Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
133
ISBN
9758950010
Baskı Sayısı
0. Baskı
Okuyucu!Sen burada, bugün artık kaybettiğimiz değerlerimizle ilgili (nezaket, hayâ, tevekkül, merhamet, sabır, tefekkür, sadakat, dua, kanaat, gözyaşı vs.) kırk öğüt bulacak ve bunları şiirsel ilhamlarla okuyacaksın. Belki yazının içindeki öğüdü alacak, kıssadan hisse damıtacak, belki de unutuvereceksin. Ama ben sevgili okuyucu, bu yazıları, Efendim, "Her kim benim hadislerimden kırk tanesini belleyip başkalarına da öğretirse, kıyamet gününde Allah onu bilginler ve fakihler arasında diriltsin!"buyurduğu için yazdım. İsterim ki, sen de öyle okuyasın ve zihninde birkaç gün gezdiresin.
Aşktır ki gerisi vesairedir
Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş kıyamete kadar sökülmez imiş. Aşk ile insan elbet güneşe benzer; ve aşksız gönül misal-i taşa benzer. Hayatı aşka bölünce hayat çoğalır; bütün hayatları toplasam geriye aşk kalır. Gelip kemiğe dayanınca dünya, hayata atılan kement olur.
Türü
Hikâye
Sayfa Sayısı
143
Baskı Tarihi
Kasım 2006
Yazılış Tarihi
2006
Baskı Sayısı
1. Baskı
Editörü
Emine Eroğlu
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
375
Baskı Tarihi
Kasım-1984
Baskı Sayısı
0. Baskı
Orijinal Adı
Hatırlıyorum
Sevgi
Dostoyevski'nin bir sözü vardır: herkesi sevmek iddiası altında, asıl sevmemiz gerekenlerin sevgi payını hiç de hakkımız olmadığı halde çalmak namussuzluğu, alçaklığı yatar, der ... "
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
375
Baskı Tarihi
Kasım-1984
Baskı Sayısı
0. Baskı
Orijinal Adı
Hatırlıyorum
İnsanımız
Kemal Tahir:
- Bizde, genel ve yaygın anlamıyla psikoloji yoktur, derdi. İnsanımızın büyük çoğunluğu olaylara psikolojik açıdan yaklaşmaz. Yahu yaklaşsa, sokakta deli görünce güler mi hiç!
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
375
Baskı Tarihi
Kasım-1984
Baskı Sayısı
0. Baskı
Orijinal Adı
Hatırlıyorum
Dostluk Üzerine
Dostluklar her üç beş yılda bir tasfiyeye uğrar, diyor yine Kemal Tahir. İnsan tükenmez mi? İnsan bal gibi tükenir! Aşanlar seni bırakır, aştıklarını sen bırakmak zorunda kalırsın, seninle birlikte yol alabilmişlerle sürer bir tek dostluğun...
İkna Odası
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
156
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
2004
ISBN
978-975-263-829-7
Baskı Sayısı
2. Baskı
Editörü
Emine Eroğlu
Nermin, Seher ve Nuray... Üniversite kayıt kuyruklarından ikna odalarına alınan, kendi varoluş hakikateleri ile gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlanan yüzlerce genç kızı temsil eden üç örnek... Yıldız Ramazanoğlu hayatları binbir paraçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü incelikli bir bakışla anlatıyor. Bir sosyal meseleyi edebiyatın konusu yapmayı, sadece başörtüsü yasaklarıyla sınırlı kalmayan kadın sorunlarını dünya kadar açılıma sahip bir insanlık durumu olarak sunmayı ustalıkla başarıyor.
Birbirimizin örtüsü olabiliriz !
Birbirimizin örtüsü olabiliriz ama parçası değiliz öyleyse dedi. Çünkü müstakil varlığımız tek ve bütündür.
Karanlığın içinde aydınlığı bulmak
Güçsüzlüğü farkına vardıran herşey insanların güçsüzlüğünü daha da arttırdı.Edgar Morin'in dediği gibi,mutlak bir laikleştirme arayışı laikleştirilen nesnede mutlak tanrılaştırma yoluna gitti.Tüm tanrılaştırılan nesneler ise artık infilak edip içe çöktü.Herşeyin temeli olan Yaratıcının terkiyle özerkleşen her alan temelini kendisinde aramış,orada bulduğunu sanmış,ama bu da herşeyin altını oyup temelsizleştirmiştir. Her sözde ilah oturmuş kendi başında kendine ağlıyor artık.
Karanlığın içinde aydınlığı bulmak
Narsistleşmiş arzu çılgını benlik,kendisini yücelttiği yerde kendisini alaşağı etmiştir.Hurafe ve yutturmacadan başka birşey olmamakla suçladığı dinleri her tür özden ve iç tutarlılıktan mahrum bıraktığı için,narsistleşmiş benlikler kördür şimdi.Ne kendisini görebilmiş,ne de başkasının hakikatini anlayabilmiştir.Kendi arzularını gerçeğin ta kendisi sandığı için kendisini ve arzularını tanrılaştırmıştır. Sonunda ya aklını başından çıkarıp atacak ya da delirecektir. Hiçbir benlik kendisinin tanrılaştırılmasına dayanamaz çünkü.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
155
Baskı Tarihi
1975
Baskı Sayısı
7. Baskı
Eser, 1975 yılında Peyami Safa Roman Yarışması’nda Başarı Ödülü almıştır. Konusunu son yüz elli yılın toplumsal yaşamından almıştır. Bir sokak çerçevesinde insanlardaki değişim ve aldatılmış insanlığın dramı ele alınmıştır. Bahaettin Özkişi, Sokakta romanında, manevi değerleri hiçe sayan materyalizmin ülkeyi istilası anlatılmaktadır. Cin ve şeytanlar gibi fantastik öğelerin bulunduğu romanda millî değerler ve inançların yok oluşu mühim bir yer tutar.
Yüksek Ökçeler
Ahşap evler meşe iskeletlerinde bir tehlikenin ilk adım seslerini bu yüksek ökçelerin tıkırtılarında duydular, çeşme de, mescit de, evliya da, yaşlı efendiler de sokağın tümü de öyle. Yalnız kadınlar, onlar, zengin, değişik ve girift yapılarının hafızasında, göbekler ötesi geçmişlerinde bu yüksek ökçeleri tanır gibi oldular. Onlar da diğerleri gibi güldüler ama, içlerinde birşey kıpırdadı ve gerindi. O kıpırdanan şeye şeytan dedi yaşlılar.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
96
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
1923
ISBN
975-992-053-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Ali Berktay
Mütercimi
Ayşe Berktay
Orijinal Adı
The Prophet
Cibran'ın başyapıtı olan Ermiş, çağımızın en sevilen klasiklerinden biridir. İlk kez 1923'te yayımlanmış, 20^den fazla dile çevrilmiş, sadece ABD'de 9 milyondan fazla satılmıştır.
Acıya Dair
Ve bir kadın konuşarak, bize Acı'dan söz et dedi.
Ve o dedi ki:
Acınız idrakinizi saran kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl meyvenin çekirdeği kırılmak zorundaysa canevinin güneşi görmesi için, siz de acıyı tanımak zorundasınız.
Ve eğer yüreklerinizi yaşamlarınızın gündelik mucizeleri karşısında merak ve hayranlıkla tutabilseydiniz, acınız da en az sevinciniz kadar harikulade görünürdü.
Ve yüreğinizin mevsimlerini kabullenirdiniz, tıpkı tarlalarınızdan geçen mevsimleri her zaman kabullendiğiniz gibi.
Ve hüznünüzün kışlarını dinginlikle seyrederdiniz.
Acılarınızın çoğu kendi seçiminizdir.
Acı, içinizdeki hekimin hasta nefsinizi sağlamakta kullandığı acı bir ilaçtır.
Onun için hekime güvenin, ilacını sessizce ve dinginlikle için.Çünkü eli ağır ve sert olsa da Görünmeyen'in müşfik eliyle yönlendirilmiştir.
Ve uzattığı çanak dudaklarınızı yaksa da, çömlekçinin kendi kutsal gözyaşlarıyla ıslattığı kilden yağılmıştır.