Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
93
Baskı Tarihi
2007
ISBN
975-8692-07-0
Baskı Sayısı
3. Baskı
Yayın Evi
Bilge Adam
Editörü
Adnan İnanç
Mütercimi
Ali Aydın
Dine dinsizlik mi karşı yoksa başka şeyler mi bu konu hakkında güzel bir eser.

Şirk

Şirk Allahsızlık anlamına gelmez. Zira müşriklerin bizden fazla ilahları vardır! Müşrik Allah'a inanmayan, Allah'a tapmayan kimse değildir. Bildiğimiz gibi İsa, Musa, İbrahim'in karşıtları müşriklerdir, ilahları olmayanlar değil. .. Bundan dolayı "müşrik" dindardır ve dini bir şahsiyete sahiptir. Fakat gerçek dini ölçüler ve dini hakikatler açısından yanlış bir yola sapmıştır. Yanlış din dinsizlikten farklı bir şeydir. Dolayısıyla şirk bir dindir ve insanlık tarihinin en eski din biçimi olarak kabul edilmiştir.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
93
Baskı Tarihi
2007
ISBN
975-8692-07-0
Baskı Sayısı
3. Baskı
Yayın Evi
Bilge Adam
Editörü
Adnan İnanç
Mütercimi
Ali Aydın
Dine dinsizlik mi karşı yoksa başka şeyler mi bu konu hakkında güzel bir eser.

Küfür

Küfür örtmek anlamındadır. Tıpkı ekin işinde olduğu gibi. Önce tohum ekilir, sonra da onun üzeri toprakla örtülür. İnsanın içinde de hakikat vardır. Ancak bu hakikatin üstü cehalet, kin, menfaatçilik veya mutlak bir bilgisizlik gibi sebeplerden dolayı siyah bir perde ile kaplanmış ve örtülmüştür. Bu nedenle ona küfür denir. Fakat bu küfür, din hakikatinin üzerini, dinsizlik vasıtasıyla örtmek değil; aksine din gerçeğinin üzerini, başka bir din ile örtmektir.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
264
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1981
ISBN
975-437-016-8
Baskı Sayısı
14. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken Neşriyat

Medrese

Medrese, bugünkü gibi, çeşitli ilim sahalarında öğrenci yetiştirecek kadar ihtisas kazanmış kimselerin kendilerine talip olan öğrencilere sistemli bilgi vermesi esasına dayanır. Burada eğitim bakımından en önemli husus, öğrenimin belli kalıplar içinde dondurulmamış olmasıdır. Sınıf yerine ders esası vardır. Bir öğrenci istediği hocadan, istediği dersi alır; bütün öğretimini bir tek medresede başlayıp bitirmeside gerekmez. Herhangi bir ders sahasında başka bir yerde çok meşhur olmuş bir hoca varsa, oraya giderek o dersi okuyabilir. Böylece son derece verimli bir akademik rekabet esası getirilmiştir. İmtihanlar da sadece dersin hocası tarafından değil, bir imtihan heyeti tarafından yapılır. Ayrıca hocaların tayin, terfi, vs. meseleleri bizim şimdi kullandığımız usulden daha çok İngiliz ve Alman üniversitelerindekine benzemektedir.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınevi

Bir kente yürüyen ordu

Yeniden yürüyorum. Rüzgar bir vapur düdüğünün çığlığını getiriyor. Yapayalnızım, ama bir kente yürüyen ordu gibiyim... Şu anda, denizlerin üzerinde müzikle çalkalanan gemiler var; Avrupa'nın bütün kentlerinde ışıklar yanıyor; Berlin sokaklarında komünistlerle naziler çarpışıyor, işsizler New york kaldırımlarını arşınlayıp duruyorlar; sıcak odalarda, tuvalet masalarının karşısına geçmiş kadınlar, kirpiklerini boyuyorlar. Ve ben burada şu ıssız sokaktayım.Neukölln'deki bir pencereden sıkılan her kurşun, götürülen yaralıların her kanlı çığlığı,süslenen kadınların her ufacık, şaşmaz el hareketi, adımlarımın her birine, kalbimin her atışına yanıt veriyor.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Nuri Pakdil

"Nuri Pakdil kimdir?" sorusunun yanıtı, onun yapıtlarında gizlidir. -Ben gözü kapalı, kalbi açık bir insanım. -Yüce Varlık tarafından, yeryüzünün halinden devamlı müteessir olmaya görevlendirilmişim. -Ben direnişi çok seviyorum, inandırıcılık gücü var da ondan. -Özcesi: gururluyum ama kibirli değilim. -Tekil bana çoğuldan daha etkin görünür daima. Böyle olmakla birlikte, zaman zaman gövde gösterisini severim doğrusu. -Hiç alışmadım gülmeye / Hüzün vicdanıma da uygun. -Yeni baştan başlayabilseydim hayatı / aynı yerde koşmak isterdim heralde.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınevi

İnsan davranışları ve Hümanizm

Sarsılmaz bir inatçılık beliriyor yüzünde, bir güven kumkuması haline girmiş. Şunları geçmeden şunları söylediğini duyuyorum: "Birisi, belli bir toplumsal çevre, bir arkadaş topluluğu için yazıyordum derse, ona sözüm yok. İyi bir iş yapıyor demektir. Siz de belki gelecek kuşaklar için yazıyorsunuz. Kendinize rağmen, bir başkası için yazdığınıza eminim." Yanıt bekliyor, konuşmadığımı görünce devam ediyor: "Belki de insanlardan tiksiniyorsunuzdur..." Bu yanıltıcı uzlaşma çabasının altından ne çıkacağını biliyorum. Benden pek az şey istiyor, bir yaftayı kabullenmemi istiyor sadece. Ama bir tuzak bu, ona baş eğersem beni sınırlamış, yeniden kurmuş ve aşmış olacak. Çünkü hümanizm, bütün insan davranışları kendi malı haline getirir ve hepsini birbirine karıştırır.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınevi

Onların pazarı

Bir gebe kadın, kaba görünüşlü bir delikanlıya yaslanmıştı: "Bak, bak orada işte!" diyordu. "Ne?" "Bak, bak martılar orada işte!"diyordu. Delikanlı omuz silkti. Martı falan yoktu ortada. Gökyüzü tam arınmıştı. Ufuk çizgisinde bir pembelik vardı yalnız. "Martıların sesini duydum. Bak dinle, çığrışıyorlar." Delikanlı: "Bir şey gıcırdamış olmalı..." Bir gaz lambası yandı. "Lamba yakıcısı geçmiş olmalı" diye düşündü.Çocuklar onu gözlerler. Çünkü eve dönme işaretini çocuklara o verir. Ama yanılmışım. Güneşin son yansılarından biriymiş bu. Gökyüzü hala aydınlıktı, ama toprak alacakaranlığa gömülmüştü. Kalabalık dağılmaya başladı. Denizin iç çekişleri iyice duyuluyordu. İki eliyle parmaklığa abanmış bir genç kadın, dudak boyasının karasıyla çizgilenmiş mavi yüzünü gökyüzüne çevirdi. Bir aralık " insanları sevecek miyim yoksa" diye düşündüm. Ama bu eninde sonunda onların pazarıydı, benim değil.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınevi

Adam Gövdesi

Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız. Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka şey istememiştim.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
207
ISBN
978-605-4195-17-6
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Düşün
Editörü
H.Ahmet Menteş

Hürriyet ve Zürriyet

Çocuğu olmamıştı Osman Yüksel Serdengeçti'nin, sohbetlerinde bazen de kendini hicvederdi. "...Benim hatun Hırka-i Şerif bohçası gibi kırk kat örtülüdür. Bu dünyada ne çektiysem iki İsmet'ten çektim. Biri beni zürriyetimden diğeri de hürriyetimden etti.