Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
“Bütün diğer romanlardan sonra yazmak istediğim bir itiraf roman vardı…”“Bu romana bütün yüreğimi vereceğim, kanımı akıtacağım. Sürgün yıllarımda, yatağıma yatmış, iç çözümlemeler yaparken, hüznün altında ezildiğim anlarda bu kararı verdim…”“Bu roman benim için öyle değerli ki, benimle öyle bir bütünleşmiş ki… Onu başyapıtım yapmak istiyorum…” (Fyodor Dostoyevski’nin kardeşine yazdığı mektuplardan.) (Arka Kapak)

Ölü Doğmuş!

Aslında biz ölü doğmuş yaratıklarız; zaten çoktandır canlı olmayan babalardan dünyaya geliyoruz ve bundan da gittikçe daha çok hoşlanıyoruz. Bundan zevk alıyoruz. Yakında bir kolayını bulup doğrudan doğruya fikir dölleri olarak dünyaya geleceğiz.

Aşk Orada uzakta anlaşılmadan. Nefes

Aşkımla boyun boyuna bir ejderhayım Şehirde sen benim en çok saklandığım İçine girip korktuğum Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım Sen benim durup durup saplandığım Mutlu an biraz uzun olmasın Yoksulluk gibi gideceğim bir yer var Efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu Bas üstüne sevgilim Dağlarım Toprak yayılınca bulur anasını yavru ceylan Yalnızlık ateşle birleşiyor İki geyik dumanla çiziliyor şişiyor Delinmeler Uyku genişliyor İç organ genişliyor Hazırlanması sinir uçlarının Ve kalburdan sırayla dişli makinadan Yivli burgudan et kıyımından Beş uykusuzluğun en çabuk ve çabuklukla Planlanması Aşk Orada uzakta anlaşılmadan. Nefes

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
108
Baskı Tarihi
2012
ISBN
9789752890212
Baskı Sayısı
11. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Everest
Editörü
Sırma Köksal
Bütün Çocuklar, bir kez olsun, anne ve babalarını cezalandırmak için ölmeyi düşünmüştür mutlaka. Ve nedense hep ağlamışlardır düşün sonunda. Belki bu öykü de bir cezalandırma Ağlama? Bunları oku. denize karşı bir sigara yak. tek şekerli, demli bir çay koy masaya, çok neşeli bir müzik çalsın mutlaka, kapat gözlerini, gülümse, çünkü... BÜTÜN KADINLARIN KAFASI KARIŞIKTIR, çünkü... bir gün bir anda, bazı kızgınlıklarını unuttuğunun farkına varacaksın, artık pek düşünmediğini, çünkü artık bildiğini anlayıp, ellerini bir klarnet taksimi gibi uzatacaksın, hâlâ kafan karışık olacak, ama artık bunu seveceksin, sevmelisin de. KADINSIN... ... BİR ÇİÇEĞİN YANINDAN GEÇER GİBİ YAŞAMALI­YIZ ASLINDA.

Aramak

Örgüt sanrısı bitti. böyle sanrılar, küsmüş çocuklarda sık sık nükseder. insanlarla denk düşmek büyülü ve bir o kadar kısa sürekli rastlantılardır bizim için, bir türlü inanamayız. hiç örgüt görmediğimiz için de, böyle bir ad takabiliriz denk düşmelere. oysa hepimiz, casus gibi yaşarız, saklanarak ve paylaşılamayanın yüküyle. birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir, dokununca renkleri yıkılan. çünkü küskün çocuklar inanamazlar. ki inanmamak, küsmüş bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.

Türü
Roman
Mütercimi
Server Tanilli
Candide, ou l’Optimism, (Candide, ya da iyimserlik) Aydınlanma Çağı‘nın ünlü filozofu Voltaire‘in 1759‘da yazdığı Pikaresk türünde olan en önemli yapıtlarından biridir. Birçok yerde Candide, hikâyeci Voltaire’in asıl karakterini açığa vuran bir kitap olarak anılmaktadır. Ülkeleri, kralları, ulusların adetlerini ve geleneklerini, kendi çağının insan karakterini alaycı bir yaklaşımla ele alan Voltaire, bu eseriyle kendi döneminin dünyası hakkında dikkate değer bilgiler vermektedir.

Bunlar güzel sözler, ama bahçemizi de yetiştirmemiz gerek!

Pangloss, kimi zaman Kandid'e: - Olabilecek dünyaların en iyisinde, birbirine bağlanmıştır bütün olaylar; çünkü, Matmazel Künegond'un aşkı için güzel bir şatodan kovulmamış olsaydınız, Engizisyon zulmüne uğramamış olsaydınız, yaya olarak Amerika'yı dolaşmamış olsaydınız, Baron Hazretlerine bir kılıç vuruşu indirmemiş olsaydınız, burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz, diyordu. Kandid de, şöyle yanıtlıyordu onu: - Bunlar güzel sözler, ama bahçemizi de yetiştirmemiz gerek!

Türü
Roman
Mütercimi
Server Tanilli
Candide, ou l’Optimism, (Candide, ya da iyimserlik) Aydınlanma Çağı‘nın ünlü filozofu Voltaire‘in 1759‘da yazdığı Pikaresk türünde olan en önemli yapıtlarından biridir. Birçok yerde Candide, hikâyeci Voltaire’in asıl karakterini açığa vuran bir kitap olarak anılmaktadır. Ülkeleri, kralları, ulusların adetlerini ve geleneklerini, kendi çağının insan karakterini alaycı bir yaklaşımla ele alan Voltaire, bu eseriyle kendi döneminin dünyası hakkında dikkate değer bilgiler vermektedir.

Cahil olmak için başkasına gereksinmem olmadığını anladım...

...Aptallar, beğenilen bir yazarın herşeyine hayran olurlar. Ben ise, yalnız kendim için okurum ve ancak alışkanlıklarıma uyan şeyleri severim, dedi. Hiçbir şey hakkında kendi kendine yargıya varmamaya alışarak yetiştirilmiş olan Kandid'i pek şaşırtmıştı duydukları; Marten ise, oldukça akla yakın buluyordu Pokokürante'nin düşünüş biçimini. Kandid: - Oh! İşte bir Cicero, dedi. Bu büyük adama gelince, kitaplarını okumaktan bıkmadığınızı sanıyorum. Venedikli: - Asla okumam! Rabiriüs'ü ya da Kuentiüs'ü savunmuş bana ne? Haklarında hüküm verdiğim davalarım yeter bana. Felsefi eserleri ile daha çok yakınlık kurabildim, ancak herşeyden kuşkulandığını görünce, onun bildiği kadar benim de bildiğimi ve cahil olmak için başkasına gereksinmem olmadığını anladım, diye yanıtladı. Marten: - Ah! İşte bir bilimler akademisinin seksen ciltlik dergisi, diye bağırdı. Bunda yararlanılacak şeyler olduğunu sanıyorum! Pokokürante: - Yararlanılacak şeyler olurdu, eğer bu karma karışık yazılardan birinin yazarı, hiç olmazsa bir iğne yapmak sanatını bulmuş olsaydı! Ama ne yapalım ki, bütün bu kitaplar, yalnız boş sistemlerle dolu, yararlı hiçbir şey yok içlerinde dedi.

Türü
Roman
Mütercimi
Server Tanilli
Candide, ou l’Optimism, (Candide, ya da iyimserlik) Aydınlanma Çağı‘nın ünlü filozofu Voltaire‘in 1759‘da yazdığı Pikaresk türünde olan en önemli yapıtlarından biridir. Birçok yerde Candide, hikâyeci Voltaire’in asıl karakterini açığa vuran bir kitap olarak anılmaktadır. Ülkeleri, kralları, ulusların adetlerini ve geleneklerini, kendi çağının insan karakterini alaycı bir yaklaşımla ele alan Voltaire, bu eseriyle kendi döneminin dünyası hakkında dikkate değer bilgiler vermektedir.

İnsanın düşündüğünü yazması çok iyi bir şeydir...

Pokokürante: Evet, insanın düşündüğünü yazması çok iyi bir şeydir; insanlığın bir ayrıcalığıdır bu. İtalya'mızda, yalnız düşünmediklerimizi yazmakla yetiniriz; Sezar'ların ve Antonius'ların yurdunda oturanlar, ancak bir Jakoben'in iznini aldıktan sonra bir düşünceye sahip olabiliyorlar. Eğer tutku ve particilik, bu değerli özgürlüğün en çok değer verilen yanını bozmasaydı, İngiliz dehalarına esin veren özgürlükten hoşlanırdım, dedi.

Türü
Roman
Mütercimi
Server Tanilli
Candide, ou l’Optimism, (Candide, ya da iyimserlik) Aydınlanma Çağı‘nın ünlü filozofu Voltaire‘in 1759‘da yazdığı Pikaresk türünde olan en önemli yapıtlarından biridir. Birçok yerde Candide, hikâyeci Voltaire’in asıl karakterini açığa vuran bir kitap olarak anılmaktadır. Ülkeleri, kralları, ulusların adetlerini ve geleneklerini, kendi çağının insan karakterini alaycı bir yaklaşımla ele alan Voltaire, bu eseriyle kendi döneminin dünyası hakkında dikkate değer bilgiler vermektedir.

Çalışma bizden üç büyük eksikliği uzaklaştırır...

Kandid Türk'e: - Geniş ve görkemli bir toprağınız olsa gerek? dedi. Türk: - Yalnız yirmi dönümlük! Bu toprağı, çocuklarımla birlikte eker biçerim; çalışma, bizden üç büyük eksikliği, can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu uzaklaştırır, dedi.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
419
Baskı Tarihi
2010
Yazılış Tarihi
1935
ISBN
978-975-07-0776-6
Baskı Sayısı
7. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Can
Orijinal Adı
The Clown and His Daughter
Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar'ın ünlü romanıdır. İlk olarak İngilizce The Clown and His Daughter, (Soytarı ile Kızı) adıyla 1935 yılında Londra'da yayımlanmıştır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde tefrika edildi. Daha sonra 1936 yılında kitap olarak basılmıştır. 2006 itibariyle 37. basımı yapılmıştır. Birçok yabancı dile çevrilen roman, 1942'de CHP Roman Armağanı'nı kaz
Neden Altını Çizdim?
Müthiş anlatmış...

Batı ve tecessüsün hudutları

Fakat Osman, Rabia'yi rahat bırakmak istemiyordu. Âdeta kızın ruhunun iç perdesi sallanıyor gibi, ucunu kaldırıp içini görmek istiyor. Osman Garb in çocuğu. Ulemasının canlı mahlûkatın içini yarıp hayat sırlarını öğrenmeye çalıştıkları toprakların mahsulü. Osman, bir insan ruhunun sırlarını öğrenebilmek için diri bir göğsü yarıp açmaya razı olacak kadar fikrî tecessüsün esiri.

Neden Altını Çizdim?
"Bürokrasiye karşı her türlü şiddet benim hoşuma gider!" :-)

Mızmız memurları çalıştırma yolu!

Esaslı yollardan biri yapılacaktı. Yolun belli bir zamanda bitmesine lüzum vardı. O zamanlar Lübnan'da oturuyorduk. Cemal Paşa, Şam Valisi Hulusi Bey'e (Eski Nafia Nazırı, mühendis) bu tarzda emir verdi. Hulusi Bey: - Fennen imkân yoktur, diyor ve bu imkânsızlığı ispat etmek için başmühendisi yola çıkardığını yazıyordu. Başmühendis Ayin Sofar'a geldi. Koltuğu çanta ve dosya dolu idi. Bu yığınlarca kâğıt ve cetvel, yalnız bir şeye yarayacaktı: Orduya lazım olan yolun ordu için lüzumlu olduğu zamanda yapılamayacağını ispat etmek! Başmühendisi kumandanın yanına ben götürmüştüm. Kendinden pek emindi. Fakat daha kapıdan girer girmez Cemal Paşa, suratı astı: - Şimdi koltuğunuzun altında ne varsa, hepsini şu masa üstüne atınız! dedi. Mühendis şaşırdı. - Hepsini, hepsini, son kâğıda kadar! Ve şimdi karşımda durunuz. Gözlüklü mühendis, boş kollarıyla dikili kaldı. - Size yalnız şunu emrediyorum. Bu yolun o tarihte bitmesi için ne kadar paraya, ameleye, kazma ve küreğe ihtiyacınız vardır? Gidip dairelere haber vereceksiniz ve doğru Şam'a hareket edeceksiniz. Yol o tarihte bitmezse, sizi son taşların atıldığı yerde idam ettireceğim. Başmühendisin idam edilmediğine tabii şüphe etmezsiniz. Yol, saati saatine bitti. Bugünkü okurlar bu idam sözüne şimdi hayret edeceklerdir. Büyük Harp'te öldürmek, astırmak, vurdurmak sözleri beş lira ceza gibi hafif kıymetler almıştı. Bir gün Beyrut'ta bir telgrafçının önüne: - Bir dakika geciktiren, idam olunur! ihtarlı, doğrudan doğruya, yahut transit olarak, bir tomar telgraf yığılmış olduğunu ben görmüştüm. Bu adamın bin parça edilmesi lazımdı. İfratlar bırakılırsa, bürokrasiye karşı her türlü şiddet benim hoşuma gider. Bürokrasi bilhassa bizde tembelliği, kararsızlığı, kafasızlığı, kötü niyeti, bilgisizliği meşrulaştırmak demek olmuştur.