Sayfa Sayısı
168
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-9944-298-31-5
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Cenk Özkömür
Bir şey ya öyledir ya da değildir. Gökyüzü ya mavidir ya da mavi değildir. Hem mavi hem de mavi değil olamaz. Doğru düşünme sanatı, iki bin yıldır Hazreti’den soruluyor ama sahici dünya Aristo’nun tanımladığı gibi değil.
Bir kere, hiçbir şey sabit değil. Her şey, her an değişiyor. İkincisi, dünya siyah-beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbir şey yok. Dünyanın atmosferini molekül molekül tanımlayabilseniz bile, atmosferi yeryüzünden ayıran kesin çizgiyi bulamıyorsunuz.
Neden Altını Çizdim?
Kesinlikle katılıyorum bu satırlara!
Yabancı Dilde Eğitim
Elimizde ciddi araştırmalar var. Türkçeyle eğitim gören Siyasal Bilgiler Fakültesi, Mülkiye öğrencileri ile İngilizce eğitim gören ODTÜ öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışma, anadilinde anlama ve anlatım yetenekleri üniversiteye girişte SBF öğrencilerinden daha yüksek olan ODTÜ öğrencilerinin; son sınıfta, anlama, anlatma yeteneklerinin, yani, yaratıcılıklarının, SBF öğrencilerinin gerisine düştüğünü; giderek lise bitirme aşamasındaki yeteneklerinin de altına indiğini gösteriyor. Bu araştırmanın ilk verileri 2003'te iki ayrı bilimsel toplantıda açıklandı. Yeterli mi, elbette yeterli değil!
Sayfa Sayısı
168
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-9944-298-31-5
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Cenk Özkömür
Bir şey ya öyledir ya da değildir. Gökyüzü ya mavidir ya da mavi değildir. Hem mavi hem de mavi değil olamaz. Doğru düşünme sanatı, iki bin yıldır Hazreti’den soruluyor ama sahici dünya Aristo’nun tanımladığı gibi değil.
Bir kere, hiçbir şey sabit değil. Her şey, her an değişiyor. İkincisi, dünya siyah-beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbir şey yok. Dünyanın atmosferini molekül molekül tanımlayabilseniz bile, atmosferi yeryüzünden ayıran kesin çizgiyi bulamıyorsunuz.
Neden Altını Çizdim?
Korteks genişledikçe şuurun yeni melekeler kazanması beklenen bir şey tabi. Ama simge kullanma melekesinin gelişmesi ile akıl yürütme ve lisan kullanımının mümkün olması söz konusu.
Beyin Kabuğu (korteks) ve Şuur
Haberdar olunan bilgilerin düzenlenmesi ve organizmanın diğer parçalarına ulaştırılması, sinir sisteminin gelişmişliğiyle kaim. Merkezi bir işlem sistemi, yani beyin, yaratığın içinde bulunduğu dünyaya ilişkin haberleri bir araya getiriyor, böylece çevreye dair daha bütünlüklü bir resim oluşuyor. Beyin kabuğu (korteks) olan yaratıklarda hafıza ve tanıma melekesi gelişiyor. Hafıza ve tanıma melekeleri gelişenler, dikkat ve hatta amaç sergileyebiliyorlar.
Örneğin, beyin kabuğu göreceli olarak gelişmiş bir tür olan köpekler,kovaladıkları kedinin görüntüsünü kedi kaçıp kaybolduktan
sonra da koruyabiliyorlar.
Beyin kabuğunu oluşturan lobların altında kıvrım şeklinde uzanan limbik sistem, uyku, açlık, susuzluk, cinsellik gibi bedensel işlevleri düzenliyor. Limbik sistemi olan yılan, timsah gibi sürüngenlerin duyguları var.
Korteks genişledikçe şuur yeni melekeler kazanıyor.
Simge kullanma melekesi bunların en önemlisi; simge kullanma melekesi, akıl yürütmeyi mümkün kılıyor. Dahası, imgesel dil denilen iletişim şeklini doğuruyor.
Sayfa Sayısı
168
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-9944-298-31-5
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Cenk Özkömür
Bir şey ya öyledir ya da değildir. Gökyüzü ya mavidir ya da mavi değildir. Hem mavi hem de mavi değil olamaz. Doğru düşünme sanatı, iki bin yıldır Hazreti’den soruluyor ama sahici dünya Aristo’nun tanımladığı gibi değil.
Bir kere, hiçbir şey sabit değil. Her şey, her an değişiyor. İkincisi, dünya siyah-beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbir şey yok. Dünyanın atmosferini molekül molekül tanımlayabilseniz bile, atmosferi yeryüzünden ayıran kesin çizgiyi bulamıyorsunuz.
Neden Altını Çizdim?
Şuur ve dikkat ilişkisi ilginç.
Başlangıç Noktamız, Şuur
Başlangıç noktamız, şuur. Kelimenin aslı şu'ür. Arapça,
"hissetmek, bilmek"ten geliyor; "insanın kendisini bilmesi,
içinde yaşadığı mekân ve zamandan haberdar olabilmesi
melekesi" olarak tanımlanıyor; bilinç, eşanlamlı kullanılan
diğer kelime. İnsanın kendisini bilmesi, zihinsel süreçlerinin
farkında olması anlamında. Zihinsel süreçler dedikleri ise
düşünceler, güdüler/saikler, algılar, duyular. Basit bir örnek:
Televizyon seyrederken yan odadan gelen gürültülerin, so-
kaktan geçen arabanın, ocaktaki yemeğin, yağan yağmurun,
halıdaki lekenin vb. farkında olma halimiz. Dikkat, şuurun
bu süreçlerden birisine yönelmesi ve teksif olması durumu.
Meselâ, ocaktaki yemekten yanık kokuları gelmeye başla-
mışsa, şuur, kokuya özel bir anlam yüklüyor ve dikkat, ek-
randan mutfağa yöneliyor. Bu bağlamda, şuur, kişiyi ve çev-
resini tarassut altında tutan, düşünce ve davranışlarını de-
netleyen bir inzibat görevi de üstleniyor.
Çevremizde ve/veya kendi içimizde oluşanlara verdiği-
miz tepkiler, çoğunlukla otomatik, çünkü, pek çok şeyi bi-
linçli farkındalık olmadan öğreniyor, gereğini yerine getiri-
yoruz. Ne zaman ki istemediğimiz bir şeylerle karşılaşıyor,
önemli kararlar vermek durumunda kalıyoruz, şuur, dağarcı-
ğımızda önceden kayıtlı önemli olabilecek bilgileri de or-
taya döküyor ve kullanıma sunuyor.
Sayfa Sayısı
152
Baskı Tarihi
Temmuz 2005
ISBN
9756107049
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Ömer Sevinçgül
Varoluşu sorgulayan, bireyi savunmak için çaba harcayan, çağdaş dünyaya önemli mesajlar veren bir edebiyatçı filozoftur, Camus. Felsefi düşüncelerini kolay anlaşılır bir dil kullanarak anlatabilen nadir düşünürlerden biridir.
Bir insan söyledikleri kadar, söylemedikleri ile de insanlaşır.
Bir insan söyledikleri kadar, söylemedikleri ile de insanlaşır.
Kendinizi savunacak mısınız diyordu hakimler
Hayır dedi sanık
Neden ? bu zorunludur
Yine de hayır. Sorumluluğun tamamını üstlenmenizi istiyorum.
...
kendimizi yargılayamadan başkalarını mahkum edemediğimize göre ,kendimizi suçlamalıydık ki , başkalarını yargılamaya hak kazanalım.
Madem her yargıç sonunda cezalı oluyordu öyleyse yolu tersinden gitmeli , önce cezalı olmalıydı ki, sonunda yargıç olunabilsin . Beni izleyebiliyor musunuz.
...oldum olası içimde biri, bütün gücüyle hiç kimse olmamaya çalışıyor.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
393
Baskı Tarihi
Kasım 2007
Yazılış Tarihi
1992
ISBN
9944-125-03-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İzmir
Editörü
Şeref Yılmaz
Yazan: AHMED ŞAHİN
Yazı Kaynağı: Zaman Gazetesi, Ailem Eki, Sayı: 228
Çileli bir devrin hikayesini Ali Ulvi Kurucu merhumun hatıralarından okumak büyük bir şans. Hayatını tamamen ilme adamış yüksek bir kâmet olan merhum Kurucu, hatıralarıyla da irşad vazifesini yerine getiriyor.
Dine Bu Kızgınlık Neden
"Biz harpten muzaffer çıkan,istiklalini alan bir millet değil miyiz? Evet. Peki, bu millet ne için Yunan'la harp etti?Belki Yunan gelirse, dinimi değiştirir, ezanımı değiştirir, yazımı değiştirir, dilimi değiştirir, kıyafetimi değiştirir diye harp etmedi mi ? Ee! Bunların hepsini sen yaptıktan sonra, bireder, sen daha mı gavursun yahu!..."
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
438
Baskı Tarihi
Mayıs 2008
ISBN
978-975-9169-77-0
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Fahri Özdemir
"Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir."
Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir."
Soru 9)Terakkiperver Fırka, gerici, İslamcı ve Osmanlıcı bir anlayışın temsilcisi miydi?
1924 muhalefeti, İttihatçı-Milliyetçi kadroların dışından bir muhalefet değil, o hareketin içinde, rejimin Tek Adam diktatörlüğüne dönüşmesi ekseninde oluşan bir fikir ayrılığının ürünüdür.
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
488
Baskı Tarihi
2003
Yazılış Tarihi
1993
ISBN
978-975-437-101-7
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
R.Güler-E.Kılıç
Bunaltı Edebiyatı ve Türkiye
Bütün kıymet sistemlerini yıkılması, harpler, ihtilal ve inkılaplar sonunda,Sartre'nin dediği gibi, ayaklarının altındaki yer sarsıldı.Şimdi insan,yer ve gök arasında tutunacak hiçbir sağlam yer bulamadan, korkunç bir yalnızlık içinde yaşıyordu.
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
488
Baskı Tarihi
2003
Yazılış Tarihi
1993
ISBN
978-975-437-101-7
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
R.Güler-E.Kılıç
Özlediğimiz Dünya
Onsekizinci yüzyılın sonlarına kadar dedelerimiz hep"Gazi Süleymen Han" devrini özlerlermiş.Biz şimdi 1918'den önceki Türkiye'nin herhangi bir devrine razıyız.
Eğer Balkan bozgununu gören dedelerimiz bir gün torunlarının Türkçeyi bilmedikleri, kendi devirlerine lanet okuyan tiyatro eserlerine devlet kesesinden bahşiş dağıtılacağı bir devrin geleceğini hayal etselerdi, Bulgar kurşunu ile ölmediklerine üzülürlerdi.
Sayfa Sayısı
168
Baskı Tarihi
Şubat 2009
ISBN
978-9944-298-31-5
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Cenk Özkömür
Bir şey ya öyledir ya da değildir. Gökyüzü ya mavidir ya da mavi değildir. Hem mavi hem de mavi değil olamaz. Doğru düşünme sanatı, iki bin yıldır Hazreti’den soruluyor ama sahici dünya Aristo’nun tanımladığı gibi değil.
Bir kere, hiçbir şey sabit değil. Her şey, her an değişiyor. İkincisi, dünya siyah-beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbir şey yok. Dünyanın atmosferini molekül molekül tanımlayabilseniz bile, atmosferi yeryüzünden ayıran kesin çizgiyi bulamıyorsunuz.
Neden Altını Çizdim?
Bu soru matematik öğretmenlerinin en çok karşılaştıkları ve en çok cevap veremedikleri sorudur belki de!
Matematik ne işime yarayacak
Türkiye'de matematik eğitimimizin sefaletini de bu kavramların anlatılamıyor olmasına bağladığımı söylemeliyim. Kafasında a priori bilgi ile a posteriori bilgi arasındaki fark net olmayan öğretmenin "matematik ne işime yarayacak" diye soran öğrencisine verebileceği tatminkâr bir cevap yoktur.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
128
Baskı Tarihi
2009
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Murat Kartal
"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla 'Bize Göre' hisler ve fikirler yazmıştır... Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir 'Bize Göre' parçasının fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bütün yarım gününü geçirecek, akşama doğru bitirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu.