Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
345
Baskı Tarihi
Eylül 2009
Baskı Sayısı
2. Baskı
Editörü
Neval Akbıyık
Deniz Gibi Bir Kadın
Çoğu insan, intizamlı çekmeceler ve askılarla düzenlenmiş, gürültü patırtıdan uzak bir hayat diler... Ama onun hayatı tam tersine, ağzı bir türlü kapatılmayan şişkince bir bavula benzerdi.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
125
Baskı Tarihi
Eylül 2009
ISBN
978-975-6107-25-6
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul Sistem Matbaacılık
Mütercimi
İhsan Özdemir
Önemli olan
Önemli olan tek bir an vardır, o da 'şimdi'dir. En önemli an şu andır çünkü bir tek ona sözümüz geçer. İnsana en gerekli olan kişi şu an yanında olan kişidir. Çünkü hiç kimse günün birinde bir başkasına işinin düşüp düşmeyeceğini bilemez ve de insan için en önemli uğraşı o an yanında olan kişiye iyilik yapmaktır. Zira bu, insanın yeryüzüne gönderiliş gayesidir!
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
117
Baskı Tarihi
2006
ISBN
9789754588033
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
Tahsin Yücel
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
117
Baskı Tarihi
2006
ISBN
9789754588033
Baskı Sayısı
0. Baskı
Mütercimi
Tahsin Yücel
Değnek
Çiçeklerle yapraklı dalların değnek için mi yapıldığı, yoksa değneğin dallarla çiçeklerin güzelliğini göstermek için bir bahane mi olduğuna hangi düşüncesiz ölümlü karar verebilir?
Kabulleniş
Eğer miras olarak bunca şeyin içinde
Fırtınalar kalıyorsa bana, bilinmeyen
Tehlikelerle dolu kayalar üzerinde,
Boralarla savaşa katlanmalıysam eğer ben,
Yanlışlık bendeydi, savunmacı sözcüklerle
Hatalarımın üzerini örtmek istemem;
Düştüğüm durumun sorumlusu yine benim
Teknemi kayalıklara doğru ben sürükledim.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
157
Baskı Sayısı
0. Baskı
Vikipedi, özgür ansiklopedi
İnsancıklar, 19. yüzyıl Rus yazarlarından Dostoyevski'nin ilk romanı (1846). İlk Rus toplumsal romanı sayılır. Romanın ana teması diğer Dostoyevski romanlarında olduğu gibi "acıma" dır. Eserin ortaya çıkışı ilginçtir:
Yazar eseri bitirir bitirmez bir arkadaşına (Grigoroviç) okutur, o da eserden o kadar etkilenir ki romanı hemen gecenin bir yarısı döneminin önemli şairlerinden Nikolay Nekrasov'a götütür.
Neden Altını Çizdim?
Dostoyevski ilk romanı olan İnsancıklar'ı yazdığında 24 yaşındadır. "çizmeye gururumu korumak için ihtiyacım var." dediği sıralarda Gogol'un Palto'su da yayınlanmıştı. Palto'nun sarsıcı tarafı "bir insan hayatını neye bağlarsa, umudu her neydeyse onunla yaşar, onda nefes alır, onunla ayakta kalır. Varoluşuna o anlamı yükler sadece ve elinden kendini hayata bağlayan tek ve en önemli tutanağı alırsanız, ölür." cümlesini hiç acımadan yüzümüze çarpıyor oluşuydu. İnsancıklar'ın yukarıda alıntıladığım bölümününse bende başka çağrışımları oldu. Elim ayağım buz keserken, yazmadan geçemedim.
Peki, insanların soğuğundan korunmak için ruhumuza ne giydireceğiz? "İnsan içine çıkmak" çizmeyle, kürkle, paltoyla, koca bir nasreddin hoca fıkrasına çevirdiğimiz hayat... ve insanlar neden bir çıplak gördüklerinde, ona acıyarak, aslında sırtlarının pek oluşundan gurur duyar? İnsan neden kendinden herhangi bir ölçütte altta olanı ezme, aşağılama güdüsündedir? Ruhumuzu ezme fırsatını vermeyelim diye neleri giyiyoruz üstümüze?
Dostoyevski'nin ve benim sorum bu.
Peki, insanların soğuğundan korunmak için ruhumuza ne giydireceğiz? "İnsan içine çıkmak" çizmeyle, kürkle, paltoyla, koca bir nasreddin hoca fıkrasına çevirdiğimiz hayat... ve insanlar neden bir çıplak gördüklerinde, ona acıyarak, aslında sırtlarının pek oluşundan gurur duyar? İnsan neden kendinden herhangi bir ölçütte altta olanı ezme, aşağılama güdüsündedir? Ruhumuzu ezme fırsatını vermeyelim diye neleri giyiyoruz üstümüze?
Dostoyevski'nin ve benim sorum bu.
İnsan paltoyu başkaları için giyer!
Yarın daireye giderken ne giyeceğim ayağıma? Bu düşünce insanı perişan etmeye yeter de artar Varvara'cığım. Aslını ararsanız, kendim için üzülmüyorum. Dondurucu soğukta paltosuz, yalınayak da dolaşabilirim. Ne yapayım, katlanırım. Uysal, küçük bir insanımdır... Ama elalem ne der? Dili zehir saçan o canavalar daireye paltosuz geldiğimi görünce neler söylemezler!
İnsan paltoyu- belki çizmeyi bile- başkaları için giyer. Çizmeye gururumu korumak için ihtiyacım var.
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Modern Adam Üzerine I
Sözde modernlerden bazıları, en çok inkar ettikleri gerçeklerin tuzağına düşerler. Bir de şeklen modern adam tanırım ki, daima zariftir. Amerikan sigarası içer, hiçbir yeni filmi kaçırmaz. Beyoğluna gelen bütün yeni tiyatro truplarına, virtuozlara, balelere... gider. Ömrünün büyük bir kısmını yabancı memleketlerde geçirmiştir. Hiçbir boş inancı olmadığını söyler. Fakat, gazeteyi açınca, ilk gözden geçirdiği sütun, yıldız falıdır. Bir mecliste kahve falına bakan birine rastlarsa, hemen fincanını ona uzatır, avucu el falına bakana doğru açıktır. Bir medyum bulunan eve koşar ve ispirtizma masasının başında, iğreti bir septik gülümseme ile oturur. Hastalıklarını iyi ettirmek için şifacı hocalara başvurduğu da az değildir. Fakat gene de eskinin düşmanıdır ve bunu daima tekrarlar.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Neden Altını Çizdim?
"daima beraberinde gezdirdiği çocuğu üç gün evvel öldüğü için sırtındaki küfede mütevazi sonbahar çiçeklerinin tebessümünü şimdi bir yetim gibi tek başına dolaştıran genç çingene kadın" tasviri beni çok etkiledi
Sonbahar Sabahı
Bu sonbahar sabahının donuk inci rengini nasıl anlatabilirim? O narin, sade yıldız köpüğü dolu bir kadeh, sanatın aynasında görülmüş saf bir kadın sırtı, çıplak bir omuz gibi sanki bütün madde yükünü atarak hafiflemiş parıltısında, benden o kadar uzak, yalnız kendi süzülmüş aydınlığında -kimbilir hangi imbiklerden?- geldiği için zihne o kadar yabancı ki, arada bizi, birbirimize kaynaştıran bir takım şeyler, kapımın önündeki salkım ağacının son yaprakları ve beraberinde taşıdığı mor sabahların hatırası, avluda tulumbanın durmadan gıcırdayan yaralı hayvan sesi, daima beraberinde gezdirdiği çocuğu üç gün evvel öldüğü için sırtındaki küfede mütevazi sonbahar çiçeklerinin tebessümünü şimdi bir yetim gibi tek başına dolaştıran genç çingene kadını olmasa onu âdeta fark etmeyeceğim. Fakat o mevcut ve bütün şehre tek başına hâkim. Penceremin üstündeki yaprakların buruşuk seteninden olduğum yere kadar uzanan şimendifer düdüklerine kadar her şeyde onun saltanatı var. Tabiatı o işliyor, değiştiriyor, hayalleştiriyor.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Mesaj Değil Tebliğ
Mesaj değil "tebliğ" kullanılmalı. Kendimize âit bir hâdisenin kendimize âit bir kelimesi olmalı.