Neden Altını Çizdim?
Cengiz Erşahin'den güzel bir hikaye daha. İnsana karar alırken cesaret verecek bir hikaye...
Mantıklı kararlar vermekteki sorun herkesin aynını yapıyor olmasıdır
Eğer sen de herkesin verdiği kararları verirsen, sen de onlardan biri olursun. Oysa her zaman farklı bir hayat hayal etmiştin.
Genç bir adam reklam ajansında getir götür işlerine bakıyordu. Bir gün yöneticisine gitti. "Baterist olacağım." dedi.
Yöneticisi:
"Bateri çaldığını bilmiyordum."dedi.
O da, "Çalmıyorum, ama çalacağım." .
Birkaç yıl sonra o genç adam, dünyaca ünlü, Erik Clapton ve Jack Burce ile birlikte aynı grupta çalıyordu. Grubun adı Cream, adamın adı Ginger Baker idi.
Her şeyi doğru düzgün yapmak ve ortalarda bir yerlerde olmak sıradan bir durumdur.
En dipte ya da dibe yakın olmak ise ayrıcalıktır.
Bu sizin için uygun görülen sıradanlıkla ilgilenmediğinizi gösterir.
Neden Altını Çizdim?
İnsanoğlu yaradılış gereği kararlar alırken bencil davranır ve sorumluluğu üstüne düşünmeden alır. Fakat aldığı kararda terslikler olunca bencillik ve sorumluluk hükmü üzerinden kalkmış gibi davranarak bu kararına başka ortaklar bulur. Bunu anlatan güzel bir hikaye yazmış Cengiz Erşahin...
Kararınızın sorumluluğunu üstlenmelisiniz
İki arkadaş ormanda yürürken birisi gümüş saplı bir balta bulmuş ve sahiplenmiş; "Bak ne buldum." Arkadaşı "Buldum deme, bulduk de" demiş. Ama o başını sallayarak "Hayır ben buldum, benim kısmetim" demiş. Az sonra bir grup insan homurdanarak yaklaşmışlar. Bir şey aradıkları belliymiş. Biri elinde balta olanı göstererek, "Haydi ona gününü gösterelim. Baltamızı çalmış." demiş. Bunun üzerine baltayı bulan "Eyvah! Yandık, başımız dertte" demiş. Arkadaşı, "Eyvah yandık deme, eyvah yandım" de. "Başımız dertte deme, başım dertte de. Çünkü benim değil, senin başın dertte" demiş.
Kararınızın sorumluluğunu üstlenmelisiniz. Kararınızın sonucunda ne olursa olsun, sorumluluğun size ait olduğunu unutmayın.
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir."
Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."
Neden Altını Çizdim?
Hepimize yanlış öğretilen bir şeyler var. Bu satırlar en azından benim bazı ezberlerimi bozdu.
İşin aslı öyle değil!..
Hepimiz, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüz yılını bir gerileme ve çöküş dönemi olarak tanımlayan bir düşünce ikliminde yetiştik. Yıllar içinde Anadolu'yu gezmek ve tanımak fırsatını buldukça, bu anlayışın yetersizliğiyle adım adım yüzleşmek zorunda kaldım. Cumhuriyet'ten önceki yüz yıl, gerçekte Türkiye'nin taşrasına, hiç yabana atılmayacak bir kalkınma ve ilerleme çağı olarak yansımıştı. Dönemin mimarisinden, günlük yaşama ait nesnelerinden, kurumlardan ve anılardan bugüne kalanlar, belirgin bir yükselme ve iyimserlik dönemine işaret etmekteydiler. Cumhuriyetin ilk yirmi-otuz yılı ise, taşraya ekonomik ve kültürel bir duraklamadan, hatta çöküş ve çözülüşten başka bir şey getirmemişti.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
220
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
1980
ISBN
9789754731927
Baskı Sayısı
0. Baskı
Ankara 1978, 28 Kasım
Sen bana bir ufuk açıyorsun
Dimdik karşı dağlara bakıyorum
Ben sana bir dağ çeliyorum
Dimdik karşı ufka bakıyorsun
Kupkuru gözlerimize sürme çekiyoruz
Bir adım daha atıyoruz
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
220
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
1980
ISBN
9789754731927
Baskı Sayısı
0. Baskı
Tuzla 1973
Kalbin çıkarı yücelerden olur.
Gelin bir zaman kollayalım. Kalbimizle halleşelim. Görelim nasıl çıkarlar peşinde.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
220
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
1980
ISBN
9789754731927
Baskı Sayısı
0. Baskı
21 Aralık.Hasret
Acaba diyorum ebedi olana, herşeyin mirascısı olana kalbi dolu dolu hasret çekmek nicedir? .... Bense toprağınkilerle cebelleşiyorum. duygularım bu yüzden şiddetli ve acı veriyor. onları ancak uyumaya yakın zamanlarda rahatça taşıyabiliyorum. İşte o zaman bazı şeyleri saf şekilleriyle duyabiliyorum. Perdelediklerini sezer gibi oluyor ve onlardan emin oluyorum. Anlıyorum ki hiçlik yoktur. Elimizin altındakiler değişip duruyor. Dokunup sevdiklerimizi götürüp beş on kürek toprağın altına bırakıyoruz, geçirdiğimiz zamanlar bir elbise gibi sırtımızda duruyor.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
220
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
1980
ISBN
9789754731927
Baskı Sayısı
0. Baskı
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
220
Baskı Tarihi
2004
Yazılış Tarihi
1980
ISBN
9789754731927
Baskı Sayısı
0. Baskı
San Sebastiyan 1972
O yaz otuziki yaşında olmanın değil, daha erken bir yaşın, bir "yaşamak" ın dengesindeyim. Görebildiğim kadar dağ görmek istiyorum. Yanlarından, içlerinden ve üstlerinden görmek. Ve herbirine -isterse birbirlerinin aynısı olsun- dünyanın binbir meşakkatle varılan tek dağı gibi, elimde olmayan derin bir hayretle bakıyorum. Tıpkı yavrularıma ve denize baktığım gibi. Tıpkı sayısız ve çabuk çabuk ve kolayca oluşuna rağmen uyuyabilmemize ve uyuduktan sonra da uyanabilmemize duyduğum hayret gibi derin bir hayretle.
Güzellik uykuyu bırakıp bakınca görülebilir.
Güzellik uykuyu bırakıp bakınca görülebilir. Aksi halde baş tarafı dinlenmemiş bir masal gibi güzelliği anlamak da zor. Güneş doğduktan sonra gözlerini açanlar için geçen her dakika güzelliği anlamak için kaybedilmiş olacak.
Kuşlar
Horozlar
Yararlı bütün yaratıklar
Ve müslümanlar herhalde bunun için daima güneş doğmadan kalkıyorlar.
Nesneleşen Kadın
Batı kapitalizmi, kadını çalışma zorunda bırakırken bunun adını "özgürlük", "çalışma özgürlüğü" veya "kadın hakları" olarak koyuyorsa, böyle bir özgürlük anlayışı, benim özgürlük anlayışıma ters düşer. Geçen yüzyılın kapitalizmi, kadınların ve çocukların işgücünü ucuz bulup erkeklerin yerine kadınları çalışamaya zorlarken ve kadın çalışmadığı takdirde aç kalma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılırken, kadının çalışmasını ona nimet gibi göstermek sahtekarlık sayılmalıdır. Batı kapitalizmi, kadını çalışmak zorunda bırakıyor, onu istismar ediyor, sonra da bunun adına özgürlük veya çalışma hakkı diyor; üstelik de nimet ihsan ediyormuş pozuna girerek..