Tarihin Zihni
Eğer Muhammed, sadece dağınık, vahşi Arap kabilelerini birleştiren, 20 yıl geçmeden onları çevik kuvvete dönüştürüp, büyük ve görkemli İran ve Roma imparatorlarını ortadan kaldırtan bir kahramandan ibaret olsaydı, kuşkusuz, büyük ibir iş yapmış olur ve tarih de buna tanıklık ederdi. Fakat şüphe yok ki tarih, Muhammed'i de büyük olaylar çıkaran İskender, Asurbanipal ve cengiz gibi birisi sayardı. Ama İslam'da en önemsiz sayılan şey; Muhammed'in ani askeri fetihleridir. Bu yüzden Muhammed'in adı tarihin zihninde; Cengiz, İskender, Sezar, Atttila ve Asurbanipal gibi bir çağrışım oluşturmaaz. Tarih Onu, Musa, İsa, Buda, Zerdüşt, Sokrates ile kıyaslar. Gerçi Muhammed ile bu şahsiyetler arasındaki fark, herkesçe açık bir şekilde bilinmekte ve bu fark kıyaslanmayacak kadar büyüktür de.
Siyaset ve Politika
Ünlü filozof Platon da bu gruba (Emerson, Caryle gibi kahramanperest düşünürlere) dahildir. O diyor ki "Toplum koyunlardan oluşmuştur. Bu koyunlar için de çobanlar gereklidir." Çoban-sürü terimi özellikle Doğu dünyasının siyasi kültüründe yaygındır. Bu terim Doğu'da hükümet ve siyasetin gerçek ruhunu ve özel anlamını ortaya koyuyor. Yani,
a) Çoban başka bir cinstendir. Sürü de ayrı bir cinstendir.
b) Çoban, sürünün isteği üzerine seçilmez, onu bu göreve Malik seçer. Malik de Tanrı'dır. (Doğu dünyasındaki hükümetin varlığı din üzere yorumlanmış olur.)
c) Sürünün, çobanı işten elçektirme, değiştirme, ona karşı devrim, isyan, itiraz ve eleştiri hakları yoktur.
d) Çoban koyunlara karşı değil, Malik'e karşı sorumludur. Ve yapılacak her işi sadece Malik ile Çoban daha iyi bilir.
e) Çobanın cins, ırk, tür üstünlüğü ve fazileti, sürü tarafından bilinmekte ve hiçbir kuşku içinde bulunmamaktadır.
f) Sürünün çobana körü körüne itaati mantıklı ve makuldur. Çünkü bu, ilahi namuslar( kanunlar) ve doğa kurallarına uygundur.
g) Çoban sürüyü yöneltme ve idare etmede koyunların rıza ve seçimine göre hareket etmemelidir. Çünkü bu ne makul ne mümkün ne de yararlıdır.
h) Korkunç olan şey, çobanın ve sürü gözetmenin son amacıdır.
Doğu dünyasındaki hükümetlerin siyasi ilkelerinin tümünün yani ilkelerin nihai hedefi, hükümet tarzı ve hükümet halkla ilişkileri, bu iki kelimeden çıkarıldığını görüyoruz. Hükümet ve toplumu idare tekniğinin "siyaset" olarak adlandırması rastlantıya bağlı bir adlandırma değildir. Yunan'da demokrasinin beşiğinde bunu " politic" diye adlandırmaları da rasgele değildir. Bilindiği gibi politic, "şehir" anlamındaki "police" kökünden kaynaklanır. Siyaset kelimesi "çobanlık" öngörülen bütün özellikleri kapsadığı gibi, siyasetin hedefi de çobanlık olup, hükümetin yöntemini ortaya koyar. Nitekim siyaset "at"ı azarlayıp kırbaçlayarak itaat ettirmektir. Özellikle, özü özgürlük ve isyancılıkla bütünleşmiş genç atı, kırbaçla korkutarak itaat ettirip sakinleştirmek anlamındadır siyaset. Bu Doğu ve Yunan'a has iki kavramda iiki zıt siyasi görüşün varlığı ortadadır. Politik'te yönetici halk içindir. Siyaset'te halk, yöneten içindir. Politik bir "şehri idare etmek", siyaset ise onu "hazırlamaktır".
Neden Altını Çizdim?
rical: biyografi
Tarih ve Kahraman
Emerson kahramanları; beşer türünün belirleyicileri, temsilcileri ve seçilmişleri olarak tanımlıyor. Ona göre kahramanlar insanüstü, ultra gücü kendinde somutlaştırıp, beşeriyete empoze eden kimselerdir. O şöyle diyor, "Tarih yoktur, varolan sadece büyük önderlerdir."
Thomas Carlyle; İngiltere'nin büyük yazarına göre "Gerçek tarih, sadece ve sadece ilmu'r-rical (önderlerin özelliğini bilme)dir."
Yeryüzü cenneti
Bugün topyekün çöküş içinde olan komunist düzeni yeniden gözden geçirerek şu sonuca vardım:
Tanrı ve insan olmaksızın, hatta Tanrı'ya ve insana rağmen "yeryüzü cenneti yaratma" yönündeki dev girişim; topyekün bir başarısızlıkla son bulmuştur.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
176
Baskı Tarihi
2009
ISBN
978-975-263-927-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Sözün güzelini söylemek için
Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için
Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için
Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için
İkiyüzlü/ikisözlü olmamak için
Hayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için
Gıybetin yaktığı dudaklarda artık çiçeklerin açması için
GIYBET ETMİYORUM!
Her gıybetçi mütekebbirdir
Sosyologlar gıybeti "sosyal silah" olarak tanımlıyorlar. Başkalarına yönelttiğimiz, "öteki"ini yaraladığımız bir silah.
...
Dr. Nigel Nicholson şu üç soruyu kendimize sormamızı istiyor:
1.Biri hakkında başkasına verdiğimiz bilgi, o kişinin savunma yapmasını gerektiriyor mu?
2.O okişi hakkında bilgiyi başkalarına anlatırken, hakkında bilgi verdiğimiz kişiden daha iyi ve daha kusursuz olduğunuzu düşünüyor musunuz?
3.Bu bilgiyi paylaşmaktaki amacınız başkalarınadaha iyi (en azından ondan daha iyi) görünmenizi sağlamak olabilir mi?
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
176
Baskı Tarihi
2009
ISBN
978-975-263-927-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Sözün güzelini söylemek için
Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için
Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için
Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için
İkiyüzlü/ikisözlü olmamak için
Hayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için
Gıybetin yaktığı dudaklarda artık çiçeklerin açması için
GIYBET ETMİYORUM!
Salih olmayan amel
Bir eylemi "salih" eyleyen, "iman"dan sonra gelişidir, iman ederek işlenişidir. Ardında imanolmayan eylem ne kadar düzgün görünürse görünsüni "salih" ve "sahih" değildir. İman Allah'ın varlığına inanmaktan fazlasıdır; Allah'a göre yaşamaktır. Allah'la yaşamaktır, Allah'ın gördüğünü/bildiğini/işittiğini gözeterek yaşamaktır... ...Tek cümlelik gıybet bile salih olmayan amelden beklenenlerin hepsini yerine getirmeye yeter.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
264
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1981
ISBN
975-437-016-8
Baskı Sayısı
14. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
İslam Sayesinde
Yahudi, Hıristiyan ve Sabii mütercimler o çağda yaşamayan medeniyetlerin eserlerini muhafaza ediyolardı ve bu eserler yüzlerce yıl onların elinde hiçbir kültür ve medeniyet canlılığı yaratmamıştı. O kaynakların asıl sahibi sayılabilecek milletler en ufak bir ilerleme gösteremediği halde bu eserlerin kullanılması ve onların da aşılması ancak İslam sayesinde mümkün olmuştur.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Sükunetten Şahlanmış Ata
Yıldızlı saçağı, oymalı pencere pervazını taşa nakletmekle, taşla yapılan tezyinatı alçı veya betona nakletmek arasında fark yoktur Böyle bir şey yapabilmek için ilk devirlerin safiyeti, hatta inşa ve tezyinat usûllerinin dinî bir hüviyet sahibi olması lâzımdı. Taşın salâbeti ister istemez başka bir nizamda bir düzenleme, süs ve çalışma isteyecekti.
İşte Tanzimat İstanbul'a devlet eliyle bu karışık anlayışı getirdi. Bunların içinde Aziz devrinin cephesi greko-romen taklidi karakollarıyla, Taksim'deki yıkılan kışlanın Endülüs usûlü kule ve pencereleri, Kuleli mektebinin Venedik sarayı tarzı dikkat edilecek noktalardır.
Böylece iç avluya veya bahçeye açılan geniş kemerli kapı yerine, iki taraflı, geniş sahanlıklı merasim merdivenini almakla, sütunu iç revak yerine cephede kullanmakla bir zevkin hudutlarından öbürüne geçmiş oluyorduk. Gerçekte ise bu zevk değişikliği İkinci Mahmud'un şahlanmış at üstünde resmini yaptırdığı gün başlar. Çünkü eski merasimde şahlanmış at yoktur, hatta hareket yoktur. Sükûn ve sükûnet vardır. Avludan divan ve sofaya geçilir, orada sakin, vakur baş eğilir. Saçak
öpülür, konuşulurdu. Ferman, hutbe gibi minberden okunurdu. Şimdi ise hükümet konağının veya kışlanın önünde toplanılacak, içeriden merasim elbiseleriyle devleti temsil eden şahıs çıkacak, yüksekten kalabalığa hitap edecekti. Bu bastonun, merasim kılıcının, ayakta karşılama ve kabulün binasıydı.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Nedir bu maskaralık?
Her rejim iyidir. Nazarımda kötü rejim, ismiyle fiili ters istikamette olan rejimdir. Padişahlık de, faşizm de, komünizm de, anarşi de. Amma gerçek adını koy. Nedir bu maskaralık?