Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Bütünleşmek, Çatişmak, Ayrisayilmak

Hemen her medeniyetin mantığı, insanları ırk, mevki, meşguliyet, siyaset ve mensup oldukları sosyal zümrelere göre derecelendirmiş ve kıymetlendirmiştir. Bu değerlendirme biçimi, eşitsizliği artıran bir tabakalaşmayı kesinliğe kavuştururken, insanlar bu tabakalaşma ortamında üç ana olgu ikliminin sınırları içinde kalmışlardır. Bu belirgin olgular “bütünleşme”, “çatışma” ve “ayrısayılma” biçiminde kendini açığa vurmuş; şüpheye yeyr bırakmayacak şekilde de etkisini göstermiştir. S.66 Bütünleşme ve çatışmaların yanı sıra önemli bir olgu da, ayrısayılma olgusudur. Ayrısayılma olgusu iki yönüyle belirginleşmiştir. Ya kendiliğinden meydana gelmiş, ya da başka güçler tarafından ortaya çıkarılmıştır. İnsan gurupları, irade ve güçlerine bağlı olarak kendilerini ayrısaymışlardır. Genellikle Batı medeniyetinin bir tezahürü olarak gelişen karteller, monopoller ve diğer egemen güçlerin oluşturduğu insan gurupları, kendilerini diğer insan guruplarından ayrı tutmuşlardır. Ayrısayılma bu yanıyla, iradeye ve güce bağlı olarak gerçekleşmiştir. ........ Genellikle modernleşmiş toplumlarda rastlanılan bir diğer ayrısayılma olayı da, ayrı bir topluluğu aşağılama biçiminde kendini göstermiştir. S.68

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Sakincali Düşünce

Düşünmek, anlamın kapılarını açmak, öncelikle de insanın kendi yapısında olup bitenleri anlamak, kendi dışındaki dünyada meydana gelen oluşumları görebilecek bir yeteneğe kavuşmak, bütün bunları irdeleyip kurtuluşa erebilecek bir düzeye ulaşmaksa; bu fiiller, düşünceyi hayatlarına dekore eden insanlara oranla müslümanlar için hayati bir önem arz eder. S.51 Herhangi bir insan tipinin düşünceyi bu denli ucuz ve bayağı kullanmasına karşılık, müslümanlar için düşüncenin bir yüceliği, ir kutsallığı vardır. Çünkü, düşünce müslümanlar için öze giden anlamın ta kendisidir. Onun doğru, dosdoğru yolculuğunun bir anlam anahtarıdır. S.51 DÜŞÜNCE TUZAKLARI Eğer bir toplumda erdemsizlikler çoğalıp atmışsa, o toplumda aynı zamanda “düşünce yoksulluğu” da artmış; ve buna paralel olarak da çokça “düşünce tuzakları” oluşturulmuştur. S.56

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Anlamak Anlamaya Çalişmak

Müslümanların dünyalarını sarih kılmaları, davranış biçimlerinin tahlilindeki zorlukları çözümlemeleri de buna bağlıdır. S.109 Çünkü değerlendirilen şeyler, genellikle idrak eden ferdin o anki maksadına hizmet edeler kuralı çoğu kez ve bütünüyle geçerlidir. S.109 İdrak etme noktasında, müslümanlarla kafirlerin birbirlerinden ayrıldıkları noktalar sebepleriyle açıkça bellidir. S.110

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Asıl Bilgi Kaynağı

Öteden beri, insanlar nesnelerle açıktan bir ilişkiye girerek hayatlarını anlamlı kılmaya çalışmışlar; nesnelere dayalı bilgi kuramlarını geliştirerek bilgiyi en geniş anlamlarıyla öğrenmeyi amaçlamışlardır. Buna erişebilmek için de, şeylerin kökeninin, kaynağının ve yapısının kavranmasını, ilke ve özünün bilinmesini şart koşmuşlardır. .......... S.102 Ne ki, ellerindeki bu bilgiler ve başvurdukları bilgi kaynakları, insanları yarı yolda yüzüstü bırakmıştır....... s.102 Kafir için “mutlak bilgi”ye inanmak diye ber şey söz konusu olmazken, Müslüman için “mutlak bilgi”ye inanmak büyük önem arzeder. S.104 İslami bir bilgi çeşidine sahip olmak, bu bilginin kıstaslarına bağımlı kalmak, idrak edip izaha çalışmak Müslümanların tek çıkar yoludur. Müslümanlar için insan ve alem hakkındaki bütün bilgi çeşitlerinin dayandığı, beslendiği “asli bilgi” merkezi İslami kıstaslardır. S.106 Hayatımızı anlamlı kılmamız, kul olabilmemiz, hem kendimizi hem de alemi anlayabilmemiz, yükümlülüklerimizi yerine getirebilmemiz, necata ermemiz ancak ona, o kutsal kitaba yönelmemizle mümkündür. Bu bilgi merkezinin dışındaki bilgi kaynaklarından yararlanmak, biraz rasyonalizm, biraz pozitivizm, biraz pragmatizm, biraz da empirizmden koparak beslenmek, sonra da müslümanca düşünüp müslümanca yaşıyorum demek biz müslümanları nereye götürür acaba? S.106

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Tutuklu Bilgi

İnsanlar a inandıkları gibi yaşarlar, ya da inanmadıkları gibi. İnandıkları gibi yaşayanlar, istedikleri hayat biçiminin imkanlarına kavuşmuş insanlardır. Yaşadıkları hayat kendilerinindir. Yürürlükte olduğu sürece, kendi düşünce ve inanç birimlerine göre de –başkaları kabul etmese bile- özgürdürler. İnanmadıkları gibi yaşayanlar ise, istedikleri hayat biçiminin şartlarından çok uzaktadırlar. Kendi görüş ve isteklerine ters gelen hayat şekillerinin baskısı altındadırlar. Düşünce ve eylem özgürlükleri engellenmiştir. Kendi istemleriyle hareket edemedikleri, inandıkları değerlere göre de yaşayamadıkları için özgür değillerdir. S.97 Bu iki yargı biçimine ister katılın, ister katılmayın; birinci durumda olanlar, kendi sözleri, gerçekleri, iddiaları ve olaylarıyla baş başa kalmanın bütün yollarını ellerinde tutup bir iç kaynaşmayı gerçekleştirmişlerdir. Çevrelerinin de bu kaynaşma doğrultusunda değiştirip ona yeni bir biçim vermişler; pek çok şeyi de lehlerine olabilecek şekle çevirmişlerdir. İkinci durumda olanlar da, inandıkları değer birimlerinin ya tamamen dışında kalmışlar; ya da bu değerlere iğreti bir şekilde tutunmuşlardır. Bu guruptakiler devamlı saldırı altında bulmuşlardır kendilerini. S.97 Buna göre, “inandığımız gibi yaşıyor musunuz?” sorusunun muhatabı olmaktan kendimizi beri kılmamız mümkün müdür? S. 98 Düşmanların nitelikleri bu devirde de değişmemiştir. Yine tutuklama peşinde koşmaktadırlar. Kimileri yine onların çok bilgili olduklarını ve ileri gittiklerinin söylemekte, alabildiğince de çekingen davranmaktadır. S.100 Biz müslümanların inandığı gibi yaşayamadığı apaçık ortadadır. Kul olabilmemiz için de inandığımız değerlerin rotasında yaşamak zorundayız. Bu da, bilgi kaynağımızın tutululuğundan kurtarılmasına, eylemlerle gün ışığına çıkartılmasına bağlıdır. S.101

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Özgürlüğe Susamak

Müslümanlar olarak amacımız müslümanca yaşamaksa, bu istek “özgürlüğü susamış” olmayı mutlaka gerekli kılar....... Bu açıdan mütalaa edildiğinde görülecektir ki, bu düşünce kahramanlığa oynamak, yahut insanları kahramanlığa çağırmak için ortada değildir. Ezilip sömürülen kimi toplumların kavrayış noktasında olduğu gibi, ezilmekten ve sömürülmekten kurtulup ezen ve sömüren toplumların seviyesine ulaşmak, güçsüz ve zayıf olanları boyunduruk altına alıp sömürmek içinse hiç ortada değildir. S.93 ..... Yürürlükte olan düzenin düzensizliğini düzeltmeye değil, bu düzenin dışında olan bambaşka bir hayat biçimine sarılmaya davet eder. Ne türde olursu olsun yürürlükte olan düzenin geliştirilmesine, tamamlanmasına ya da ilerletilmesine asla taraftar olmaz. Burjuva tipi, proleter tipi bir kurtuluş biçiminin sunduklarına da iltifat etmez. S. 93

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
285
Baskı Tarihi
1990
ISBN
978-975-437-0288-1
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Türk dili üzerindeki tartışmalar devam etmektedir. Bir Türkçülük hareketi olarak başlatılan özleştirme akımı tam bir millî kültür yabancılaşması haline dönüştürülmüştür. Kelimeler -ve tabii onlarla birlikte millî kültür muhtevaları-atılıyor, uydurma kelimelerle gayri millî bir kültür kurulmaya çalışılıyor. Böylece nesiller birbirine ve yeni nesiller millî kültüre yabancılaş¬maya devam ediyor.

Eski Yazı Karşısında Devrimbaz

Onca zor olan belki Arap harflerini öğrenmek değildi. Devrimbazların diline düşmekten kurtulmaktı.Çünkü, devrimbaz gazete, yazar, doçent, profesör ve öğretmenlere göre Arap harflerini öğrenmek irticadır.Milli tarihini ve edebiyatını ana kaynaklarından okumak irticadır. Utanmasalar “İlim irticadır”diyecekler. Çünkü onlara göre gerçek devrimci, eski harflerimizi bilmeyen, milli kütüphanelerimize girmeyen, girerse bir turist gibi raflara, duvarlara ve tavana bakıp giden cahil kişidir. Turist gibi de değil. Çünkü hangi memleketten olursa olsun, her turist genç, kendi memleketindeki bütün milli kütüphanelerde istediği eseri okumak imkanına sahiptir. Bizim bedbaht gençlerimiz, sokaktan adam çevirip ondan olmayan eser ismi dilenmek zorundadırlar. Gençliği bu hale getirdikten sonra, muradına ermiş, kıskıs gülersin, değil mi sayın devrimbaz? Yahut, milli kültürüne sahip olmak isteyenlere yumruk sallarsın, değil mi? En kuvvetli yumruk, içinde büyük bir tarih yatandır. Hele o çetin imtihan günü gelip çatmayı görsün. Zaferin hangi yumrukta olduğu çok çabuk anlaşılacaktır.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Yazarın Sorumluluğu

Müslüman yazarın çabası, yazdığı ve yaşadığını aynı anlamın birer birimi kılmak yönündedir.” Diyor İ. Özel. Kul olmak yolundaki Müslüman’a açık ve kesin bir uyarıdır bu diyerek, bu sözlerin taşıdığı anlama haklılık payı atfedenler, sorumluluk bilincinden de bi-haber olmamak, sorumluluğun taşınması ve gereklerinin yerine getirilmesi demek midir? Şüphesiz ki hayır. Söylenenlerin yaşanıyor olmaması bu karşı çıkışı doğrulamaktadır. Ve bu bağlamda şunu da belirtebiliriz: Müslüman yazarlar yeterli ve anlamlı bir sorumluluk üstlenmemişlerdir henüz. Hepimiz biliyoruz ki, Müslümanlar özlerini kaybetmelerinin, müminlik sorumluluklarını yitirmelerinin sonucunda kapalı bir toplumun parçası durumuna gelmişlerdir. Birlik ve beraberlikleri kaybolmuş; tereddütlerin, şüphelerin, kuruntuların, güvensizliklerin,taklitlerin içinde kaybolmuşlardır. S.28

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Yazar Olmak

“Yazarın rolü, güç görevlerden ayrılmaz.” Diyor Albert Camus. Ve devam ediyor: “Dünyanın bir ucunda, adı sanı duyulmamış, binbir küçülmeyle karşı karşıya bırakılmış bir tutsağın suskusu, yazarı sürgününden çıkarmaya yeter; hiç olmazsa, hürriyetin ayrıcalıkları ortasında, bu suskuyu unutmamayı ve onu sanat yoluyla duyurmayı başarabildiği sürece. Belki hiç birimiz böyle bir işi başarabilecek ölçüde büyük değiliz. Ama, yaşantısının her durumunda, ister zulüm yönetiminin zincirlerine vurulmuş olsun, ister bir süre düşüncelerini anlatmakta hür bırakılmış olusun, yazar, kendisini doğrulayacak canlı bir topluluk duygusunu bulabilir her zaman. Şu şartla ki, iki zorunluluğu .... kabul etsin : Gerçeğe ve hürriyete hizmettir bunlar da.” S.19

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Yazarin Yeri

Çeşitli alanlarda guruplaşmış yazarları üç ana gurupta toplamak mümkündür: Yürürlükteki mevcut düzenle uzlaşanlar. Karşıt olup mevcut düzenle uzlaşmayan ve yürürlükteki yönetim biçimini yıkmaya çalışanlar. Ne mevcut düzenle, ne de bu düzeni yıkmaya çalışan karşıt guruplarla beraber olmayıp kendilerine daha değişik bir alan bulanlar. S.14-15 Birinci gurupta olanlar, bütün güçlerini yürürlükte olan sistemin devam etmesi için kullanmışlardır. Gelişmiş yeteneklerini siyasi ve politik manevralarla bütünleyerek kullanan bu yazarlar, iktidarı ellerinde bulunduranlarla aralarında birbirlerini kollayıcı ve gözetici sözleşmeler imzalamışlardır. Bu sözleşmelerin parıltılı ışıkları altında uyu birer taraftar olan yazarlar, mevcut yönetimin verdiği fireleri, açıkları ve ortaya döktüğü pislikleri kamuoyu gözünden süslü yazıları ve konuşmalarıyla saklamaya çalışmışlar, yürürlükte olan sitem ve yönetimin mümkün olduğunca ayakta kalmasına dayanak olmuşladır. İhtirasları, kendi çıkarlarını düşünüşleri onları birer avcı yapmıştır. En kötü iktidarlar için kelimeleri kamufle edip boyamışlar, insanları parlemeto adına, bir ev alım-satımı karşılığında kolayca avlayabilmişlerdir. Düşüncelerinin iyi bir av yakalamak için oluşturmaya gayret eden bu avcı yazarlar, öteden beri mutlaka barınacakları bir zemin bulmuşlar, bugün de olmak üzere hemen her yerde amaçlarına ulaşmışlar ve hâlâ da ulaşmaktadırlar. S.15