Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Gelsin Hayat Bildiği Gibi
Gelsin hayat bildiği gibi,gelsin
İşimiz bu,yaşamak!
Unuttum bildiğimi doğarken
Umudum ölmeden hatırlamak
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Neden Altını Çizdim?
Hayatı anlattığı için bu satırların altını çiziyorum.
BİLİYORSUN
Hayat bazen öyle insafsız ki
Küçük bir boşluğundan yakalar
Hissettirmez en zayıf anında
Seni ta yüreğinden yaralar
Ellerin,kolların bağlansa da
Başında kasırgalar kopsa da
Sen tüm gücünle karşı koysanda
Seni acımasız sevdaya salar
Memleketi kurtarırım; fakat bir şartla!...
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
240
Baskı Tarihi
2006
ISBN
975-437-548-8
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Kelimeler, mefhumlar
Kelimeler, mânâ ve karşılıklarından mürekkep birer zengin tedâiler demetidir aziz kaarîlerim; ben şuracığa derc etmese idim nereden bilecek idiydiniz? Vaktiyle çok söyledik, çok iykaz ettik fekat bu şen'i usûlde ısrar edildi. İmdi çok hayati mefhumların karşılığı cam üstündeki civa damlacığı gibi elimizin altından kayıyor; lisân olmaz ise siyâset de olabilemez veyâ kim böyle lisân ile ancak böyle siyâset yapılabilir kanaatindeyim.
Memleketi kurtarırım; fakat bir şartla!...
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
240
Baskı Tarihi
2006
ISBN
975-437-548-8
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
138
Baskı Tarihi
2007
ISBN
978-975-342-226-0
Baskı Sayısı
9. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
"Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı'nda baskı, bir dış etken, insan eliyle oluşturulduğunda ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar. Bizans'ta 'resimkırıcılık' diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos'un kendi kendine sorduğu soru şudur: Birey olarak bu baskı karşısında, benimsemediğim, ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım? İnsan içerikleri, toplumdan topluma, dönemden döneme, çağdan çağa değişebiliyor.
Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
138
Baskı Tarihi
2007
ISBN
978-975-342-226-0
Baskı Sayısı
9. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
"Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı'nda baskı, bir dış etken, insan eliyle oluşturulduğunda ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar. Bizans'ta 'resimkırıcılık' diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos'un kendi kendine sorduğu soru şudur: Birey olarak bu baskı karşısında, benimsemediğim, ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım? İnsan içerikleri, toplumdan topluma, dönemden döneme, çağdan çağa değişebiliyor.
Mecid Mecidi Röportaj
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
1
Baskı Tarihi
2007
Yazılış Tarihi
2007
Baskı Sayısı
0. Baskı
Doğu-Batı arasındaki anlayış farkı
batının trajik dünya görüşünde insan ,doğanın ve şartların esiridir;hareketlerini belirleyen dış koşullardır.Fakat bizim inancımızda insan şartları değiştirebilir.kelam'daki tabiriyle insan ''muhtar'',yani irade sahibidir.Yine batıda insanın mecbur kaldığında hırsızlık yapması adam öldürmesi hatta katliam gerçekleştirilmesi meşrulaştırılabilir. bizim inancımızda ise insan ne kadar zor durumda olursa olsun, değerlerine bağlı kalmalıdır.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
128
Baskı Tarihi
2009
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Murat Kartal
"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla 'Bize Göre' hisler ve fikirler yazmıştır... Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir 'Bize Göre' parçasının fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bütün yarım gününü geçirecek, akşama doğru bitirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu.
Kürk
Nereden geldiği ve nasıl başladığı meçhul bir kürk modası, istanbul'un hemen bütün kadın kesimlerine yayıldı.
Bu moda,dedelerimizin ve ninelerimizim mahut kürkü çevirip sırta geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri cüsseli bir hayvana benzemek tuhaflığından ibarettir.
Bu moda o kadar yayılmış ki, şimdi kastor mantosu olmayan hanımın, hiç olmazsa kedi veya fare derisinden bir kürkü olması gerekiyor.
Tırnaklarını uzatıp sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki bir hayvana benzemek için uğraşıyor.kadınlarda bu insan şeklinden uzaklaşma arzusunun sebepleri ne olsa gerek?"
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
128
Baskı Tarihi
2009
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Murat Kartal
"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla 'Bize Göre' hisler ve fikirler yazmıştır... Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir 'Bize Göre' parçasının fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bütün yarım gününü geçirecek, akşama doğru bitirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu.
Kedi
Sanki karınlarını tıkabasa dolduran erimiş bir ateşi gözlerinden yeşil bir şule halinde akıtan bu garip yaratıkların arasından geçtikçe insan mukaddes bir karanlığın mahremiyetini dağıtıyorum vehmiyle adeta günah işlemiş gibi korkuyor .Sanki yere yıkılmış bir sema parçası üzerinde yürüyorsunuz ve sanki bütün bu yanan esrarangiz kedi gözleri, bu semanın yere dökülmüş hiddetli,korkunç yıldızlarıdır.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
128
Baskı Tarihi
2009
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Murat Kartal
"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla 'Bize Göre' hisler ve fikirler yazmıştır... Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir 'Bize Göre' parçasının fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bütün yarım gününü geçirecek, akşama doğru bitirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu.
Deniz Kıyısında
Güneşin hararetinde kaçanlar,deniz sularının serinliğine sığınıyor.Deniz ,tehlikeli deniz uslu bir fil gibi hortumunu toplamış,toprağının çıplak çoçuklarını sırtında eğlendiriyor. kumsallardan birine gittim ve koskoca denizle insan zerrelerinin dostça oynaşmalarını ,neşe bulmadan seyrettim.
Denizin çıplak insana bu zelilane boyun eğişi ne gülünçtü! Morfinle sinirleri uyuşturulmuş,uyuklayan ve çoluk çoçuğa gösterilen bir kafes arslanı kadar gülünç. Büyük kuvvetlerin itaat halinde görünüşü ruha ne ağır bir eza veriyor! ölgün yaz denizini seyrederken bu ezayı, ruhu pençeleyen bir kuvettle hissetim
Denizin bu halsizliği karşısında şehrin beyaz etli,kendinden zayıflara gücü yeten insanı ne cesur ve ne küstahtı! Sarkık etli iri karınlı kadınlar,saçı dökülmüş erkeklerle bu dişsiz tırnaksız sular içinde boğuşuyor,takla atıyor,batıyor çıkıyor ve bir arslan leşiyle oynayan sineklerin neşesiyle zıplıyordu.
muazzam tekneleri ,hafif oyuncaklar gibi sallayan deniz,hakiki çoçuklarına tunçtan daha sert kırmızı bir ruh yoğuran deniz,geniş kollarıyla kıtaları birbirinden ayıran deniz,bin bir türlü ejderlerin vatanı deniz ; kalabalık bir şehrin nevrastenik halkına tehlikesiz bir havuz vazifesini görmeye razı oluşu ne hazindi! Denizi sevenler rüzgar ve fırtına mevsiminin gelişine kadar sahillere hiç uğramamalıdırlar