Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Kırmızı
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir." Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."

Batılılık

Paris ve Londra'da geçirilen birkaç yılın, "Batı tipi" devlet okullarında okumaya oranla, çağdaş Batı uygarlığının değer ve kurumlarını özümsemekte daha etkili bir deneyim olacağı kabul edilmelidir. Yukarıdaki tablodan, Osmanlı sadrazamlarının Genç Türklere oranla "Batılı dünya görüşüne" daha açık oldukları sonucu çıkmaktadır. İkinci düzeydeki siyasi şahsiyetleri bir yana bırakıp sadece "lider"leri ele alacak olursak, aradaki fark daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Tanzimat döneminin üç büyük siyasi önderinin (Mustafa Reşit, Âli ve Fuad Paşalar) üçü de altışar yılı aşkın sürelerle Avrupa'da yaşamışlardır. Birinci Meşrutiyetin siyasi lideri Mithat Paşa altı ay kadar Avrupa'da bulunmuştur. Talat ve Cemal Paşalar, iktidarı kesinlikle ele geçirdikleri 1913 yılından önce yurt dışında bulunmamışlardır. Enver ise 1909'da üç ay kadar Berlin'de askeri ataşelik görevinde bulunmuştur. Mustafa Kemal Paşa yaşamı boyunca toplam üç kez Batı ülkelerini ziyaret etmiştir: 1910: Picardie manevralarında Türk ordusunu temsilen (süre belirsiz – birkaç gün) 1917-18: Veliahdın maiyetinde resmi Almanya ziyareti (20 gün) 1918: Viyana ve Karlsbad kaplıcalarında tedavi (birbuçuk ay) Paşanın 1913-14'te bir yıl askeri ataşe olarak bulunduğu Sofya'yı bir Batı kültürel merkezinden ziyade, bir Balkan taşra kasabası (1910 nüfusu: 102.000) olarak değerlendirmek daha doğru olur. İsmet İnönü, yaşamında ilk kez Lausanne görüşmeleri münasebetiyle yurt dışına çıkmıştır. Celal Bayar'ın 1937'de başvekâlete gelişinden önce yurt dışında bulunduğuna ilişkin bir kayıt yoktur.

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
Üstadın sivri dili müthiş!

Manzara Meydanda

Aslında "Cumhuriyet eğitiminin etkileri yarışması" iyi bir fotoğraf yarışması olur. Manzara meydanda...

Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Doğu Kütüphânesi
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.

TİP ve MİT

TİP tamamen MİT tarafından kuruldu. Kemal Sülker yüzde seksen polistir. Entellektüel sayılmaz. Bana "Hatırlarımı yazsam, mezarımdan çıkarır bu adamlar" dedi. Çok namuslu bir zamanında, kafaları çektiğimiz bir sırada söyledi.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Ece Ayhan

1.Yüzünde bütün öğrencileri tarihten ikmale kalmış orta ikiden terk bir sınıf vardır. Bir de hakedilmemiş acıların acemiliği... 1943'ün bir sabah ayazında Ayasofya önünde uygulamalı yurttaşlık dersine katılan Cankurtaranlı kısa pantolonlu bir ilkokul öğrencisi, darağacında sallanan adamın boynunun eğriliğini miras alır. 'Yağmurların hüznü bile yaşlandırır' ; ancak 'bir çocuğun yüreğindeki eğrilik hiç düzelmez'. 14.Marjinal, sıkı, sivil, ters, aykırı, kara bir şairdir. Bir türlü klasik olamaz. Hala gündemde, hala okunuyor, tartışılıyor, bize de "iyi ki klasik olamadı" demek düşüyor. Türkiye'de klasik olmak tükenmişlikle eşdeğerdir çünkü. 15. Şiiri iktidar olamaz. Bırakın iktidara gelmeyi tedavülde kalması bile şaşırtıcıdır. "Ben ne düşüncemin ne şiirimin iktidara gelmesini istemiyorum, istemem!" der. Birkaçı dışında şiiri ortalama okurun algılama düzeyinin üstündedir. Şiiri üstüne sözlük -hem de üç ayrı sözlük hazırlanan tek şairdir. 16. Sivilliğe sıkı bir tanım getirir: "Esas duruş, mülkün temelidir!" Sivilliğini şu sözleri ile pekiştirir: "Orospuların, yol göstericilerin, yersiz yurtsuzların, kimsesizlerin, sokaklarda yaşayanların, açların ve parklarda barınanların, dışlanmışların, orta ikiden ayrılanların, oturanların fallokrat kabadayıların, berduşların kısacası tarih dışına düşürülen lümpenlerin yanında rahat ediyorum ben." 19. Şiirin parasız yatılısıdır. "Devletle yatan iktidarla kalkar" diyerek belki de devletin kapısından erken kaçar, kaçmak zorunda kalır.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Behçet Necatigil

1. Şiiri, solgun bir gül olur (d)okununca. Çocuksu bir gülümseyiş ve kederli bir sevinç sızar dizelerinden. Dar vakitlerde yaşamaya memur edilmiş hayatları, ülkenin bütün orta sınıflarına ortak kılar. 'Ahşap evlerin, erguvanların, birinci sigarasının, dolmuş güzergâhlarının son ütülü gölgesi'dir. 5. Necatigil niye suskundıur? Anlatınca bir şeylerin öldüğünü bildiğindendir suskunluğu. "Susanlara hiç birşey sormayınız!" der. 18. Dalgındır. Konuşurken, karşısındakinin yüzüne değil de dalgın dalgın çevreye bakar, çevreyle ilgilenir. Ders anlatış esnasında dışarıyı izler, derste devamlı dalgındır. Kimi zaman hiç birşey söylemeden dakikalarca öğrencilerine baktığı olur. Bugün dersimiz sessizlik der gibi oturur masasında. 28. "Hayatı kasten darlaştırmak!" Tanpınar'ın bu sözü, Ahmet Haşim'den çok, Behçet Necatigil'i anlatır, onu betimler gibidir.

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Nilgün Marmara

1. Tüm fotoğrafları, hüznün ve şiirin bir kadın yüzüyle uyumlu buluşmasıdır. Fotoğrafları güzel yüzünü alıp gitmiş bir şair imgesidir. "Fazla üstelemeyin, bu dünyada yalnızım" der gibi bir duruşu vardır. 3.Mağrur bir suskunluğun kalesinde hep insanca gülümser. Büyük gözleriyle sessizce konuşur. Hep bir acıyı gizler gibi "bir nehrin dalgınlığıyla" bakar. 16. "Hayatın neresinden dönülse kârdır!" diyebilen ve bunu günlük konuşmalarına aktarabilen bir kadındır. "Giderek eriyen bir buz parçasının üzerine oturmuş, okyanusa akmaktadır. Davetsiz bir yolcudur. Tahta bavulunda cam kırıkları, ecel kırıkları taşır."

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Cemal Süreya

-"Sizin hiç babanız öldü mü?" şiirini, babasının ölümünden dört yıl önce; 'Kars' şiirini Kars'ı hiç görmeden Paris'te yazar. -Arkadaşı Muzaffer Buyrukçu'yu da kattığı bir fantezi geniş yankı uyandırır. Turgut Özal'a bir intihar çağrısı yapar: "Ülkemizi sizden Sizi de özel sıkıntılarınızdan Kurtarmak için Arkadaşım Muzaffer Buyrukçu'yla Bir önerimiz var: İntihar etmelisiniz! Ben ve Buyrukçu bu konuda Dostça omuz veriyoruz size. Gelin, halkın önünde, Üçümüz birlikte intihar edelim Yer: Kadıköy eski iskelenin önü Gününü ve saatini siz saptayın Ülkemiz sizden kurtulsun Biz de bir işe yaramış olalım."

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
221
ISBN
9944588105
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Yolcu Dergisi Yayınları
32 Kısım tekmili birden... Ayrı ayrı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı dergilerde daha çok Yolcu'da Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçerir ve Şiiri Özlüyorum'da Portreler başlığı altında yayımlanan yazıları ki kazandıracak bir bağlam oluşturmaya çalıştım. Otuz İki Kısım Tekmili Birden başlığı altındaki isimlere, sinema yazılarımdan seçtiğim metinleri ekledim. Bu bölüm, araya girmiş parçalar biçiminde değerlendirilebilir.

Ekmek ve Mısra

Şairler ekmek yiyor, fırıncılar şiir okumuyor. H. Avni Dede (iç kapaktan)

Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Fecr Yayınevi

Attığın Oku Sen atmadın

İslam ordusu ilk defa olarak en çetin savaşlardan birinden dönüyordu, gururlu ve muzaffer olarak. Gurur!? Bu çok çirkin bir huy ve özelliktir. İslam ise, ona karşı çetin bir mücadele başlatmıştır. Peygamber bu kötü huyu, bencil Arap ırkının ruhundan temizlemek için çok uğraşmıştır. Şimdi, eşit şartlardan yoksun bir savaşta, Arap eşraf ve ulularını kuyuya atan veya esir eden kimseleer, ister istemez gururlanıp kendi kendilerine övünebilirlerdi. İşte bu konuda çok isabetli ve yerinde bir uyarı Peygamber'in bizzat kendini hedef alıyor ve meselenin diğerlerince de daha derin ve açık bir şekilde anlaşılması sağlanıyordu. Sözkonusu uyarı: " Attığın oku sen değil, aslında Allah attı" ifadesiyle ayet olarak indirildi.