feyza Erbatur

senden gelecek de dayanılmayacak ne var ?

Salı günkü mektubun da bir dikeni var elbet,bedenimi delerek geçiyor,sen batırıyorsun bu dikeni ama senden gelecek de dayanılmayacak ne var ?

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
358
Baskı Tarihi
Nisan 2001
Yazılış Tarihi
1954
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Yapı Kredi
Editörü
Turan Alptekin

Kadrolaşma

Zehra enstitüde pek az kaldı. o ayar istasyonlarında çalışmayı tercih etmişti. Ve o sayede evlendi. Ve tabii evlenir evlenmez kocasını yelkovan şubesi şefi ve mütehasısı yaptık. damadımı da dışarıda bırakacak değildim ya! Küçük baldızım Zehra'dan boş kalan yere tayin edilmişti. Onu da enstitümüzde iş arayan tavsiyesiz bir genç, müesseseye girmek için başka çare kalmadığını anlayınca , hemen o gün istedi. Bilhassa bu sonuncu izdivaç bana enstitüde ayrıca bir nikah memurluğu tesisi fikrini verdi. Fakat Halit Ayarcı işin ciddiyetini bozar korkusuyla bu çok yerinde teklifi reddetti.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
393
Baskı Tarihi
Kasım 2007
Yazılış Tarihi
1992
ISBN
9944-125-03-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İzmir
Yayın Evi
Kaynak
Editörü
Şeref Yılmaz
Yazan: AHMED ŞAHİN Yazı Kaynağı: Zaman Gazetesi, Ailem Eki, Sayı: 228 Çileli bir devrin hikayesini Ali Ulvi Kurucu merhumun hatıralarından okumak büyük bir şans. Hayatını tamamen ilme adamış yüksek bir kâmet olan merhum Kurucu, hatıralarıyla da irşad vazifesini yerine getiriyor.

Serbest Fırka Hâdisesi

Köyden Konya'ya döndüğümüz 1930 yılının ortalarıydı; Konya'yı ve bütün memleketi heyecana getirip dalgalandıran meşhur Serbest Fırka hâdisesi yaşandı. Fethi Okyar Bey çıkmış, yeni bir fırka kurmuş... Tek parti, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın karşısında ikinci bir parti de seçimlere girecek. Fethi Bey Konya'ya gelmiş, konuşmalar yapmış. O sessiz sakin, boynu bükük millette bir telâş, bir heyecan... Seçimler olacak, oluyor deniyor. Halk Partililer telâşa kapılmışlar. Mahallelerde herkese vaadler yapılıyor. Halk Partisi'ne rey verecek kadın erkek herkese bir merkep yükü odun veya isterse kömür verilecek. Fethi Bey tabii böyle bir vaadde bulunamıyor, ama ekseriyet ondan tarafa. Halkta muazzam bir heyecan, adeta bir kurtuluş sevinci var. Birgün dedem, babama sordu: "Fethi Bey'den ne haberler var? Kimdir bu Fethi Bey?" Babam şu cevabı verdi: "Anladığıma göre, eski İttihatçılardan, Mustafa Kemal Paşa'mn eski arkadaşlarındanmış. Sultan Abdülhamid'i İstanbul'dan Selânik'e sürdüklerinde bu zat sultanın muhafızlarının başında imiş... Kimdir ve nerelidir, bilmiyorum... Yalnız bence, bu büyük bir tecrübe olacak. Fethi Bey kazansa bile, partisine iktidarı verecelderi kanaatinde değilim. Bence bu bir tecrübe, bir denemedir. Bununla milletin nabzı yoklanıyor. "Memlekete bu kadar hâkim olmuş, saltanatını kurmuş, adamlar asmış bir iktidar, öyle kolaylıkla, eski bir subaya yahut sefire: Ben beceremedim, al sen yürüt, diye idareyi vermez. Baba, bu bir denemedir, ben öyle görüyorum."

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
393
Baskı Tarihi
Kasım 2007
Yazılış Tarihi
1992
ISBN
9944-125-03-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İzmir
Yayın Evi
Kaynak
Editörü
Şeref Yılmaz
Yazan: AHMED ŞAHİN Yazı Kaynağı: Zaman Gazetesi, Ailem Eki, Sayı: 228 Çileli bir devrin hikayesini Ali Ulvi Kurucu merhumun hatıralarından okumak büyük bir şans. Hayatını tamamen ilme adamış yüksek bir kâmet olan merhum Kurucu, hatıralarıyla da irşad vazifesini yerine getiriyor.

Hafız Saadeddin Kaynak

Hafız Saadeddin Kaynak'ın, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki cereyana kapılıp ayağının kaydığı zamanları duymuş olan Osman Efendi, sonra, şunları da ilâve etmişti: "Hacca çıkan ilk izinde kalkıp hemen buralara gelmesi, hacdan maksat da tövbe edip yıkanmak olduğuna göre, inşaallah kendisinin o günlerdeki dalgalı hâllerini siler..."

Cesur Yeni Dünya

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
350
Baskı Tarihi
Haziran 2007
Yazılış Tarihi
1932
ISBN
975-6902-16-7
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
ithaki
Editörü
Savaş Kılıç
Mütercimi
Ümit Tosun
Orijinal Adı
Brave New World
Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley'in bir romanı, magnum opus'udur. Brave New World romanın özgün adıdır.
Neden Altını Çizdim?
Dostların gerçekten böyle bir işlevi var mı?

Bir dostun temel işlevlerinden biri

Bir dostun temel işlevlerinden biri, vermek istediğimiz, ama düşmanlarımıza uygulayamadığımız cezaları (daha yumuşak ve sembolik bir şekilde) çekmektir.

Eksik Şiir

Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Metis Yayınları
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen

Büklüm Büklüm

Ne söylesen, ne beklesen Yaradandan ya da kaderinden Ele geçmez istediğin Uğruna savaş vermediysen Sanki seni boğar gibi Sanki yeniden doğar gibi Sanki zaman zaman ölür gibi Acısını çilesini çekmediysen Hani büklüm büklüm boynunda Hani paramparça ruhunda Hani soran gözlerle kapında Bekleyen dargın anılar gibi Sevilmeden de sevmeyi Neyi özlediğini bilmeyi Acı da olsa yine gerçeği Görüp de söylemeyi bilmediysen

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.

İmparatorluk

İmparatorluk kelimesi hazin ve nankör bir kelime. İmperyum, sömürüye ve tahakküme dayanır. Osmanlı, Devlet-i Aliye'dir. Batının anladığı mânâda sömürücü değildir.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Ayrı Sayılmak Ve Müslümanlar

Eğer bir toplum temelini tabakalaşma-zümreleşme esasına dayalı olarak atmışsa, o toplumda bir ayrısayılma olayı da geçerliliğini her zaman korumuştur. Bu geçerlilik, kendini en yalın biçimiyle hakim anlayışın sürdürdüğü birleştirmeler, ayrıştırmalar ortamında belli etmiştir. Zümreler bir yandan içinde yaşadıkları toplumun hakim anlayışıyla bir ilişki kurup özelleşmeye, bağışıklık kazanmaya çalışırken, bir yandan da aralarındaki münasebetlerin, işbölümlerinin sorumluluk alanlarını tehdit altını almışlardır. S.69 İçinde yaşanıp da bir tarafında rahat edilemeyen bu karmaşık, çatışma ve ayrışma topulumun ortasında, asıl üzerinde durulması gerekin konu müslümanların konumudur. S.69 Şimdi sorulacak soru şudur: Kişiler, “Biz İslam’danız.” Dedikleri “İslam”a mı, yoksa kendilerini herşeyiyle (kendince kabul ettiği şeref biçimleri, emniyet türleri, hoşgörü niyetler) kuşatmış olan topluma mı aittirler? Hiç kuşkusuz cevap muallakta kalacak, mucip sebepleri de gösterilecektir. Ama içinde bulunulan durum da bir muama değildir. Değişmeler içinde sebeplere bağlı olarak gelişip yer alan amiller (eğitim, arzu , istek irade vs.gibi..), müslümanların farklı uçlarda ve muadil olmayan alanlarda barındığını kolayca belli etmektedir. Kimileri müslümanlarla hakim katmanlar arasında arabuluculuk görevini üstlenmiş, kimileri toplumla uzlaşıp –ki buna azınlık alarak görülme de denebilir- dışlanmış durumdadırlar. S.70 Müslümanlar arasında –sahip oldukları, yahut sahip olmaya çalıştıkları değerler açısından- kendilerini ayrı sayıp “ayrışma ve bütünleşmeye doğru gitme” gibi fikirler, ne hakiki alarak kabul görmüş ne de hatırı sayılır bir fikir arefesini yaşamıştır. Bunlar ötesinde, hiç kimsenin kabul etmeye yanaşmadığı, apaçık olduğu halde şiddetle reddettiği müslümanların içinde bulundukları toplumla uzlaştıkları gerçeği durur. Daha da kötüsü, bu toplumun değerleriyle kaynaşmış olan kişilerin bu eylemlerini İslam’dan sayıp, bunu bir de kabul ettirmeye çalışmaları durumu vardır. S.70

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
Karanlıkta birbirimize gülümsemeye daha ne kadar devam edeceğiz?

Cemiyette ölçü yoksa tenkit de yapılamaz!

Tenkidin olması için ortak ölçülerin olması lazım. Tenkitçi belli ölçülere dayanarak konuşur. Cemiyette ölçü yoksa tenkit de yapılamaz. Ortak şuur. Tenkit, güzele, doğruya davettir. Bugün bütün Türkiye'ye seslenen bir yayın ve insan yok. Ölçü buhranı var. Yapılan herşey karanlıkta birbirine gülümsemekten ibaret.