emperyalizm

Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
412
Baskı Tarihi
Mart 2015
Yazılış Tarihi
2013
ISBN
978-605-5029-35-7
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kolektif Kitap
Editörü
Cihan Kara
Mütercimi
Ertuğrul Genç
Orijinal Adı
Sapiens A Brief History of Humankind

İsrailli Yazar ve Tarih Profesörü Yuval Noah Harari’nin kaleme aldığı Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, son yılların en çok ses getiren kitapları arasında yer alıyor. Başlangıçtan bugüne insanın tarihsel yolculuğunu ele alan eser, bugünü meydana getiren tüm koşulları fenni ve sosyal bilimler ışığında detaylandırıyor.

Avrupa ne zaman dünyanın efendisi oldu?

1500'le 1750 arasında, Batı Avrupa hızla ilerleyerek "Dış Dünya"nın, yani iki Amerika kıtasının ve okyanusların efendisi haline geldi, yine de Avrupa-Asya'nın büyük güçlerinin karşısında yeterli değildi. Avrupalılar Amerika'yı fethederek denizlerde üstünlük kurdu çünkü Asya güçleri bunlarla ilgilenmemişti. Modern dönemin başlangıcı Akdeniz'de Osmanlı İmparatorluğu, İran'da Safevi İmparatorluğu, Hindistan'da Babür İmparatorluğu ve Çin'de Ming ve Qing hanedanları için altın çağdı. Bu devletler hem yönettikleri toprakları ciddi ölçüde genişletti, hem de öncesinde benzeri görülmemiş ekonomik ve demografik büyümeye tanık oldular. 1775 yılında Asya dünya ekonomisinin yüzde 80'i demekti. Hindistan ve Çin'in ekonomileri tüm dünya üretiminin üçte ikisini karşılıyordu; Avrupa ekonomik bir cüceydi.

Küresel gücün merkezi ancak 1759'la 1850 yılları arasında, Avrupalılar Asya güçlerini bir dizi savaşta yenip Asya'nın geniş bölgelerini fethedince Avrupa'ya kaydı. 1900 yılında Avrupalılar, dünya ekonomisinin ve topraklarının çoğunu kontrol ediyordu. 1950'de Batı Avrupa ve ABD, küresel üretimin yarısından fazlasını gerçekleştiriyordu, Çin'in payı ise yüzde 5'e inmişti.[93] Avrupa şemsiyesi altında yeni bir küresel düzen ve kültür ortaya çıktı. Bugün tüm insanlar, itiraf etmek istemeseler bile, giyim kuşamda, düşüncede ve zevkte Avrupalıdır. Söylemde çok katı Avrupa karşıtı olabilirler ama gezegendeki neredeyse herkes siyaset, tıp, savaş ve ekonomiyi Avrupa'nın gözlerinden görüyor, Avrupa melodileriyle yazılmış ve Avrupa dillerinde söylenen müzikleri dinliyor. Yakın bir gelecekte küresel boyutta üstünlüğü kurmaya aday günümüzün gelişen Çin ekonomisi bile, Avrupa tipi bir üretim ve finans modeli üzerine kuruludur.


Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kırmızı
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir." Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."

Emperyalist devletlerin değişmez emeli, Türkiye'yi bölmek, paylaşmak veya işgal etmek midir?

Emperyalizmin altın çağı olan 19.cu yüzyıl boyunca iki büyük Batılı emperyalist devletin Şarktaki hakim politikası, Osmanlı imparatorluğunun varlığını ve toprak bütünlüğünü korumak olmuştur. İngiltere ve Fransa, bu amaç uğruna 19.cu yüzyılda üç kez (1828, 1854 ve 1878'de) genel bir Avrupa savaşını göze almışlardır. 1854-56 Kırım harbinde yüzbinin üzerinde İngiliz ve Fransız genci, Osmanlı devletinin birlik ve bütünlüğünü savunmak uğruna hayatlarını feda etmişlerdir.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
520
Baskı Tarihi
Mart 2010
ISBN
978-975-60047-89-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Fecr Yayınevi
Mütercimi
Okan Sevinç
Orijinal Adı
Gofteguhayı Tenhayi
O, inançları uğruna bu yolu tercih etmişti. İnanç bütün hayatını kaplamış ve genç yaşta siyasi ve toplumsal olaylara karışmıştı. Onu bu yola inançları sürüklemişti. Bir an olsun yürümekten geri kalmadı, hiçbir engel ona mani olamadı. Hiçbir davet ve olay, onu bir an olsun tereddüde düşürmedi. Hikâyesi çok uzundur! Siyasi suçluları ya acı çeksin de teslim olsun diye gurbete sürgün ederler ya da canı yansın diye zindana atarlar. O her ikisine de maruz kalmıştı, gurbette zindana atılmıştı.

Ne yazık!

Ne yazık! Yabancılar ülkeye hakim olduğu ve özgürlük tutsak edildiği zaman yalnız devlet, hakim, kanın, istibdada ve hükümete bağlı olanlar değil, bütün halk birer casustur, yabancılar için çalışırlar, akrabalığın suç olduğu bir ülkede herkes yabancı sevdalısıdır.

Osmanlı Emperyalizmi

Suriye,Filistin ve Hicaz'da : _Türk müsünüz ? Surusunun bir çok defalar cevabı: _Estağfurullah ! idi. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda , ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Eğer mederese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu yukarılarına kadar gireceğine şüphe yoktu. Bizim emperyalimz, Osmanlı emperyalizmi, şu ana fikir üzerine kurulmuş bir hayal idi: Türk milleti kendi başına devlet yapamaz!

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
400
Baskı Tarihi
1999
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

Iktisad

Büyük Harbi doğuran ihtilaf , sadece Avrupa milletleri arasında müstemleke paylaşmak için zuhur etmiş bir ihtilaf değildir.Avrupa milletleri yalnız şarkı paylaşmak için zuhur etmiş bir ihtilaf değildir.Avrupa milletleri yalnız şarkı paylaşmak için silaha sarılmamışlardır.Böyle bir iddia , Avrupa’nın siyasi tarihine göy yummak olur.Almanya’nın Alzas Loren üzerindeki iddiasında yalnız iktisadî değil , siyasî, içtimaî, dinî, millî, ırkî, birçok âmiller vardır.Gene eski münakaşaya döneceksin: Diyeceksin ki , her işin başı iktisadîdir.Yani her davayı işkembenin kaba iştahlarına irca edeceksin;bense bu ehemmiyetli tabiat âmilini hiçbir zaman inkar etmemekle beraber, onun yanında biraz evvel saydığım diğer tesirleri de - aynı derecede - ehemmiyetle nazarı itibara almak isteyeceğim.Sence bu tesirler merdivendir ki ilk basamağı insanın sevki tabiisi, menfaati, toprakla münasebeti,istihsal fonksiyonu, hulâsa iktisadî faaliyetidir;bence bu tesirler aşağıdan yukarıya , şakulî bir tarzda değil, ufkî bir çizgi üstünde, bir sıraya dizilidir.Bu tesirler birbirinden evvel ve birbirinden üstün olamaz.Bu evveliyet fikri , her şeyi milliyet münasebetleri içinde idrake mahkum , dar ve mahdut aklımızın bir aldanışıdır.İnsanın insanlığı, hayvanlığından daha mı azdır?Kafası işkembesinden daha mı sefildir?Menfaatinden başka mülahazası , itikadı yok mudur?Varsa da bu menfaatinden doğma iğreti bir ihtiras mıdır?Hayır! Senin nazariyen görünüşte insani olduğu halde insana ve insanlığa hakarettir.İşkembe müdaafası yalnız cahil ve masum halk tabakalarını kandırabilir ve onları neticesiz bir ihtilal kanına boyar.Çünkü dava bundan ibaret değildir.Seninle şu noktada beraberim: Türk milleti ve bütün mazlum Asya kavimleri, Avrupa emperyalizmine karşı ayaklanmalıdırlar.