Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
408
Baskı Tarihi
Aralık 2007
ISBN
978-975-995-093-4
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
İnci Enigün
Neden Altını Çizdim?
inanılmaz etkileyici bir söz herhalde bir yere yolculuğa çıkarken biri bana böyle deseydi olduğum yere yığılırdım
Taşa toprağa selam söyle
Giderken ablamın sözü; ''taşa toprağa selam söyle'' Bu ihtiyar kadın nasıl bu korkunç sözü buldu? Bütün hayat acılığıydı bu söz.''taşa toprağa selam söyle'' kimse kalmadı ki... Ben de yavaş yavaş öyle olmuyor muyum!
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
408
Baskı Tarihi
Aralık 2007
ISBN
978-975-995-093-4
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
İnci Enigün
Beş Şehir
Bugün evden çıkamdım. Beş Şehir'in tashihlerini yaptım .Asıl milliyetçi Yahya Kemal ile benim. hiçbir şeyi inkar etmiyorum. Her şeyi ve bütün tarihi yaşıyorum.Yalnız kitap daha mükkemmel,daha planlı olabilirdi.Çok şişkin cümleler,indi mülahazalar ve tekrarlar var. Bazı şeyleri ise büsbütün unutmuşum. Yahut böyle görecekler. Çünkü hakikatte kendimi en fazla zorlayarak yazdığım kitaptır.Sayfa sayfa,hatta cümle cümle bulmaya,aramaya mecbur kaldım.Beş Şehir mutlak kısırlıkla mutlak yazmak hevesinin mahsülüdür. Kırk yaşından sonra yazıya başlamak...Hemen her cümle bir edat ve zarfla başlıyor.Feci, çirkin, hatta iğrenç.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
408
Baskı Tarihi
Aralık 2007
ISBN
978-975-995-093-4
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
İnci Enigün
Sağ-Sol
Yine sağcılığa geliyorum.Sağcı olmak çok güç hatta imkansız.Evvela memleketimde en cahil en budala insanlar sağcı.Yahut da aşikar şekilde hain ve ahlaksız.Peyami Safa... Peyami Safa'dan daha iğrencine tesadüf edilir mi?
Sonra devrin kendisi var.Artık garpta bile sağcıya tesadüf edilimiyor.Burjuvazi kendisini polis ve asker kuvvetiyle müdafa ediyor.
Sola gelince!... Yarabbim bizde solcu muharrir,solcu şair,genç şair,sol adam,ileri adam, zühd,hamakat,cahillik. Ve hepsinden beteri yeni dil.Devrik cümle ,tarihi inkardan daha beter olan tarih bilmemek.Hiç kültürü olmamak.Ne sağcı ne solcu...
Üç Eser
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
227
Baskı Tarihi
1994
ISBN
975.11.0344.4
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Mehmet Kaplan
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayını olan bu kitap aslında yazarın üç eserini bir araya getiren "toplama" bir kitap. İçindeki eserler şunlar:
1. Bize Göre
2. Gurabâhâne-i Laklakan
3. Frankfurt Seyahatnamesi
Neden Altını Çizdim?
Bu satırları pek ciddiye almadım ama eğlenceli buldum... Edebiyatla ilgili son kısımda söylenenler doğru görünüyor.
Aşk ve Evlilik
Aşkın zedelediği bin türlü talihsizler içinde en çok bu hiçe giden kurbanlara (aşkları için intihar edenlere) acımalı. Zira bu zavallılar bilmiyorlar ki birbiriyle evlenmemesi lâzım gelenler varsa onlar da yalnız sevişenlerdir.
Üstadım Gourmont'un dediği gibi aşk ile evliliği karıştırmamalı. Aşk yabanî bir hayvandır. Kanunlar dışında, isyan ve ihtilâl dağlarında yaşar. Ancak gece, karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin kanapelerini alt üst eder. İbadethanelerde her gün lanetlenen aşktır. Hükümetler, polis ve jandarmayı ona karşı silâhlandırır. Halbuki evlilik, bir şehir müessesesi, bir emniyet tertibatıdır. At cambazhanelerinde musıkî çalan ve fokstrot oynayan, dişi sökülmüş, tırnaklan eyelenmiş, zararsız arslan, orman canavarına göre ne ise, aşka kıyasla da evlilik odur.
Aşk geçici, evlilik ise daimîdir. Evliliği aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler, üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk değişmeyince ölür.
En eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde,.., şiirin konusu zevce değil sevgilidir, hayâller ve semboller, hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur.
Kahramanı zevce ve konusu evlilik olan hikâyeden daha tatsız ne olabilir?
Üç Eser
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
227
Baskı Tarihi
1994
ISBN
975.11.0344.4
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Mehmet Kaplan
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayını olan bu kitap aslında yazarın üç eserini bir araya getiren "toplama" bir kitap. İçindeki eserler şunlar:
1. Bize Göre
2. Gurabâhâne-i Laklakan
3. Frankfurt Seyahatnamesi
Zekâ
Ne yazık ki vücudun çökmesi zekânın olgunluk zamanına tesadüf eder. Mânâsız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağma hazırlanmaktan başka nedir? Zekâ -nar, ayva ve portakal gibi- geç renk ve koku kazanan bir sonbahar mahsulüdür. En az kırk sene güneşte pişmeden bu asîl meyve ballanmıyor. Dünyayı idare eden, ilim, fen, san'at ve edebiyat cereyanlarını idare eden, şakakları beyazlanmış kafalardır. Genç allâme ve genç dâhi bir mucizedir ki bazı yerlerde vücut buluyor.
Ne olacağı meçhul yeni doğmuşlara yer açmak için ölümün her sene, bilhassa baharda, kır saçlara attığı tırpan, kim bilir, tabiata karşı insan zaferini ne kadar geciktirmektedir!
Üç Eser
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
227
Baskı Tarihi
1994
ISBN
975.11.0344.4
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Mehmet Kaplan
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayını olan bu kitap aslında yazarın üç eserini bir araya getiren "toplama" bir kitap. İçindeki eserler şunlar:
1. Bize Göre
2. Gurabâhâne-i Laklakan
3. Frankfurt Seyahatnamesi
Fotoğraf
Fotoğraf adesesine zerre kadar itimadım yoktur. Bundan dolayı, fotoğraf âletinin keşfiyle "portre" ressamının vazifesine nihayet bulmuş gözüyle bakanlara hak vermek bence müşküldür. Şekil ve madde, ışığın akislerine göre her an değişir. Bu itibarla hiç bir çehrenin, vasıfları belirli, bir tek görünüşü yoktur. Fırça san'atkârı, resmedeceği çehre üzerinde, uzun müddet hayatın iniş ve çıkışını gözlemek ve onu birçok değişikliklerinde tespit etmek suretiyle, nihayet gerçek hüviyetin gizli hatlarını sezmeğe ve görmeğe muvaffak olur. Fotoğraf, bu zihnî tahlil ve terkip kudretine sahip değildir. Onun için, hassas cam üzerinde beliren şekle bir vesika kıymeti izafe edilemez.
Üç Eser
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
227
Baskı Tarihi
1994
ISBN
975.11.0344.4
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Mehmet Kaplan
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayını olan bu kitap aslında yazarın üç eserini bir araya getiren "toplama" bir kitap. İçindeki eserler şunlar:
1. Bize Göre
2. Gurabâhâne-i Laklakan
3. Frankfurt Seyahatnamesi
Edebiyat ve Utanç
Bilirim ki, İngiliz milleti, Hint mülkünden ziyâde Shakespeare ile mağrurdur; bilirim ki İran, zâlim bir güneşin yaktığı kısır topraklar üzerinde mevcut olmaktan ziyade, Hâfız-ı Şirazî'nin nazmında, Behzad'ın resimlerinde ve seccadelerinin renkli bahçelerinde yaşıyor; bilirim ki İspanya, ne Alphonse'un, ne de Primo de Rivera'nındır? Fakat kızıl karanfilli Karmen'in vatanı, ancak El Greco ve Cervantes'indir. Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
Cemâleddin Efgânî üzerinde durulması, hakkında bilgi edinilmesi gereken bir adam.
Cemâleddin Efgânî
Cemâleddin Efgânî geniş düşünceli ilk sosyalistimiz. Bu genişlik belki masonluğundan geliyor. Bizim dindarlar yanlış biliyorlar.
Bütün mesele düşünceye açık olmak. Köşeli ve yobaz ise hakîkatin bir parçası ile yetiniyor ve hakîkati kendi inhisarına alıyor.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
386
Baskı Tarihi
Eylül 2008
ISBN
978-975-995-127-6
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
istanbul
Editörü
İsmail Kara
Türkiye'de en çok konuşulan ve tartışılan konunun din ve İslam meselesi olmasına bir önem ve değer atfedip atfetmeyeceğimiz,olup bitenlerden tedirginlik duyup duymayacağımız bir paradoksla alakalıdır.
Din Meselesi
Din meseleleri üzerinde düşünülmeyen,din zihniyeti ile ilim zihniyeti arasında nasıl bir münasebet olabilir sorusunu bile bilgisizlik addeden bir çevrede elbette filozof yetişemezdi.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
393
Baskı Tarihi
Kasım 2007
Yazılış Tarihi
1992
ISBN
9944-125-03-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İzmir
Editörü
Şeref Yılmaz
Yazan: AHMED ŞAHİN
Yazı Kaynağı: Zaman Gazetesi, Ailem Eki, Sayı: 228
Çileli bir devrin hikayesini Ali Ulvi Kurucu merhumun hatıralarından okumak büyük bir şans. Hayatını tamamen ilme adamış yüksek bir kâmet olan merhum Kurucu, hatıralarıyla da irşad vazifesini yerine getiriyor.
Gıybet Neden Kötü
Meselâ gıybet dille yapılır. Meselâ, yine hiç biriniz sormadınız: Yahu gıybet, bir adamın arkasından, onun hoşlanmadığı şeyleri konuşmakmış... Bu iş neden bu kadar kötü oluyor? Bunun manası nedir? Sormadınız ama ben size söyleyeyim: Kur'an-ı Kerim niçin onun üzerinde bu kadar duruyor?
"Gıybette hukuka, insanın hakkına tecavüz vardır... İnsanın malını çalan, canına kasdeden, ırzına namusuna musallat olan kimsenin adı canidir. Cinayeti, tecavüzü ve teaddisi vardır... Gıybette de insanın manevî şahsiyetine taarruz ve tecavüz vardır. O şahıs burada olsa, münakaşasını yapar, müdafaasını yapar. Ama ortada yok... İşte İslâm, İslâm'ın kitabı Kur'an-ı Kerim, o şahsın yokluğunda, onun manevî kıymetini koruyor.
"İnsanlar cemiyetlerde, şerefle, itimadla, isimle yaşar. Ardından konuşulunca manen kaybı olur, şahsiyeti zarar görür. Onu sevenler: Allah, Allah yahu biz bu adamı severdik, demek ki sevilecek insan değilmiş, diye düşünürler...
"İşte İslâmiyet, bir kimseye, böyle manevî zarar vermeyi, ölü kardeşinin etini yemekle bir tutuyor. Bu, en büyük günahlardan sayılır.
"Efendiler, başımıza gelen felâketler, bütün gafletimizden geliyor. Eğer gıybetin, bu kadar mühim, bu kadar acı, bu kadar yaralayıcı bir günah olduğunu bilsek, kim gıybet edebilir?
"insanın hiç iyiliği yok mu? Fakat nefs-i emmare, bizi günahlara sevkeden şeytan, Müslüman kardeşimizin zaaflarını, kötü taraflarını gösterir... Yine şeytanın ikinci bir hilesi daha vardır ki, âyet-i kerîmede ona şöyle işaret buyurulur:
Zeyyene lehumu'ş-şeytânu a'mâlehum!
Habibim! Günahkârlara, âsîlere, günah işlemekten korkmayanlara, şeytan, kötü işlerini yaldızlar da iyi gösterir; onlardan zevk alırlar.
"İşte dilimizin ne olduğunu, ona hâkim olmanın neler kazandıracağını, mahkûm olmanın neler kaybettireceğini bununla görün!..."