Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Eksik Hayatlar
Yapamazdık yapamazdık
Bizde öyle yürek yoktu
Daha doğrusu başka yürekleri
İncitmekten akıl korktu
Korktuk evet cezalanmaktan
Ki vazgeçtik sevdalanmaktan
Bize düştü eksik hayatlar
Ki farklıydık sözde yalan
Yeryüzünde bir noktayken
Büyüttük aciz ihtirasları
Yaralandık parçalandık
Kurallara kurban ettik tüm aşkları
İyilik ve Kötülük Arasında
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
95
Baskı Tarihi
2005
ISBN
975891614-9
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
Ankara
Şarkılar eskidikçe güzelleşir
Şarkılar eskidikçe güzelleşir gülüm
Konar ruhun aşktan yanan kanatlarına
Bu gün neşeyle dinleyebildiğin nameler
Yarın ağır gelir bir avuç gözyaşı anılarına...
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
RÜYA
Değmeyin feryadıma figanıma değmeyin
Eğer sevda bu demekse ben vazgeçtim beni sevmeyin
Garipliğim kader değil geçici gülmeyin
Bu kış da efkarlıyım bahara Allah kerim
Hadi yüreğim ha gayret
Hele sıkı dur hele sabret
Başını eğme dik tut
Bu bir rüyaydı farzet
Neden Altını Çizdim?
Çok cesur bir yazı. İyi ki böyle aydınlarımız var...
Müjdeli Bir Değişim
Cumhuriyet tarihinin en ilginç dönemlerinden birini yaşıyoruz.
Bütün hayatın “devlete ve devlet görevlilerine” göre tanzim edildiği “oligarşik” bir cumhuriyetten, her şeyin halka göre belirlendiği “demokratik bir cumhuriyete” geçme mücadelesi veriliyor.
Cumhuriyetin yapısının değiştirilmesi için verilen mücadelenin tam göbeğinde “ordu” konusunun durması elbette bir tesadüf değil.
Türkiye’yi halkın iradesinden bağımsız bir azınlığın yönetebilmesi ancak ordunun “silahlı bekçiliğiyle” mümkün.
Biraraya geldiklerinde büyük çoğunluğu oluşturan dindarların, Kürtlerin, solcuların, Alevilerin “özgür ve eşit” yaşama talepleri hep “silahla” baskı altına alınmış.
Bu kesimlerden “devlet görevine” seçilenler ise eski yeniçeriler gibi bir “devşirme” anlayışından geçirilmişler.
Dindarlar dindarlıklarını, Kürtler Kürtlüklerini, Aleviler Aleviliklerini “devlet kapsında” bırakıp içeri öyle girebilmişler.
Devletin içinde “asıl kimliklerinin” dışında “Atatürkçülük” diye tarif edilen yeni bir kimlik edinmişler.
Bu “devşirme” yöneticiler, Sünni olacaklar ama Sünni yaşam tarzını ve ibadet etme biçimini terk edecekler, Kürt olacaklar ama “Kürtlüklerini” öne çıkartmayacaklar, Alevi olacaklar ama Aleviliklerini saklayacaklar, solcu olacaklar ama fikirlerini söylemeyecekler.
İbadetinden, Aleviliğinden, Kürtlüğünden, solculuğundan vazgeçmeyen “halk” ise “hakkını” isteyemesin diye sürekli bir baskı altında tutulacak.
Medyayla, edebiyatla, karikatürlerle beyinleri yıkanacak, dindarlar “yobaz”, Aleviler “mumsöndü yapan ahlaksız”, Kürtler “bölücü”, solcular “hain” gösterilecek.
İnsanlar dinlerinden, dillerinden, fikirlerinden “utanır” hale getirilecek.
Devlet ekonomide tek patron olacak.
Cumhuriyet çok uzun zaman bunu başarıyla yürüttü.
Dünyanın koşulları da buna izin verdi.
Ama dünya da Türkiye de değişti.
Türkiye, “küreselleşen, bütünleşen” dünyanın önemli bir parçası haline geldi.
İnsanlar “hakları” olduğunu öğrendi.
Üretim yapan “halk” yavaş yavaş zenginleşmeye, devletin boyunduruğundan çıkmaya başladı.
Zenginleşen “dindar” kesim siyasete ağırlığını koydu.
Kürtler, silahla “kimliklerini” kabul ettirme yolunu seçti.
Aleviler örgütlendi.
Devletle, halk “iktidar” için karşı karşıya geldi.
Şimdi dünya koşulları “halktan” yana.
Para, halkın elinde.
Halkın Kürt kesiminde “silah” var.
Ve, halk “yeter” diyor.
Sadece bu ülkenin halkı değil, dünya da “yeter” diye bağırmakta.
Bu ülkenin huzura kavuşabilmesi için halkın bu ülkenin “sahibi” olması gerekiyor.
Bunun önündeki engel ordu.
Gerek ordu, gerekse “ordu yanlısı medya” sürekli olarak aynı şeyi söylüyor:
“Cumhuriyet tehlikede.”
Söyledikleri doğru ama eksik.
Bu “oligarşik cumhuriyet” tehlikede.
Bu ülkede “azınlığın sultası” sona erecek.
Halkın iradesine tabi “demokratik” bir cumhuriyet kurulacak.
Ordu, “hukuk dışı” bir baskı kuramayacak halkının üzerinde.
Kendi kimliğini unutmak zorunda kalan “devşirmeler” tarafından değil, gerçek kimliklerine sahip çıkan insanlar tarafından birlikte yönetilecek bu ülke.
“Ben Kürdüm” diyen birini cumhurbaşkanı seçebileceğiz, “ben Aleviyim” diyen bir başbakanımız olabilecek, “Cuma namazlarını kaçırmayan” diyen bir genelkurmay başkanımız görev yapabilecek, “enternasyonalizme” inanan bir Marksist Meclis başkanlığını üstlenebilecek.
Bu ülkenin her vatandaşı, inancı, dini, dili, fikri ne olursa olsun diğerleriyle “eşit” konuma gelecek.
Bizim gerçek bir ülke, gerçek bir cumhuriyet, gerçek bir demokrasi olabilmemiz için önümüzdeki en büyük engel olan ordunun asli görevi olan askerliğe dönüp, elini siyasetten çekmesi bunun ilk adımı.
Bu ilk adımın sancılarını çekiyoruz.
Çok uzun sürmez bu.
Hayatın bizzat kendisi “orduya” bunu emrediyor, buna direnmek mümkün değil.
Ordu kışlasına çekilecektir.
Kendi halkına karşı “oligarşik” bir cumhuriyetin “bekçiliğini” çok fazla yapamaz.
Güneydoğu’daki savaş da barışla sonuçlanacaktır normalleşmeyle birlikte.
Asıl zorluğu belki de biz “ezilenlerin” kendi aralarındaki sorunlarda yaşayacağız.
“Devletin bölünmesinden” çok korkan bu cumhuriyet, kendi halkını insafsızca “böldü” çünkü.
Eğitim sistemiyle, medyasıyla, ezilen insanları birbirine düşman haline getirdi.
Yıllarca ezilen ve birbirine düşman olan bu insanları barıştırmak, birbirlerinden duydukları kuşkudan kurtarmak, onların arasında eşitlik oluşturmak için eğitim sisteminden, medyanın yapısına kadar çok önemli değişikliklerden geçmemiz gerekecek.
Türkiye’de büyük değişim başladı bence.
Bu değişimin en görünür ve en çarpıcı adımı ordunun konumu ama onu hallettikten sonra daha epeyce değişimden geçeceğiz.
Her çocuğun kendine ait bir odasının olacağı, her gencin özgürlüğü alabildiğine yaşayacağı, yaşlıların “bakın nasıl bir ülke yarattık” diye gülümseyeceği bir geleceğe doğru gidiyoruz.
Bu yolculuk biraz zor belki ama varılacak menzil çok huzurlu.
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
LA'L
Bir bulut olsam yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir bir asi rüzgar olup
Kavuşsam üzüm bağlarına
Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi
Annemin sesiyle güne uyansam
Radyoda yanık içli bir keman
Ağlasa nihavend, acemaşiran
Vatanseverliğe karşı
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
192
Baskı Tarihi
2007
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Sınırlar neden var?
Karlhen Şmit(9 yaşında): Prusyamız, Rusların bizden toprak almasına izin vermeyecek!
Petya Orlov(10 yaşında): Biz de diyoruz ki, önce biz fethettiğimize göre toprak bize ait.
Maşa Orlova(8 yaşında): “Biz” kimiz?
Petya: Sen daha çocuksun, anlamazsın. “Biz”, ülkemizin halkı demek.
Karlhen: Her yerde böyledir. Bazı insanlar bir ülkeye, bazıları da diğerine aittir.
Maşa: Ben kime aidim?
Petya: Rusya’ya, hepimiz gibi.
Maşa: Ama ya istemezsem?
Petya: İstesen de, istemesen de Russun. Ve her ülkenin kendi çarı ya da kralı vardır.
Karlhen(araya girerek): Ya da parlementosu…
Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplarlar.
Maşa: Ama niye böyle ayrılmışlar?
Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır.
Maşa: Ama niye böyle ayrılmışlar?
Karlhen: E çünkü her insan kendi anavatanını sever
.
Maşa: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. Hep beraber olmak daha iyi olmaz mıydı?
Pertya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi, ama bu oyun değil, önemli birşey.
Maşa: Anlamıyorum
Karlhen: Büyüyünce anlarsın.
Maşa: Öyleyse büyümek istemiyorum
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Çocukluğum Nerede
Böyle miydik ah, böyle miydim ben
Sevinçlerle uyanırdım çok eskiden
Bu biraz yenilmiş biraz kaderci
Sanki vazgeçilmiş hssediş neden?
Anılar serpilir akşam inerken
Resimler,sokaklar geçer gönlümden
Göğsüme hançer gibi yıllar saplanır
Azalır bir gün daha ömrümden...
Türü
Akademik
Sayfa Sayısı
276
Baskı Tarihi
1998
Yazılış Tarihi
1994
ISBN
975-7726-25-7
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
Ankara
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Gelsin Hayat Bildiği Gibi
Gelsin hayat bildiği gibi,gelsin
İşimiz bu,yaşamak!
Unuttum bildiğimi doğarken
Umudum ölmeden hatırlamak
Eksik Şiir
Türü
Şiir
Sayfa Sayısı
211
Baskı Tarihi
2006
Yazılış Tarihi
2006
ISBN
975-342-588-0
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Müge Gürsoy Sökmen
Yanmam Lazım
Kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda
Tıpkı bir volkan gibi uykusuda
Kalbini kurban veriyor