Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
278
Baskı Tarihi
1990
Yazılış Tarihi
1976
ISBN
975-437-035-4
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Yayın Evi
Ötüken
Objektif serisinin sekizinci kitabı.

Tarih, Insan, Tabiat, Varlık Ve Felsefe

XIX. yüzyılın endüstri devrimi pek iyi bildiğiniz birçok sosyal ve ekonomik meseleler getirmiştir. Bunlara girmeden evvel, bunların dibinde ve kökünde insanın tabiatla ve varlıkla münasebetine ait daha derin ve temelli meseleleri düşünmek ister. Yani tarihe, insana, tabiata ve varlığa verilecek mânâ anlaşılmadan sosyal meseleler halledilemez. Çünkü bunlar bir varlık bütününü dolduran elemanların yalnız birkaç tanesidirler. Parçanın ışığında bütün görülemez.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Yabancılaşma

farklı görüşlerin ortaya çıkışıyla, batı etkisindeki dünyayı hegemonyası altına almış pek çok değer ve ortak kanının sorgulanamaz durumlarının sona erdirilmesi, bir başka trajediyi beraberinde getirdi.giderek artan sayıda insan kişisel değerlerinin yaratıcısı olma konusunda artık tek başına bırakılmış durumda. bunun bedeli, zohar' ın deyimiyle "...kişisel ve kültürel köksüzleşme olarak ödenmekte..."ortak değerlerin yerini, herkesin kendi normlarını ve değerlerini kendi bildiğince yaratma çabalarının alması, birbirimizi anlamamızı ve birbirimize ulaşabilmemizi gitgide zorlaştırıyor.insanlar, birbirlerine kendi senaryoları doğrultusunda roller verip, karşılarındakilerden bu rolleri gerçekleştirmesini bekler oldular.sonuç düş kırıklıkları, kızgınlıklar ve kendimizden kaynaklandığını bir türlü kavrayamadığımız yalnızlık.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Kardeşlik

“Evet. ‘Eşitlik’e değil, ‘kardeşlik’e inanıyorum. ‘Eşitlik’ fiilen mümkün olmayan bir kandırmacadır. İnsanlar kardeştirler ama eşit değil! Küçük kardeşiyle boks yapmaya kalkan bir ağabey düşünsene! Bazen, bu eşitlik denen şeyin, güçlülerin güçlü olma sorumluluklarını sırtlarından atmak için uydurdukları bir kavram olduğunu düşünüyorum.”

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Türkün İçi Boşaldi

“Roma imparatorları kullarını gladyatör dövüşleri ile eğlendirirlerdi.” dedi Günay, “Şimdi televizyonlar cinayet, savaş, terör, her türlü sapıklıkla eğlendiriyor. Magic Box denilen Türkçe sözlü Amerikan televizyonuna bak! Sunulan eğlence ve heyecan, ‘neş’e’ değildir! Coşku, özgürlük gerektirir; ama denetleyen grup buna asla izin vermez! Sonuçta ortaya çıkan, gittikçe büyüyen bir hortum gibidir. Denetim altında tutulan kitlenin bireyleri kendilerini bomboş ve iktidarsız hissederler. Türkler gibi.” “Onların her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun hale geldiler!”dedim, “Orient”e nasıl kıyıldığını anlatan Louis Massignon’dan alıntı yapıyordum. Bakınız, “Oriyantalizm” Edward Said! “Evet. Aynen öyle,” dedi Günay, “Türk’ün içi boşaldı! Kendimizi gerçekten de iktidarsız hissediyoruz. Sindik. Korku içindeyiz; yarın ne olacak korkusu, gelecek korkusu, hiçbir şeyi doğru yapamayacağımız korkusu, asla adam olamayacağımız korkusu. Çocukluğu, sürgit aşağılanmakla, dayakla geçmiş yetişkinlerin ruh hali bizimkisi.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Bati Medeniyeti-Tv

Unutma, insanlık tarihinin en acımasız sadistlerini, Hitler’i, Stalin’i yetiştiren verimli toprak Batı medeniyeti. Ve bu medeniyet sürekli bir biçimde, filmlerle, televizyon dizileriyle, basınla salgın hastalık gibi yayılıyor.” Syf-177

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

İnsan-Hiçlik

Şöyle söyleyeyim, bugün artık insanın bir cisim gibi yaşayamadığı saptanmış bulunuyor. Herhangi bir Batılı psikoloğu oku, aynı şeyi söyleyecektir. İnsanoğlu, amaçsız, dünyaya atılmış bir nesne gibi yaşayamıyor. Ne kadar güvenlik içinde olursa olsun, sadece beslenen ve üreyen bir makine konumuna indirgendiği zaman acı çekiyor. Tekdüze bir yaşam değil, etkili olmak istiyor. Bu etkinliği toplum içinde yakalayamazsa, kendi icat ediyor, yani yokediciliğin heyecanını yaşıyor. Bir şey yaratmıyorsa, kimseyi etkileyemiyorsa, kendini beğenmişliğini insanlara zarar vermeden tatmin edemiyorsa- unutma ki, kişi narsizmini bir politikacı, bir ne bileyim, sinema yıldızı olarak da tatmin edebilir- tecrit olunmuşluğunun cenderesinden kurtulamıyorsa, izleyen yaşamsal iktidarsızlık ve hiçlik duygusunun dayanılmazlığından ancak yaratamadığı hayatın yok edilmesi projesinde yer alarak kurtulmaya çalışıyor. Şarlara göre bu, ‘dazlak’lıkla Hitler’lik arasında, efendim, işkenceye izin verenle, copu fiilen sokan arasında bir yerde de çözümlenebiliyor. Veyahut, ölü-seviciliği kişinin kendi bedenini hedef alabiliyor. Uyuşturucu, alkolizm, intihar gibi. İntihar istatistiklerine bak: İnsanlar aşk, itibar, intikam gibi tutkuları için kendilerini öldürüyorlar ama aç kaldıkları ya da cinsel arzularını tatmin edemedikleri için intihar eden hemen hiç yoktur. Bir de üstelik, dünyada en çok intihar vakasının olduğu toplumlar, fiziki ihtiyaçlarını en çok karşılamış, en güvenli toplumlardır.”

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Vekil

“Öyle! Oysa , İslamiyet’in insanoğluna yüklediği sorumluluğun ima ettiği liyakat müthiş bir şeydir, arkadaşım. Rönesans hümanizması filan bunun yanında çocuk oyuncağı kalır. Adamlar, gaddar Yahova’dan kaçarken, sadist Zeus’un kucağına düştüler! Öte yandan, ‘Alemlerin Rabbi, Adem’in Yaratıcısı’, insanoğlunu kendine vekil tayin ediyor! Kendi adına hareket etme yetkisi veriyor! Batı insanı kendisini böyle bir iltifata asla layık görmedi! Ezikliğinden kurtulamadı!”

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
0
Baskı Sayısı
0. Baskı

Fayda

Sizin dünyanızın öğrenme azmini kamçılayan tek şey vardır, o da bir şeyi biliyor olmanızın size sağlayacağı ekonomik fayda! Bu Avrupa’nın Asya’yı sömürgeleştirmeye kalktığı günden beri böyle olmuştur.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Sistemler İçinde Erimek

Her toplum sisteminin –ister krallık, ister imparatorlu, isterse modern bir devlet sistemi olsun- kendine özgü bir yönetimi, inanışı ve siyasi bir düzeni vardır. Bu sistemler, ellerindeki güce dayanarak insanları mutlaka belli kurallara itaate zorlarlar ve bu işi kendilerine görev addederler. S.117 Müslümanlar içlerinde yaşadıkları toplumları ele aldıklarında, eğer rahatsız oldukları yanlarla köklü bir biçimde karşılaşıyorlarsa, kendi inanç birimlerinin özü bünyelerinde hala yaşıyor demektir. S.119

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
144
Baskı Tarihi
1986
Baskı Sayısı
1. Baskı
Yayın Evi
İklim

Zihniyetimizin Bulunduğu Nokta

Bu zihniyetler karmaşası içinde, işin bir başka yönü daha vardır. O da, zihniyetleriyle bir türlü bütünleşip kaynaşamayan müslümanların, varlığını sürdüren egemen zihniyetleri katkı oranlarıdır. Müslümanların bu katkıda pay sahibi olmaları, fazlasıyla hayıflanılacak bir olay niteliğindedir. S.114 Her şeyi kabul etmekle başlayan tasarruf etme hakkımız, ve buna paralel olarak elde ettiğimiz bilgi, kendi düşünce yolumuzun gelişmesine, bizim tarafımızdan indirilen en etkin darbelerden biri olmuştur. S.114 Bünyemize aldığımız kafir güdümlü her zihniyet birimi, bizim düşünce birimlerimizi yok etmek için üstlenmiş ve üzerimizde etkili, dayanıklı kaleler oluşturmuştur. Ama ne olursa olsun, Müslüman olmamız, bizim kendimize has bir görüş, anlayış ve yaşayış yolumuzu, en kötü şartlarda dahi açmamızı mutlaka gerekli görmektedir. S114 Çünkü en büyük kayıpları inançlarını alileştirme çabaları ile başlamıştır. En büyük kazançlarını da, inançlarını aklileştirme çabalarından koparmakla elde edeceklerdir. Bunun yolu akıllı olmaktan geçer. S.115 Müslümanların zihniyeti içtenliği, uzlaşmama prensibini, yaptırımcı güçlere boyun eğememeyi, tavizsizliği, diri ve etkin olmayı her yerde ve her zaman zorunlu kılmıştır. S.116