Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
357
Baskı Tarihi
1987
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
İsmail Hakkı Şengüler
Eşsiz Bir Kur'an Nesli
O ilk nesil, Kur'an'a yaklaşırken kültür edinme ve inceleme maksadı ile ve ya zevk alma ve eğlenme arzusuyla yaklaşmıyordu. Onlardan hiçbir kişi Kur'an'ı Kerim'i okurken sadece kültürünü artırmak ve ya ilmi ve fıkhi iddialarına yeni bir mesnet eklemek ve böylece kursağını doldurmak arzusuyla okumuyordu. Onlar Kur'an'ı Kerim'i okurken yalnızca Allah'ın emrini öğrenmek için okuyorlardı. Kendileriyle ilgili , içinde yaşadıkları cemiyetle alakalı olarak hem kendilerinin , hem de bulundukları cemiyetin hayatı hakkında neler söylediğini anlamak için okuyorlardı. Bu kitabın emirlerini yaşamak için duyar duymaz alıyorlardı.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
ISBN
9752893031
Baskı Sayısı
0. Baskı
"Basılan ilk romanım Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? Ocak, 1985'de çıktı... Öte yandan, Yaseminler Tüter mi, Hâlâ, Eleni olarak doğan, Naciye'ye dönüşen, Türk kocasına dört çocuk doğurduktan sonra eski Hisar göçmeni bir Anadolu Rum'u ile evlenen bir kadının sahiciye yakın hikâyesidir. Ben yazdığımda Kıbrıs ve Kıbrıs'a benimki türden bir yaklaşım moda değildi - kitap yerini tam bulmadı. Türkler fazla Yunan yanlısı, Yunanlılar fazla Türk yanlısı buldulardı - belki bundan sonra..."
- Alev Alatlı
Marifet ve İltifat
Toprak benimdir demekle olmuyor efendi oğlum, seninse işleyeceksin!" "Nedir senin dediğin be Halo Dayı? Gavur daha zengindir diye bırakıp da gideceng?" "Haşa! Helbet bırakıp gitmeyeceksin! Gitmeyeceksin de, kolay yedirmezler adama, bilesin. Ne kadar emek verirsen o kadar senin olur. Çocuk da böyledir, kadın da böyledir, bahçe de böyledir...
Yıkımlar karşısında nesnelliği korumak..
...Artık kapitalizmin ne olduğunu anlayamıyorum. Dünya gücü, terörizmden birçok bakımdan faydalandı. Daha da kötüsü terörü içselleştirdi. Kar sistemi, sermaye dolaşımı kendi kendini tükettiği zaman terörü ilaç niyetine dağıtmaya başladığında gerçek etki açığa çıkar. Zira sistem güçlendikçe kırılganlaşıyor. Çünkü bir yanda sürekli güç kaybedenler, öbür yanda giderek gücünü artıranlar var. Güçlünün zaafı, kaçınılmaz bir biçimde, zayıfın zaafından daha belirgin. Bu şartlarda hareketsizlik bile, küreselleşen yıkıcılık karşısında otomatik bir boyun eğiş, nesnel bir suç ortaklığı anlamına kavuşuyor. Böylece bir kimsenin pişman, üzgün, baygın olması süregiden işlemleri aksatmıyor. İnsan ilişkilerini anlamlı kılan ayrımlar bile kolayca silinebiliyor. Bugün dünya gücü tarafından, bombalar eşliğinde ihraç edilen demokrasinin öncelikli etkisi böylelikle açığa çıkıyor. Sistem her şeyi otomatikman kendi çıkarına hizmet eder hale getirebiliyor. Göz dolduran küreselleşme karşıtlığı da bundan muaf değil. Her ne kadar teselli edici olmasa da, hepimizi abluka altına alan çözümsüzlüğü kayda geçirmek gerek..
Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-975-263-924-9
Hayatın biricik anlamı olacak kadar derinden duyulan bir aşkın trajediye dönüştüğü bu romanda asıl sorgulanan, erdeme giden yolun zorluğudur. Erdeme giden yolda, insanın içinden hiç dinmeyen bir sızı gibi varlığını daima hissettiren yalnızlıklar, bekleyişler, ayrılıklardan doğan ve tahammülü trajediler doğuran çatışmalar yaşanacaktır.
André Gide, insanı düşünmeye ve kendi hayatını tartmaya iten bu romanıyla, aşk ve aşk yüzünden çekilen acıyı merkeze alarak, insan ruhunun en derinlerine inmeyi bir kez daha başarır.
Tercihlerini zor olandan yana kullananların yaşadığı iç fırtınaları gözler önüne seren, yazarın çarpıcı üslubuyla okuru silkeleyen Dar Kapı, unutulmayacak kitaplardan…
Sadece onun yaşattığı bu mutluluğu Sana borçlu olmamı sağla
Hissediyorum, üzüntümde öyle bir hissediyorum ki fedakarlığımı kalbime sindirememişim. Sadece onun yaşattığı bu mutluluğu Sana borçlu olmamı sağla.
Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-975-263-924-9
Hayatın biricik anlamı olacak kadar derinden duyulan bir aşkın trajediye dönüştüğü bu romanda asıl sorgulanan, erdeme giden yolun zorluğudur. Erdeme giden yolda, insanın içinden hiç dinmeyen bir sızı gibi varlığını daima hissettiren yalnızlıklar, bekleyişler, ayrılıklardan doğan ve tahammülü trajediler doğuran çatışmalar yaşanacaktır.
André Gide, insanı düşünmeye ve kendi hayatını tartmaya iten bu romanıyla, aşk ve aşk yüzünden çekilen acıyı merkeze alarak, insan ruhunun en derinlerine inmeyi bir kez daha başarır.
Tercihlerini zor olandan yana kullananların yaşadığı iç fırtınaları gözler önüne seren, yazarın çarpıcı üslubuyla okuru silkeleyen Dar Kapı, unutulmayacak kitaplardan…
Mutluluk mu, yoksa mutluluğa giden yol mu??
Juliette mutlu, öyle söylüyor, öyle görünüyor, bundan şüphelenmeye hakkım yok, neden de yok... Şimdi onun yanındayken, bu tatminsizlik, bu rahatsızlık duygusu nereden geliyor? Belki bu kusursuz mutluluğun bu kadar pratik bir yolla bu kadar kolay elde edildiğini, ruhu sıkıp boğacak kadar kusursuz bir şekilde üstüne oturduğunu hissetmekten...
Şimdi kendi kendime istediğim şeyin mutluluk mu, yoksa daha çok mutluluğa giden yol mu olduğunu soruyorum. Oh Tanrım! Beni çok çabuk erişebileceğim bir mutluluktan koru! Mutluluğumu uzaklaştırmayı, sana kadar götürmeyi öğret.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
505
Baskı Tarihi
2007
Yazılış Tarihi
2005
ISBN
9752892019
Baskı Sayısı
3. Baskı
Dünya Nöbeti romanı, Türk yazar Alev Alatlı'nın Gogol'un İzinde serisinin ikinci kitabıdır. Yazarın farklı anlatım akışı nedeniyle, zaman zaman ilk kitabın öncesi zaman ve mekanlarda geçenleri zaman zamansa sonrasında geçenleri anlatır. Yazar serinin bu romanında, kurgusal açıdan baş kadın kahramanın Rusya'daki deneyimlerine devam ederken Rusya'nın düşünsel, tarihi ve kültürel bir analizini yapar ve Rusya üzerinden genel bir modernite eleştirisini ortaya koymaya devam eder.
Eser 2005 yılında, Everest Yayınları tarafından yayımlanmıştır.
Neden Altını Çizdim?
Güzel mukayese...
Yeni dünya düzeninin gelişmişlik dogmaları
Teknik olarak Katoliklikte kurtuluş vaftiz ve yaklaşık 200 kilise dogmasına iman etmekle mümkündür. katoliklerinkilerin yerine yeni dünya düzeninin gelişmişlik dogmalarını koy, BM'nin kalkınma indekslerini koy, ruhunu kurtarırsın!
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
520
Baskı Tarihi
Haziran 2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-293-478-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
İpek Çalışlar’ın yazmış olduğu “Latife Hanım” kitabı Doğan Kitap’dan çıkmış ve 520 sayfa. Nurten Şerbetçi'nin Haksöz-Haber için yaptığı değerlendirme:
Cumhuriyet’in Elit Kadın Modeli
Yazan: Nurten ŞERBETÇİ
Yazı Kaynağı: Haksözhaber
Dil bilmek dediğin...
Latife, okumaya, yazmaya, şiire, edebiyata meraklıydı. Kocaman bir kütüphanesi vardı. Özellikle Alman yazarlarını çok seviyor, pek çoğunu ezbere okuyordu. Arapça, Farsça, Latince, ingilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Rumca'ya hâkimdi. Bildiği yabancı diller onun dünyaya daha çabuk açılmasını sağladı.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
142
Baskı Tarihi
2011
ISBN
6054322060
Basım Yeri
İstanbul
Var Eşref oğlu Rumî bil hakikat Vücûdu fâni etmektir adı aşk Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir;
ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet, varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil, bir sebebin iki cihetinden söz ediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanlarm tümü iki sıfatla muttasıf olmak zorunda: vücûd ve beka.
Demek ki aş k vücûdu baki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fâni kılmak için çabalayanların mesleği.
O halde Cenab-ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!
Kendine kendinde yer açmalısın
......yapan eden ,yaptığı ettiği seyredilmeye değer olan hep dışarısıdır.Seyreden hep dışarısını seyreder. Göz hep başkalarını görür.Göz bir tek kendini göremez.Evet kendi dışında (var)olanları görür ve fakat kendini göremez. Modern insan kendisi dışında ne varsa onları düşünmek zorunda. Kendilik artık yasak bölgenin adı;yani üzerinde konuşulmayan. Kişi kendinden uzak düştüğünü farketmemeli, kendini hatırlamamalı ve asla kendini özlememeli. Fark etmek , hatırlamak ve özlemek, hepsi de yasak bölgenin ihlali anlamına geliyor modern dünyada. Kafka'ya sorulur:"Niçin üzülüyorsun ki?"Hiçbir eksiğin yok!" "Haklısın !" diye cevap verir,"Hiçbir eksiğim yok kendimden gayrı!"
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
520
Baskı Tarihi
Haziran 2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-293-478-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
İpek Çalışlar’ın yazmış olduğu “Latife Hanım” kitabı Doğan Kitap’dan çıkmış ve 520 sayfa. Nurten Şerbetçi'nin Haksöz-Haber için yaptığı değerlendirme:
Cumhuriyet’in Elit Kadın Modeli
Yazan: Nurten ŞERBETÇİ
Yazı Kaynağı: Haksözhaber
İzmirli milyoner bir Türk tüccarın en büyük kızı
Latife'nin sanata, edebiyata ve müziğe özel bir yeteneği vardı. Büyükdedesi Salih Bey ona Londra'dan bir piyano getirtmişti. Ünlü Avusturyalı şair Rilke'nin yeğeni olan piyanist Anna Grosser-Rilke, ona üç sene piyano dersi verdi. Nie Venuehte Klaenge (Hiç Kaybolmayan Melodiler) adlı anı kitabında Latife'den de söz eder:
Tanıdığım Türk kadınları içinde en kayda değer olanı Latife Muammer'di. Onu ilk gördüğümde, 15 yaşındaydı. İzmirli milyoner bir Türk tüccarın en büyük kızıydı. İngiliz stilinde dekore edilmiş ve İngiliz stilinde bir yaşamın sürdüğü bir evde otururlardı. Bu şekilde, yabancı dilleri derinlemesine öğrenirlerdi. Her yıl birkaç ayı Londra veya Paris'te geçirirlerdi. Almanya'ya pek gitmedikleri halde Latife en baştan beri Alman diline, edebiyatına, sanatına ve özellikle de Alman müziğine olağanüstü bir ilgi duyuyordu. Çok güzel ve çok zeki gözleri, ifadeli bir ağzı vardı. Genç kız onunla tanıştığım andan itibaren beni fevkalade etkiledi. Annesi, hayatım boyunca tanıdığım en güzel Türk kadınlarından biriydi. Murillo'nun Madonna tablolarını andırıyordu. Latife annesine tercümanlık yapıyordu. Ziyaretlerinin amacı Latife'ye piyano dersi vermemi rica etmekti. Ben de Latife'den bana piyanoda bir şey çalmasını istedim. Ve Beethoven'in Ay Işığı Sonatı'nın nefis "Adaggio"sunu çalmaya başlayınca, şaşkınlığım büyüdü.
Çalışında bazı teknik yetersizlikler olsa da parçayı kavrayışı şaşırtıcı derecede iyiydi. Böylesine yetenekli bir öğrenciyle karşılaşmak beni çok mutlu etmişti. 1918 yılına kadar ona verdiğim piyano derslerinden büyük zevk aldım. Kusursuz bir Almanca konuşuyor, büyük Alman edebiyatçılarına karşı tutkulu bir hayranlık duyuyordu. Faust'un birinci bölümünü ezbere okuyabiliyordu. O benim için hep öğrencilerimin en yeteneklisi ve bütün varlığıyla en ilginci olarak kalacaktır.
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
184
Baskı Tarihi
Kasım 2003
ISBN
975-8829-12-2
Baskı Sayısı
1. Baskı
Mütercimi
Osman Akınhay
Azizler ve Alimler, Edebiyat ve kültür kuramcısı Terry Eagleton'ın yazdığı tek romanıdır. Roman sıradışı bir hikâyeyi anlatmanın yanı sıra içerimleri itibariyle de felsefi bir nitelik taşımaktadır.İrlanda'nın batı kıyısında bir kulübede Ludwig Wittgenstein, Mikhail Bakhtin, İrlanda Kurtuluş Ordusu'nun lideri James Connolly ve bir roman kahramanı olan Leopold Bloom bir araya gelmişlerdir. Hikaye bu kişilerin ilişkileri ve devrim, iktidar, felsefe, yaşam üzerine konuşmalarıyla devam eder.Oldukca ironik ve bol küfürlü olan roman hem okur hem de elestirmenlerce ilgiyle karşılanmıştır. Bir yanda teorik kavramlar, bir yanda farklı kültürler, ve bir yandan da farklı şehirlerin üzerinden dolanır romanın atmosferi.Bu kitap, "oyuncul bir fikir romanı" olarak addedilmiştir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Azizler_ve_Alimler_(roman)
Güzel tesbit!
Bütün etkili eylemler araya bir mesafe koyarak yapılır. Kayıtsızlıkla değil, yalnızca ironiyle.